Bırakın dünyayı onlar yönetsin

Mert Kaplan

09-03-2018 13:47

Bugün Dünya Kadınlar Günü. Bunun aslında sıradan bir kutlamanın dışında pek çok anlamı da var. Ne mi? Emek var, özgürlük var, hakça, eşit yaşama isteğinin dışavurumu var. Tarih 8 Mart 1857, yer ABD’nin New York kenti. İşte o gün, 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istediği için bir tekstil fabrikasında grev yaptılar. Ancak, polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından çıkan yangın neticesinde, işçiler fabrikanın önündeki barikatlardan kaçamamış ve çoğu kadın 129 işçi hayatını kaybetmişti. (Sözcü, 8 Mart 2018, 08.08) İşte o gün bugündür her 8 Martta bu işçiler anılmakta. Aslında, her gün emeğin bayramı olmalı bence. Sonrasında, 26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhang kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Parti önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Martın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanması önerisini getirmiştir. Öneri de oy birliğiyle kabul edilmiştir. 16 Aralık 1977’de ise Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca düzenli olarak her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasına karar verilmiştir (Sözcü, 8 Mart 2018, 08.08). 

Tarihsel geçmişi bu değerli okurlar. Ama; benim sizlere anlatmak istediğim, sıradan bir kutlamanın ya da anmanın ötesinde bir şey. Dünya’da kadın nüfusu ne kadar bilmiyorum. Bir nüfus araştırması yapmadım. Ancak, bildiğim bir şey var ki hala birçok kadın çalışma koşulları iyileştirilmeden iş hayatlarını sürdürüyorlar. Hala birçok kadın, ev kadını olarak, Sözüm ona dizini kır, otur evinde denilenerek bir “çocuk üreten makine!” gözüyle bakılıyor. Hala birçok ülkenin meclisinde (buna Türkiye’de dahil) kadın milletvekilleri azınlıkta. Daha düne kadar Suudi Arabistan’da kadınlar oy kullanamıyordu. İlk defa kadın bir yönetmenin ismini ben geçen sene işittim. Kadınlar, yalnız başına arabaya binemiyor, çoğu Arap devletinde. Taliban Afganistanı’nı söylememe bile gerek yok. Bunu daha fazla sürdürmeyeceğim. Uygar devletler de bile kadın tam anlamıyla özgür değil. Oysa ki bıraksalar bu dünyayı kadınlara, belki savaşlar olmaz. Çünkü; onlar birer anne. Hangi anne çocuğunun ölmesini ister? Bıraksalar bu dünyayı onlara belki açlık sefalet olmaz. O yüzden ben derim ki Bırakın dünyayı onlar yönetsin. Biz erkekler beceremedik. Belki onlar becerir.

Mert KAPLAN

DİĞER YAZILARI Ben ne isterim? 01-01-1970 03:00 Gazeteciliği ne zaman gazeteciler yapacak? 01-01-1970 03:00 Üniter devlet! 01-01-1970 03:00  Gerçekte tarihe geçenler, adını duyuramayanlardır 01-01-1970 03:00 Planı bozarsa Saadet bozar 01-01-1970 03:00 Takım elbiseyle iyi olunur mu? 01-01-1970 03:00 Uzun vadeli ittifak! 01-01-1970 03:00 Suriye’de denge politikası sürüyor… 01-01-1970 03:00 Esad, eski sınırlarına dönebilir 01-01-1970 03:00 Türkiye, Suriye’de yalnızca savaşmıyor, dost elini de uzatıyor 01-01-1970 03:00 Görünüşte mutabakat var gibi 01-01-1970 03:00 Hedef Türkiye! 01-01-1970 03:00 Afrin nihai son değil! 01-01-1970 03:00 Sağın lider odaklı siyasetine, solun örgütlü(süz) siyaseti ne kadar karşı durabilir? 01-01-1970 03:00 ABD müttefik mi? 01-01-1970 03:00