Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, Trabzon'da konuştu:

- "Türk hukuk tarihinin en büyük kazanımlarından, en büyük reformlarından biri bireysel başvurudur ve bu bireysel başvurunun etkili ve başarılı şekilde gelecek nesillere aktarılması, sadece Anayasa Mahkemesi'nin değil hepimizin ortak sorumluluğudur"

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, Trabzon'da konuştu:

TRABZON (AA) - Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, bireysel başvurunun, Türk hukuk tarihinin en büyük kazanımlarından ve reformlarından biri olduğunu belirterek, "Bu bireysel başvurunun etkili ve başarılı şekilde gelecek nesillere aktarılması, sadece Anayasa Mahkemesi'nin değil hepimizin ortak sorumluluğudur." dedi.

Arslan, kentteki bir otelde düzenlenen "Adli Yargıda Bireysel Başvuru İhlal Kararları ve İhlalin Sonuçlarının Ortadan Kaldırılması" Bölge Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, bu toplantıların, bireysel başvurunun daha etkili şekilde uygulanabilmesi için yargısal diyalog yoluyla ortak sorunlara çözüm bulmayı amaçladığını söyledi.

Toplantının başarılı geçmesi temennisinde bulunan Arslan, şöyle devam etti:

"Bilindiği üzere anayasal kimliğimizin başat unsuru hukuk devleti ilkesidir. Anayasanın ikinci maddesine baktığımızda birçok niteliğin sayıldığını görürüz ama bu cümle 'Demokratik bir hukuk devletidir.' şeklinde tamamlanır. Dolayısıyla ikinci maddede Türkiye Cumhuriyeti'nin nitelikleri arasında hukuk devleti sayılırken çok önemli bir ayrıntı da gizlidir orada. Hukuk devleti sadece niteliklerden, Cumhuriyetin temel ilkelerinden biri değildir, aynı zamanda farklı bir okumayla ana ilkesidir, ana değeridir. Çünkü cümleye baktığınızda aslında 'Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir.' diye de okuyabiliriz. Aradaki diğer tüm nitelikler bir anlamda hukuk devletinin vasfı niteliğindedir."

Arslan, anayasanın diğer tüm maddelerinin, aslında bir anlamda, anayasanın ikinci maddesinin, özellikle de hukuk devletinin bir açıklaması, detaylandırılması mahiyetinde olduğunu belirterek, "'Peki hukuk devleti nedir?' diye sorduğumuzda çok komplike bir alan çıkıyor karşımıza. Birçok unsuru olan bir kavram ama bugün burada bu toplantının da konusunu teşkil eden yargı kararlarının etkili bir şekilde uygulanması, hukuk devletinin en önemli özelliği olarak, niteliği olarak karşımıza çıkıyor." diye konuştu.

Bu kavramın tarih boyunca hukuk felsefesiyle uğraşanların temel konusu olduğunu, Kant ve Mevlana'dan örnekler vererek anlatan Arslan, "Bir toplumun geleceği yargının çok iyi işlemesine bağlıdır. Hakimin, bağımsız ve tarafsız bir şekilde uyuşmazlıkları çözme kabiliyetine ve kapasitesine bağlıdır. Tam da bu nedenle hakim, Mevlana'nın gözünde bir rahmettir, kıyametteki adalet denizinin bir damlasıdır." dedi.

Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kuşkusuz, hakimin uyuşmazlıkları barışçıl şekilde gidermesi, adalet ve hakkaniyete uygun kararlarının etkili şekilde uygulanmasına bağlıdır. Bu nedenle anayasa mahkemesi kararlarında vurgulandığı üzere hukuk güvenliğinin ve hukukun üstünlüğünün tam manasıyla sağlanabilmesi için sadece hukuka aykırılığın yargı kararıyla tespit edilmesi yeterli değildir, aynı zamanda tespit edilen bu hukuka aykırılığın tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılması da gereklidir. Bu anlamda yargılanma sonunda verilen kararların etkili şekilde icrası adil yargılanma hakkının önemli unsurlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır."

