Muhiddin-i Arabiyi Doğru Anla…

Muhiddin-i Arabiyi doğru anla…

Bazıları Muhiddini arabinin bazı izah amaçlı sözlerini küfür sanıyorlar…ama amaç önemlidir “esmanın sudurunu izah küfür değil…ama cüz’i irade ile yanlışı seçmek küfürdür ve cezayı gerektirir…Şeytanı da Allah yarattı meleği de…Allah Hakim sıfatı gereği şeytanı yarattı zıtlar ve farklılıklar adl sıfatının sudurunun sonucudur…

Her şey esmanın sudurunun sonucudur de…Küfür amacı ile değil izah amacı ile söylenen sözler küfür değil.Esmanın suduru oldu şeytan da melek de…şeytan da Allahtan geldi Allaha dönecek…Esmanın sudurunun sonuçları bunlar…

“Onlar, başlarına bir sıkıntı gelince şöyle derler: “Biz, Allah’a aidiz. Zaten, ona döneceğiz.” (Bakara, /156)

Bu ayetin tefsirinde Fahreddin Razi şöyle demektedir:

“Ayetin “Biz, Allah’a aidiz.” kısmı, bizim, Allah’ın mülkü olduğu­muzu itiraftır. “Zaten, ona döneceğiz.” kısmı ise öleceğimizi ve fâni olduğumuzu ikrardır.

Allah’a dönmek, mekâna veya cihete geçmek manasında değil­dir. Çünkü bu Allah hakkında imkânsızdır. Daha doğrusu bundan murat kulun, Allah’tan başka hiç kimsenin hüküm sahibi olamayacağı bir yere varacağı­dır. Bu da âhiret yurdudur. Çünkü o zamanda, onlara hiçbir kimse ne bir fay­da verebilecek, ne de bir zararı savuşturabilecektir. Fakat dünyada bulundukları müddet esnasında ise, zahire göre Allah’tan başkaları onlara zarar ve fay­da verebilir. İşte Cenâb-ı Hak bunu, kendisine bir rücû (dönüş) olarak kabul etmiştir. Nitekim Arapça’da “Melik’e ve devlete dönülür, varılır” denilir. Bundan mak­sat, “ona intikal edilir, gidilir” manası olmayıp, “onun kudretine başvurulur ve anlaşmazlık ona götürülür” demektir.”

Razi buna benzer bir ifadenin yer aldığı Bakara suresinin 46. ayetinde de şunları söylemektedir:

“Allah’a rücû etmekten maksat, insanların Allah’tan başka bir sahibi olmadığı, O’ndan başka hiç kimsenin onlara herhangi bir fayda ve zarar veremediği bir yere rucu etmektir. Nitekim onlar, ilk yaratılışlarında da böyleydiler. Böylece onların ilk önce oldukları hale döndürülüşleri, Allah’a rücu kabul edilmiştir. Çünkü onlar, hayattayken, her ne kadar Allah bütün hallerde onların sahibleri idiyse de, O’ndan başka varlıklar hükmediyor ve onlara (zahiren) zarar ve fayda verebiliyordu

Evet…cehennemde yanan şeytanın secdeliye kinidir…Tevbedir bu ve bu Tevbe ile şeytan temizlenmiş olarak Allaha dönmüş olacaktır…Kahhar sıfatının sudurunun sonucudur bu tevbe…Allaha şeytan da temizlenince dönecektir…Şeytan şeytan olarak toprak toprak olarak dönmeyecek Allaha…değişikliklerden arınarak ilk haline dönüşerek dönecek…her şey Allahtan geldi sadece insan mı…Kaynak Allah…sahib Allah…cehenneme uğramadan dönenenler de olacaktır…cennetlikler…Allahı seçti onlar cüz’i iradelerini bozulmaktan korudular…dünya onları değiştiremedi…değişenler bozulanlar önce düzelecek sonra dönecek Allaha…Sudur teorisini izah küfre sokmaz…Küfrü seçmek küfre sokar…ancak

Evet…Asilik de verilen bir şeydir nimet gibi…Tek ekmel bağımsız Allahtır.Şeytan sınırlıdır asilikte.İhlaslıya etkin değil…

Evet…”nimetlendirdiği kullar “var…onlar bozulmazlar cehenneme de uğramazlar…dönüşleri direktir…ekmel kul onlar…adl sıfatı farklı kılar dönüşleri de…cehenneme uğramadan dönen kullardan ol…Allaha ulaşmaktan amaç bu…cehenneme uğramayacak olmak…örtüşmüş olmak Allahla…Allahta yok olmakta bu değilse her şey esmanın sudurudur Allahta yok olacak zaten…bozulmayanlar Allah şeytanı secdeliye kin imtihanıyla imtihan etti…üstünlük benim olsun diye bir kavga başlattı şeytan…Hakim sıfatının suduru bu…Hakim sıfatının etkisi kaldırılacak ve cehennemde tevbeye erişecek şeytan dönüş böyle olacak…Sudur da böyle olmuştu…

YORUM EKLE