Glutensiz Diyetlerdeki Büyük Risk

Illinois Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre glütensiz diyet uygulayanlar arsenik ve cıva gibi toksik metalleri daha fazla alıyorlar.

Epidemiology’ de yayınlanan araştırma, U.S. National Health and Nutrition Examination Survey kapsamındaki 6-80 yaş arasındaki 7.480 kişiye ait verilerin incelenmesiyle gerçekleştirildi.

Bunlardan glütensiz diyet uygulayan 73 kişinin idrarlarında arsenik seviyesinin normal diyet uygulayanlara göre 2 misli kanda cıva seviyesinin ise yüzde 70 fazla olduğu tespit edildi.

Glütensiz diyetlerdeki toksik metallerin arpa, buğday, çavdar gibi tahıllar yerine kullanılan pirinçten kaynaklandığı, pirince de gübre, toprak ve sudan geçtiği düşünülüyor.

Glütensiz diyet revaçta

Glütensiz diyet esasında Çölyak hastalarına tavsiye edilmekle ve bu hastalığın USA’ daki görülme oranı yüzde 1 olmakla beraber 2015’ de Amerika’ lıların dörtte birinin glütensiz diyet tükettikleri bildiriliyor.

Glütensiz diyetin, non-Çölyak glüten duyarlılığı adıyla bilinen hastalıkta ve hatta böyle bir hastalığı olmayanlarda bile birçok hastalığın kökeninde yatan enflamasyonu azaltabileceğine inanılıyor.

Arsenik ve cıvanın zararları

Çevrede tabii olarak bulunan arsenik ve cıva belirli seviyelerin üzerinde kalp, kanser ve nörolojik hastalık risklerini artırıyor.

Avrupa’ da yiyeceklerdeki arsenikle ilgili düzenlemeler olmakla beraber USA’ da sadece sudaki arsenik ile ilgili düzenlemeler var.

Çölyak nedir?

Çölyak hastalığı, genetik yatkınlığı olanlarda glüten veya ilgili proteinlerin tetiklediği oto-immun bir hastalıktır.

Bu hastaların ince bağırsaklarında enflamasyon ve hasar vardır; bağırsak geçirgenliği artmıştır.

Hastalığın en önemli belirtileri karın ağrısı, ishal, kilo kaybı, kemik hastalığı ve kansızlıktır.

Non-Çölyak Glüten Duyarlılığı nedir?

Bununla beraber bazı kişilerde buğday tüketimiyle Çölyak hastalığının karakteristik kan ve bağırsak bulgularını göstermeyen bir takım belirtiler ortaya çıkar.

Non-Çölyak glüten duyarlılığı ya da kısaca “glüten entoleransı” veya “glüten duyarlılığı” adıyla bilinen bu tablonun sebebi ve mekanizması belli değildir ve bir laboratuvar bulgusu da yoktur.

Glüten duyarlılığı hastalarında şişkinlik, karın ağrısı ve ishal gibi bağırsak belirtileri yanında yorgunluk, baş ağrısı, anksiyete, zihin bulanıklığı, konsantrasyon azalması gibi bağırsak dışı belirtiler de vardır.

Glüten duyarlılığı oluşumunda glüten dışında diğer tahıl proteinlerinin ve fermente olabilen kısa zincirli karbonhidratların (FODMAP) da rolü olduğu gösterilmiştir.

Bu tablonun Çölyak’ ta olduğu gibi bağırsaklarda kendini gösteren lokal bir immun cevap yerine sistemik bir bağışıklık cevabına yol açtığı kabul edilir.

Gelelim neticeye

BİR: Bu araştırmada bir tuhaflık var ki o da şu: Amerika’ lıların dörtte birinin glütensiz diyet uyguladıkları bildirilirken araştırmada 7.480 kişiden sadece 73’ ü yani yüzde 1’ inin bunu uyguluyor.

İKİ: Çölyak hastalarının elbette glütensiz diyete sıkı sıkıya uymaları şarttır ama “Nonçölyak glüten hassasiyeti” olarak bilinen tablonun bir takım veriler olmakla beraber glütenle ilişkisi kesin olarak ispatlanmış değildir.

ÜÇ: Dünyamız büyük bir hızla kirleniyor. Yakında sağlıklı bir yiyecek bulmak mümkün olmayacak.

YORUM EKLE