- "Subjektif etkinin ötesinde daha önemli olan, bireysel başvurunun objektif etkisidir"

Bireysel başvurunun başarısı ve etkili bir yol olarak yoluna devam edebilmesinin, ihlal kararlarının mutlaka yerine getirilmesine ve gereği gibi uygulanmasına bağlı olduğunu da ifade eden Arslan, şunları kaydetti:

"Burada sadece münferit başvurularda ihlalin giderilmesini, başvurucunun zararının giderilmesini kastetmiyoruz. Bu elbette bireysel başvurunun subjektif etkisi. Anayasada güvence altına alınan herhangi hakkı ihlal edilen bireyin, bu ihlalden kaynaklanan zararının mutlaka giderilmesi gerekir. Bu aslında devlet olarak bireylere karşı sorumluluğumuzun da bir gereğidir. Fakat bu subjektif etkinin ötesinde bundan belki de daha önemli olan, bireysel başvurunun objektif etkisidir."

Arslan, bireysel başvuruda temel amacın bir ülkede tek tek tüm bireylerin hak ihlali iddialarını ortadan kaldırmak ve onları karşılamak olmadığına işaret ederek, "Bu mümkün de değildir. Anayasa Mahkemesi 15 üyeden oluşan 100'ün biraz üzerinde raportöre sahip olan bir mahkeme. Bugün itibarıyla 123 bine yakın bireysel başvuru var Anayasa Mahkemesi'nin önünde. Dünyanın hiçbir anayasa mahkemesinde, hiçbir uluslararası insan hakları mahkemesinin önünde bu kadar başvuru yok." ifadelerini kullandı.

Ağır bir yük ile karşı karşıya kalındığını dile getiren Arslan, "Bir kere bunu kabul etmek zorundayız. Ağır bir iş yükü ile karşı karşıya kalan ve her geçen gün artan iş yüküyle mücadele etmek zorunda olan bir mahkeme bu kadar çok bireysel başvuruyla subjektif etkiyi sağlayarak mücadele edemez. O halde tek yol, tek çözüm bireysel başvurunun objektif etkisini hayata geçirmek ve başarılı bir şekilde uygulamaktır." diye konuştu.

- "Amaç yeni ihlallerin ortaya çıkmasını önlemektir"

Arslan, objektif etkinin ne olduğuna yönelik de değerlendirmede bulunarak, şunları kaydetti:

"Yasama, yürütme ve yargı organları, idare makamları, ihlali gidermekle yükümlü olan makamlar, kamu gücü kullanan organlar, Anayasa Mahkemesi'ne yeni bir şikayetin olmasını, gerçekleşmesini beklemeden hak ihlalinin kaynaklarını kurutmak durumundadırlar. Yargı organlarımız, mahkemelerimiz, yeni bir başvurunun yapılmasını beklemeden Anayasa Mahkemesi ihlal kararlarında ortaya konan ilkleri ve esasları göz önünde bulundurarak kararlarını vermek durumundadır. İdari makamlar, idari işlemler yaparken anayasa mahkemesinin bireysel başvuruda verdiği ihlal kararlarının, bu kararların gerekçelerini, kararda ortaya konulan ilkeleri ve esasları dikkate almak durumundadırlar. Bunu yaptığımız takdirde biz yeni başvuruların dolayısıyla da yeni ihlallerin ortaya çıkmasını önleyebiliriz."

Buna aynı zamanda bireysel başvurunun önleyici işlevi de denilebileceğine dikkati çeken Arslan, "Çünkü amaç yeni ihlallerin ortaya çıkmasını önlemektir, tek tek tüm ihlalleri ortadan kaldırmak değildir." dedi.

Arslan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Türk hukuk tarihinin en büyük kazanımlarından, en büyük reformlarından biri bireysel başvurudur ve bu bireysel başvurunun etkili ve başarılı şekilde gelecek nesillere aktarılması, sadece Anayasa Mahkemesi'nin değil, hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu, gelecek nesillere karşı hepimizin ortak borcudur."

Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Hasan Küçükosman, Trabzon Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Çelikkol, Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkan Vekili Pınar Başpınar'ın da açılış konuşması yaptığı toplantı, bireysel başvuru ihlal kararlarının objektif ve subjektif etkileri ile bireysel başvurularda sık karşılaşılan ihlal alanları konularındaki oturumlarla devam etti.


YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER