Siber saldırganlar önce küçük şirketlere sızıyor, sonra büyük şirketlere sıçrıyor

- Aksigorta Genel Müdürü Uğur Gülen:- “Hibrit çalışma düzeni ile birlikte yaşanan siber saldırılar yüzde 20 artış gösterdi. Saldırıların yüzde 43’ü küçük şirketlere karşı yapılıyor”- “KOBİ’lerin bir siber uzmana sahip olmaması zincirleme siber saldırılara yol açmaktadır. Siber güvenlik sigortasının KOBİ’ler için zorunlu hale getirilmesi ve sistemsel altyapının buna uygun olarak yeniden oluşturulması büyük önem taşıyor”

Siber saldırganlar önce küçük şirketlere sızıyor, sonra büyük şirketlere sıçrıyor

İSTANBUL (AA) - ELİF FERHAN YEŞİLYURT - Aksigorta Genel Müdürü Uğur Gülen, hibrit çalışma düzeni ile birlikte yaşanan siber saldırıların yüzde 20 artış gösterdiğini, saldırıların yüzde 43’ünün küçük şirketlere karşı yapıldığını belirterek, “Küçük şirketlerin bir bilgi teknoloji uzmanına sahip olmaması, saldırıyı oldukça kolaylaştırmakla birlikte saldırganların bu küçük şirketlere sızarak daha büyük şirketlere sıçradığı görülüyor.” dedi.

Gülen, sigorta sektöründeki gelişmeler ve Aksigorta’nın faaliyetlerine ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, sektörde bu yıl yine klasik ürünlerde büyüme gerçekleştiğini aktararak, kasko ve trafik sigortasının her zamanki gibi farkındalığı ve büyümesi yüksek ürünler olduğunu söyledi.

Her sektör ve iş kolunda yaşanan dijital dönüşümün sevindirici sonuçları olduğu kadar yarattığı risk hacminin de genişlediğine dikkati çeken Gülen, şunları kaydetti:

“Hibrit çalışma düzeni ile birlikte yaşanan siber saldırılar yüzde 20 artış gösterdi. Saldırıların yüzde 43’ü küçük şirketlere karşı yapılıyor. Küçük şirketlerin bir bilgi teknoloji uzmanına sahip olmaması, saldırıyı oldukça kolaylaştırmakla birlikte saldırganların bu küçük şirketlere sızarak daha büyük şirketlere sıçradığı görülüyor. KOBİ’lerin bir siber uzmana sahip olmaması zincirleme siber saldırılara yol açmaktadır. Siber güvenlik sigortasının KOBİ’ler için zorunlu hale getirilmesi ve sistemsel altyapının buna uygun olarak yeniden oluşturulması büyük önem taşıyor.”

- “İlerleyen süreçte siber sigortalara olan ilginin çok daha artacağını düşünüyorum”

Gülen, Türkiye’de 3 milyonu aşkın KOBİ’nin bulunduğunu anımsatarak, saldırganların hedefindeki bu büyük KOBİ ailesinin, siber risklerin büyüklüğü konusunda farkındalık kazanması ve yeni dünyada varlıklarını koruyabilmek anlamında önlem almaları gerektiğini vurguladı.

Siber sigorta poliçe sahipleri nakit desteği almanın ve itibarlarını korumanın yanı sıra siber saldırı sonrası kaybedilen veri ve yazılımların olay meydana gelmeden hemen önceki mümkün olan en yakın hale getirme imkanına da sahip olduğuna işaret eden Gülen, “İlerleyen süreçte siber sigortalara olan ilginin çok daha artacağını düşünüyorum. Savaş ve artan politik riskler siber sigortaya talebi de artıracak.” dedi.

Gülen, salgın öncesi ve sonrası döneme yönelik toplumda yaptıkları araştırmalar sonucu dijital risklere karşı artık bireylerin ve şirketlerin çok daha farkında ve önlem almaya yatkın davranış sergilediğini gözlemlediklerini aktararak, “Müşterilerimize sunduğumuz dijital güvenlik paketine ve KOBİ’lere özel ürünümüz siber koruma sigortamıza ilginin arttığını görüyoruz. Elbette daha yolun başındayız. Hem Aksigorta hem de sektör adına konuşabilirim; dijital risklerin büyüklüğünü anlatmaya, toplumu önlem almaya teşvik etmeye devam edeceğiz.” diye konuştu.

- “Tamamlayıcı Sağlık Sigortası, sağlık sigortacılığının en önemli ürünü haline geldi”

Uğur Gülen, özellikle salgın sürecinin tüm dünyada sağlıklı yaşamın önemini gözler önüne serdiğini belirterek, bunun aynı zamanda kaliteli sağlık hizmetine erişimin de ne kadar kritik olduğunu ortaya koyduğunu kaydetti.

Gülen, Türkiye’de özel hastane ve poliklinik hizmetlerinin temelde Özel Sağlık Sigortalarını desteklerken, Türkiye’deki sosyal güvenlik sisteminin özel hastaneleri de bir miktar fark ödeyerek olsa kapsam içine almasının ulaşılabilir özel sağlık poliçelerine olan büyük bir talebin doğmasını sağladığını, çözümün de Tamamlayıcı Sağlık Sigortaları (TSS) olduğunu söyledi.

Hem sosyal güvenlik sistemindeki sağlık iş modeli hem de salgın süresince oluşan tüketici davranış değişikliklerinin TSS’ye olan talebin patlamasını sağladığını vurgulayan Gülen, “Bunun devamında TSS sahiplerinin aldıkları hizmetlerden memnun kalmaları, ürün ve hizmetlerin de gelişmesi ile birleşince TSS, sağlık sigortacılığının en önemli ürünü haline geldi. Mevcut ortamda Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’nın önündeki fırsatları da göz ardı etmemek gerekir.” diye konuştu.

Gülen, Özel Sağlık Sigortası (ÖSS) sahiplerinin; ürünlerine en bağlı, sürekliliği en yüksek sigortalı grubu olduğuna işaret ederek, TSS sahiplerinin de aldıkları hizmetten memnun kaldıklarında aynı davranışı sergilediklerini gördüklerini, bu nedenle TSS’nin bir özel sağlık sigortacılığı ile tanışma ürünü, bir başlangıç ürünü olarak konumlanması ve yaşam döngüsü geliştikçe sigortalıların ÖSS’ye geçebileceği bir bütünleşik platform haline getirilmesinin tüm paydaşlar için büyük avantaj sağlayabileceğini, bu nedenle bu ürüne uzun vadeli bakılması ve değerlendirilmesinin çok önemli olduğunu vurguladı.

- “3,4 milyon müşteri portföyüne sahibiz”

Aksigorta Genel Müdürü Gülen, yeni nesil sigortacılık anlayışıyla dijitalleşmeye yatırım yapmaya devam ettiklerini belirterek, bu kapsamda geçen yılın sonunda Aksigorta Mobil uygulamasını hayata geçirdiklerini, tüm risklerin tek ekrandan yönetilebilmesini sağlayan yeni mobil uygulamanın, acente ve müşteri arasında yeni bir ilişki kurma biçimi sağlayacak sade ve şeffaf bir platform olması yönüyle öne çıktığını söyledi.

Aksigorta olarak Türkiye genelindeki 3 bin 500’ü aşkın acente ağıyla 3,4 milyon müşteri portföyüne sahip olduklarını, salgın sürecinin başından bu yana iş süreçlerini hiçbir aksaklık yaşamadan evlerden yürütebildiklerini aktaran Gülen, şunları kaydetti:

“Uzaktan çalışma modelinin getirmiş olduğu esneklik ve verimliliği, uzaktan çalışmaya elverişli rollerde salgın sonrasında da kalıcı bir çalışma kültürü haline getirdik. Böylelikle ofisler, her gün gelinen bir çalışma mekanı olmaktan çok, iş birliğinin, birbirinden öğrenmenin, sosyalleşmenin ve yaratıcılığın arttığı odaklı kullanım mekanı haline gelecek. Zamanımızı çok daha iyi kullanırken işimizi daha iyi yapabilecek, verimliliği arttırmış olacağız. Ofislerimizi de bu anlayışla, baştan aşağı geleneksel çalışma dizaynından çıkarıp Smart@work anlayışımıza göre yeniledik. Aynı anlayışla işin geleceğine bugünden yatırım yapan Sabancı Topluluğu ile ortak çalışma prensiplerini benimsiyoruz.”


YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER