Biz Niçin Kalkınamadık?

Dr. Halit SUİÇMEZ

10-07-2019 16:45

“Tarihsel perspektiften sanayileşme stratejileri incelendiğinde iki farklı
stratejinin uygulandığı görülecektir.
Bunlardan birincisi dışa açık, serbest ticaret
ilkelerine dayalı iken, ikincisi sanayileşme hedefini gerçekleştirmek için
korumacılığa ve devlet müdahalesine/planlamaya dayalı
stratejidir.
1838 yılında İngiltere ile yapılan serbest ticaret anlaşması sonuc
unda
Osmanlı imalatı büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldı. Cumhuriyetin ilk yıllarında,
1923

29’da dışa açık ekonomi altında sanayileşmede başarısız kalındığı görülünce,
bu kez dünya bunalımının da etkisiyle 1930

1939 döneminde, koruma
cılık ve
devletçiliğ
in sentezinden oluşan
sanayileşme
stratejisi
uygulanmaya kondu. 1950’li
yıllar
1930’ların bağımsız sanayileşme modelinden köklü
kopuş anlamına
geliyordu. 1947
Türkiye
İktisadi Kalkınma Planı’nda kristalize olan
liberal anlayış,
yeni uluslararas
ı işbölümü i
le uyumlu bir anlayış çerçevesinde hazırlanmıştı
. Bu
dönemi ithal ikameci sanayileşme stratejisi (1963

197
9
) izledi. İthal ikameci
sanayileşme stratejisinin 1970’li yılların sonunda krize girmesi ile birlikte
sanayileşmede derinleşmeyi hedefleyen 4.plan ta
sfiye edilerek, dışa açık, serbest
ticarete dayalı
24 Ocak Kararları uygulanmaya kondu.
1838’den 1980’e kadar olan dönemde
sanayileşmeyi son derece olumsuz
etkileyen
1838 Osmanlı

İngiliz
Serbest
Ticaret Anlaşması; 1947 Türkiye İktisadi
Kalkınma Planı; 1980
neoliberal yeniden yapılanma
politikaları
ve bu dönemin bir
alt dönemini oluşturan ve 1996 yılında yürürlüğe giren Gümrük Birliği Anlaşması
serbest ticaret ilkeleri çerçevesinde
dış müdahaleler
sonucunda hazırlanmıştı
.
1930

1939 devletçi
, korumacı sentezd
en oluşan sanayileşme stratejisi ise
bağımsız
sanayileşme
anlayışı çerçevesinde hazırlanmıştı
. Başka bir ifadeyle,
bu dönemde
uygulanan sanayileşme modeli
uluslararası işbölümün
e rağmen hazırlanıp
uygulanmıştı.
İkinci paylaşım savaşı sonrasında hazırlanan
1946 tarihli İvedili Sanayi Planı
da tıpkı 1930’lu yıllarda hazırlanan birinci ve ikinci sanayi planlarında olduğu gibi
bağımsız bir sanayileşmeyi öngörmekte idi. Ancak plan zamanın ruhunu
yansıtmadığı için tasfiye edilecek, bunun yerine zamanın ruhunu ya
nsıtan 1947
tarihli Türkiye İktisadi Kalkınma Planı hazırlanacaktı. 1963

1977 döneminde
uygulanan ithal ikameci, planlı sanayileşme modeli ise uluslararası iş bölümünün
uzantısı olarak gerçekleşti. Dönemin sonunda gündeme gelen 4. Beş Yıllık
Kalkınma Planı
bir boyutuyla bağımsız bir sanayileşme perspektifine sahipti. Başka
bir ifadeyle, uluslararası iş bölümünün öngördüğü sektörler dışına çıkılarak,
sanayileşmede derinleşmenin sağlanması ve dışa (ithalata) bağımlılığın azaltılması
hedefleniyordu. Ancak Plan
’da öngörülen “iddialı” hedefler; başta dünya bankası
olmak üzere dış finans çevrelerinin tepkisini çekecek, bunun yerine uluslararası iş
bölümü ile uyumlu, Türkiye’nin düşük ve orta teknoloji yoğunluklu sektörlerde
uzmanlaşmasını öngören 24 Ocak 1980 Kara
rları uygulanacaktı.
Önce İngiltere’de patlayan sonra da Batı Avrupa’nın diğer ülkelerine yayılan
1. Sanayi Devrimi sonucunda üretim süreci büyük bir dönüşüme sahne olmuş,
üretim maliyetleri düşmüştü. Buharlı gemilerin uluslararası ticarette kullanılması
ile birlikte sermayenin akışkanlığı önceki yıllarla kıyaslanmayacak kadar hızlanmış,
kapitalizm yeni pazarların fethine yönelmişti. Bu bağlamda İngiltere ile imzalanan
1838 serbest ticaret anlaşması ve izleyen diğer anlaşmalar sonucunda Osmanlı
İmparatorl
uğu açık pazara dönüşmüştü. Liberal/serbest dış ticaret geleneksel
zanaat üretimi üzerinde son derece olumsuz etkide bulunmuş, Osmanlı imalat
sektörü büyük bir yıkımla karşı karşıya kalmıştı.
Şüphesiz, 1838 serbest ticaret anlaşması imzalanmadan önce de, B
atı
Avrupa’da ortaya çıkan sanayi devrimine dayalı seri üretim Osmanlı imalat
sektörünü etkilemeye başlamıştı. Ancak, Osmanlı ekonomisi henüz açık pazara
dönüşmediği için bunun etkisi görece sınırlı kalmıştı. Başka bir anlatımla, 1838
serbest ticaret anlaş
ması, sanayi devriminin Osmanlı imalatı üzerindeki etkilerini
dayanılmaz bir noktaya taşımış, Osmanlı İmparatorluğu dünya ekonomisine
eklemlenerek açık pazara dönüşmüştü. Öyle ki, en temel sektör konumunda
bulunan tekstilde Osmanlı 19. Yüzyılında başında k
endi kendine yeterli iken,
19.yüzyılın sonlarına gelindiğinde %90 oranında ithalata bağımlı hale gelmişti.
19. yüzyılın sonlarında mamul mallar üretecek fabrika kurma girişimleri
gündeme geldiğinde ise serbest ticaret anlaşmasından dolayı gümrükleri yeteri
nce
yükseltme imkânı olmamış, sanayileşme girişimleri liberal ekonomi altında
başarısız kalmıştı. Oysa aynı dönemde merkez kapitalist ülkeler kendi sanayilerini
koruyarak geliştirme faaliyetlerini sürdürmekte idi.
Serbest ticaret altında, 1923

29 dönemind
e sanayileşmede başarısız
kalınması ile birlikte, 1929 büyük bunalımının da etkisiyle Türkiye’de 1930’lu
yıllarda korumacı ve devletçi sanayileşme politikaları sayesinde, sanayide ilk ve
büyük atılım gerçekleştirildi. 1930’lu yıllarda uygulanan korumacı, d
evletçi
sanayileşme modeli dünya ekonomisinin büyük bunalımla karşı karşıya kaldığı bir

dönemde hayata geçirilmişti. Başka bir anlatımla, merkez kapitalist ülkelerin derin
bir krizle karşı karşıya kaldığı, kapitalist blokta henüz hegemonik bir gücün ortaya
çıkmadığı bir dönemde, Türkiye uluslararası ihtisaslaşmanın öngördüğü
sektörlerin dışına çıkarak, kalkınmacı devletin uyguladığı bağımsız sanayileşme
sayesinde ilk ve en önemli sanayileşme atılımını gerçekleştirdi. Bağımsız
sanayileşme hedefi Birinci Beş
Yıllık Sanayi Planı’nda, 1933 yılında, şu şekilde ifade
edilmekte idi:
“…Büyük Sanayici memleketler… Ziraatçı memleketleri her zaman için
hammadde müstahsili mevkiinde bırakmak ve bu memleketlerin piyasalarına
hakim olmak davasında müttefiktirler. Bu itib
arla, ziraatçı memleketlerin bu
silkinme hareketlerine, er geç, set çekmek hususunda siyasi nüfuzlarını
kullanmakta da birleşeceklerdir. Bazı zirai memleketler de ufak bir taviz
mukabilinde bunu kabulden imtina etmeyeceklerdir.”
İkinci Dünya Savaşı’nın ba
şlamasıyla İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı
uygulanamadı. Kadrocular tarafından İvedili Sanayi Planı hazırlandı. Plan, 1930’lu
yılların sanayi planları gibi sanayileşmeyi öncelikli hedef olarak ortaya koymakta
idi. 1946 İvedili Sanayi Planı değişen uluslarar
ası koşullar ve ülke içinde ticaret ve
büyük toprak sahiplerinin artan iktisadi ve siyasi nüfuzu sonucu tasfiye edilerek,
liberal içeriğe sahip 1947 Türkiye İktisadi Kalkınma Planı hazırlandı. 1947 Planı
uygulanmaya konmadığı halde temel yönelimleri açısın
dan Türkiye’nin savaş
sonrası iktisadi politikalarını belirleyen en temel belge hüviyeti taşıyordu. Plan; dış
finansmanı esas kabul etmekte, sanayi yerine tarıma öncelik vermekte, yeni
uluslararası işbölümü ile uyumlu bir anlayışı yansıtıyordu.
1930’lu yıl
lar sanayileşme açısından birinci büyük dönüşüme sahne olurken,
ikinci büyük dönüşüm 1960’lı ve 1970’li yıllarda planlamaya dayalı ithal ikameci
sanayileşme stratejisi sayesinde sağlandı. Plansız ve programsız yılları temsil eden
1950

1960 döneminin sonund
a, planlamaya dayalı ithal ikameci sanayileşme
stratejisi 1963

79 döneminin iktisat politikalarının ana yönelimini oluşturdu. İthal
ikameci sanayileşme stratejisi sayesinde Cumhuriyet tarihinin en temel ikinci
sanayileşme hareketi başlatılmış ve bu süreç D
ördüncü Beş Yıllık Plan ile daha da
derinleştirilmek istenmişti. Ancak, içerde ve dışarıda yaşanan kriz sonucunda,
Dünya Bankası başta olmak üzere, uluslararası sermaye çevreleri Dördüncü Plan’ın
tasfiyesini öngören yoğun bir çaba içerisine girişmiş, bunun
sonucunda Dördüncü

Plan’ın sanayileşmede derinleşmeyi öngören amaçları gerçekleşmeden tasfiye
edilmişti.
Türkiye’nin son planlama deneyimi olan Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma
Planı’nın tasfiyesi ile birlikte gündeme gelen 24 Ocak 1980 Kararlarının en temel
özelliği ihracat önderliğinde dışa açılma olarak belirlenmişti. Kamu kesiminin
üretici bir aktör olarak iktisadi faaliyetlerden çekilmesi ve altyapı sektörlerinde
yoğunlaşması, ithalatta efektif koruma oranlarının düşürülerek dış ticaretin
liberalleştirilm
esi ve sanayi üretiminin çeşitli özendirici tedbirlerle (sübvansiyon,
vergi iadesi vs.) ihracata yönlendirilmesi 1980 dönüşümünün temel öncelikleri
arasında yer aldı. Bu tedbirler ile yurt içi mal piyasaları dünya piyasalarına
açılırken, 1989 yılında günde
me gelen 32 Sayılı Karar ile birlikte de her türlü
sermaye hareketlerinin liberalizasyonu sağlanarak “serbestleşme” sürecinde ikinci
ve nihai aşamaya geçildi.
24 Ocak Kararları ile gündeme gelen tedbirler, sermaye çevrelerinin
beklentilerini de aşacak kad
ar radikal kararlar içeriyordu. Dönemin en büyük
finans kuruluşu olan İş Bankası Genel Müdürü Cahit Kocaömer’in Özal ile yaptığı
bir telefon konuşması teyit etmektedir:
Kocaömer’in
“Beyefendi, çok cesur kararlar aldınız. Yalnız, bunları acaba
uygulayabilec
ek misiniz? Uygulanırsa nasıl sonuçlar alacaksınız? Çok riskli bir
iş oldu. İnşallah başarılı olursunuz…”
sözlerine karşılık, Özal’ın verdiği yanıt
oldukça kaygılı bir psikolojik tabloyu yansıtmaktadır:
“Cahit bey, bilirsiniz
Osmanlı zamanında sadrazamları
n iki gömleği olurmuş. Biri bayramlık, öbürü
idamlık… İşler iyi giderse bayramlık gömleği, kötü giderse idamlık gömleği
giyeceğiz. Allah utandırmasın…”
(Aktaran Çölaşan, 1983:139).
Peki, bu radikal kararların sonuçları ne oldu? Kısaca özetleyelim. 1980’l
erden
günümüze kadar uygulana gelen neoliberal iktisat politikalarının en temel
sonucunu düşük teknoloji yoğunluklu üretim ve dış ticaret yapısında görmek
mümkün. Sanayileşme ve yapısal değişme gibi dinamik etkinliği hedeflemeyen bu
politikalar sonucunda
sanayide dönüşüm sağlanamadı, ihracatın ve üretimin
kompozisyonu temel olarak düşük ve orta teknolojilere dayalı gelişti ve Türkiye
erken sanayisizleşme olgusu ile karşı karşıya kaldı. Son yıllarda dış ticaret açığının
hızla artmasının ve sanayiinin gidere
k ithalata bağımlı olmasının temel nedeni,
1980’li yıllardan günümüze dek uygulana gelen finansal birikim modelinden ve bu
modelin sanayi politikalarını gündem dışında tutan (sanayinin gelişmesini doğal
seyrine bırakan) yapısında aranmalıdır.

Kısaca,
Tür
kiye, Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı yerine gündeme gelen
24 Ocak
Kararları
ile birlikte, 1930’lu yıllarda başlayan ve 1960’lı ve 1970’li yıllarda
önemli gelişmeler sağlanan sanayileşme hedefinden vazgeçerek, serbest ticaret
ilkeleri doğrultusunda, ulu
slararası işbölümünün öngördüğü düşük teknoloji
yoğunluklu sektörlerde uzmanlaşarak kalkınma ve sanayileşeme paradigmasından
hızla uzaklaş
mıştır
.
1980 dönüşümü, dış müdahaleler sonucunda, Cumhuriyet
tarihi boyunca sanayileşmede yaşanan en temel kırılma nok
tası ve dışa
bağımlıktaki artıştır. Türkiye’nin neden bir Kore olamadığını burada aramak
gerekir.
Tarihsel perspektifte sanayileşmedeki kırılma noktalarını ve dış
müdahaleleri çözümlemeyi amaçlayan kitap, çeşitli dergilerden yayınlanan
makalelerimizden olu
şmaktadır. Bu makaleleri yaz
mamızın arkasındaki temel saik
,
sanayileşmede
/kalkınmada
neden başarısız olduk sorusunun yanıtını aramaktı? Bu
sorunun yanıtı bizi sanayileşmedeki ana kırılma noktalarına götürdü. Ana diyoruz,
zira ara kırılma noktaları da söz k
onusu. Örneğin çalışmada 1980 dönüşümünü
erken sanayisizleşme ana dönemi altında incelerken, bu ana dönemin bir alt
dönemi olarak 1996 yılında yürürlüğe giren Gümrük Birliği Anlaşmasından söz
edilebilir. Sanayi üzerinde yarattığı etkiler nedeniyle 1996 Güm
rük Birliği
Anlaşması 1980 dönüşümü altında ayrıca incelendi.
Sanayileşmedeki/kalkınmadaki ana dönemeçlerin
, kırılma noktalarının
incelemesi bize şu genellemeyi yapma imkânı veriyor: Dünya ekonomisinin
çevresinde yer alan Türkiye gibi gelişmekte olan bir
ekonomide, dış müdahaleler
sonucunda gündeme gelen plansız, programsız, piyasa temelli
liberal
politikalar,
sanayiyi son derece olumsuz etkil
emekte
, sanayileşme
toplumsal bir hedef
olmaktan çıkarken, ithalata bağımlılık derinleşmektedir
. Bunun tam karşısın
da yer
alan, ithal ikamesine dayalı, planlı, programlı yıllarda ise sanayileşmede önemli
gelişmeler sağlan
maktadır
: Devletçi ve korumacı senteze dayanan 1930

1939
döneminde ve planlamaya ve ithal ikameci sanayileşme stratejisine dayalı 1963

197
9
döneminde
sanayinin yıllık ortalama büyüme oranları, plansız, programsız
liberal dönemler
ile kıyaslanmayacak kadar yüksek
gerçekleşmiştir. Daha da
somutlaştıralım: 1930

39 döneminde sanayinin yıllık ortalama büyüme oranı
%11,7
oranında gerçekleşirken,
1980

2015
pla
nsız, programsız neoliberal yeniden
yapılanma
dönemin
de
sanayinin yıllık ortalama büyüme oranı %5,1
oranına
düşmektedir.
1963

79 döneminde (1978 ve 1979 kriz yıllarının hesaplamaya
içerilmesi durumunda dahi) ise sanayinin yıllık ortalama büyüme oranı %8,2
ile

liberal dönemin çok üzerinde gerçekleşmiştir
. Cumhuriyet ortalamasının (1924

2015) yıllık sanayi ortalama büyüme oranının %6,5 olduğu göz önüne alınırsa,
plansız, programsız
serbest ticaret altında Türkiye
sanayileşmede tökezlemekte,
liberal politikalar sanayi üretimini son derece olumsuz etkilemektedir…”

DİĞER YAZILARI Türkiye’de “Burjuva Siyaseti” 01-01-1970 03:00 Kapitalizmi “Yönetmek..” 01-01-1970 03:00 Kendimizi Anlamak ve Oluşturmak İçin Formül: “Yesemek”.. 01-01-1970 03:00 Yeni Bilim: Bağlantısallık, Yeni Kültür: Yaşamdaşlık.. 01-01-1970 03:00 Teknoloji Geliştikçe “Lüzumsuzlaşan” İnsanlar.. 01-01-1970 03:00 Ekonomik Kriz; “Planlama ve Verimlilikle” Aşılabilir.. 01-01-1970 03:00 Doğu Karadeniz’den Evrensele.. Bir Ozan..Bir Yazar.. Ruhi Türkyılmaz.. 01-01-1970 03:00 Türkiye Kendi Liginde Kaçıncı Sırada?.. 01-01-1970 03:00 Yaşamın Anlamı.. 01-01-1970 03:00 Emeklilikte “Takılmak”.. 01-01-1970 03:00 Rantçı-İnşaatçı Model; Kalkınmaya Engel.. 01-01-1970 03:00 Uzaktan Eğitim Olur mu?.. 01-01-1970 03:00 Başını Eğmeyen, Efsane Bir Kadın; Suat Derviş..ve Fosforlu Cevriye.. 01-01-1970 03:00 81 ilde İnsani Gelişme Endeksi ve Türkiye’nin 2020 Küresel Performansı 01-01-1970 03:00 Edebiyat Eserlerin Değerlendirilmesi… 01-01-1970 03:00 Özgürlük Üstüne.. 01-01-1970 03:00 ÜLKELER NASIL KALKINDILAR? DERSLER.. 01-01-1970 03:00 Osmanlı Tarihini Anlamak… 01-01-1970 03:00 İnsanı Anlamak İçin Bilimler Arası İşbirliği Şarttır… 01-01-1970 03:00 Sanırım hikaye anlatmak daha çok ilgi çekiyor 01-01-1970 03:00 ÖYKÜCÜLÜĞÜMÜZ ÜZERİNE.. 01-01-1970 03:00 Edebiyatın En “Zevkli” Dalı; “Kalkınma” Edebiyatı..! 01-01-1970 03:00 14 Şubat; Dünya Öykü Günü; Her İnsanın Çok Öyküsü Vardır… 01-01-1970 03:00 “Aç Kalmak” Romana Yansırsa.. 01-01-1970 03:00 Ayçiçek Yağı Fiyatları Neden Arttı ve Tarımda Verimlilik.. 01-01-1970 03:00 Rus Edebiyatında Dev Romancılar.. 01-01-1970 03:00 Son yıllarda “esneklik” adı altında bir kandırmaca vardı 01-01-1970 03:00 Evler Yaşam Alanı mı, Çalışma Alanı mı?.. 01-01-1970 03:00 Biz Uzmanlar Niye Sınıfta Kaldık?.. 01-01-1970 03:00 Niçin Sanayileşemedik? 01-01-1970 03:00 “KALKINMA” Üzerine Deneme… 01-01-1970 03:00 “Sineklerin Tanrısı” Romanı Üzerine… 01-01-1970 03:00 Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Gerçek Kısa Tarih.. 01-01-1970 03:00 İnsanlığı “Kurtarmak” İçin, Dijital Teknolojileri Toplumsallaştırmak… 01-01-1970 03:00 Tolstoy ile Einstein Sevgi’de Buluştular.. 01-01-1970 03:00 Evde Kal, Ama; 01-01-1970 03:00 İsa Küçük Değerlendiriyor; Geleceğe İthaf Edilmiş Bir Roman; “Öz Peşinde” 01-01-1970 03:00 “Nasılsınız” Demek, Şiir Yazdırır mı?.. 01-01-1970 03:00 Hayatın “Anlamı” Ne? 01-01-1970 03:00 “Kalkınmanın Romanı”: Sarışın ve Kara (II) 01-01-1970 03:00 “Kalkınmanın Romanı”: Sarışın ve Kara (I) 01-01-1970 03:00 Hemşin’den Ege’ye; Yolu Fatsa’dan Geçen Şair’e; Mektubumdur.. 01-01-1970 03:00 “Nasıl Yapmalı” Romanı Hakkında.. (II) 01-01-1970 03:00 Bu Romanı Okuyun, Hayatınız Gercekten Değişsin; Nasıl Yapılmalı?? 01-01-1970 03:00 Üçüncü Çeyrek Büyümemiz Ne Kadar “Verimli?..” 01-01-1970 03:00 Gençler… Bu Masalı Mutlaka Okuyun.. 01-01-1970 03:00 Covid Salgını Üretimi Nasıl Etkiledi? 01-01-1970 03:00 Köylüyü Nasıl Anlarsın? 01-01-1970 03:00 Benim “Düzenli Ordum” Sözcüklerdir.. 01-01-1970 03:00 Salgına Karşı, “İyi Psikoloji” Önerileri.. 01-01-1970 03:00 “Kurtuluş Yolu”nda Ne Zaman Yürüyeceğiz?.. 01-01-1970 03:00 Betül Erdoğan’dan Önemli Roman: Arev 01-01-1970 03:00 İnci Gürbüz Atik’in “Deve Boku Savaşları” Romanı Üzerine Notlar (III)… 01-01-1970 03:00 Bir Roman; Deve Boku Savaşları (1).. 01-01-1970 03:00 Öğrencisini “Zirveye” Çıkaran Sistem.. 01-01-1970 03:00 Rant Ekonomisi mi, Verimlilik Ekonomisi mi? 01-01-1970 03:00 Aşklar Başka Ne İster? 01-01-1970 03:00 Ekonomide Ne Kadar Piyasa, Ne kadar Müdahale?.. 01-01-1970 03:00 Bir 1071 Öyküsü… 01-01-1970 03:00 Türkiye EkonomisininTemel Sorunu: Verimsizlik 01-01-1970 03:00 Ekonomi Ne Kadar Üretken? 01-01-1970 03:00 Evde Kal… Kendini Keşfet… 01-01-1970 03:00 Yarın Kanal B’ deyiz: Ekonomide Son ve Gerçek Durumlar 01-01-1970 03:00 Evde Kal, Ama; Düşünceye Git, Öğrenmeye Çalış 01-01-1970 03:00 Şiddet, Şehvet, “Kurbanlık” ve “Sadizm” 01-01-1970 03:00 NİTELİKSİZ EDEBİYAT.. 01-01-1970 03:00 YAŞLI KADIN BÜYÜK KADINDIR..İHTİYAR İNSAN BÜYÜK İNSANDIR..65’LİK DELİKANLILARA.. 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’DE İLK KÖY YÜRÜYÜŞÜ 01-01-1970 03:00 Köyler Nasıl Kalkınır? 01-01-1970 03:00 Sürekli Eleştirilmekten Nasıl Kurtuldum? 01-01-1970 03:00 Korona Sürecinde Psikolojik ve Ekonomik Sorular 01-01-1970 03:00 Korona Üzerine Makro Sorular… 01-01-1970 03:00 Dünyanın Krizine Çözüm; Servet Vergisi 01-01-1970 03:00 Doğurganlık Hızımız Ne durumda? 01-01-1970 03:00 Türkiye “Yenilik Ekonomisinde” Kaçıncı Sırada? 01-01-1970 03:00 Türkiye “Yenilik Ekonomisinde” Kaçıncı Sırada? 01-01-1970 03:00 Ağaç Altına Düşenler: Ergin İğrek 01-01-1970 03:00 Felsefe Nedir?.. 01-01-1970 03:00 Hangi Aşk?.. 01-01-1970 03:00 Güncel ve Temel Bir Roman: Arzu Okulu 01-01-1970 03:00 Nedir Kalan?.. 01-01-1970 03:00 İnsan Nedir? 01-01-1970 03:00 Sürdürülebilir Büyüme İçin 01-01-1970 03:00 Çocuklarımız Ufku Görerek Büyümeli.. 01-01-1970 03:00 Temmuzun Bu Günleri..Çok Çok Önemli.. 01-01-1970 03:00 Çocukluk ve Gençlik Adresimiz.. 01-01-1970 03:00 İleri Teknolojide Ne Durumdayız? 01-01-1970 03:00 Var Olmak Ne Demek?.. 01-01-1970 03:00 Sanayi ve Teknoli Bakanlığı’nın Yeni İşlevleri 01-01-1970 03:00 Çözüm; Etkin Sanayi Ve Teknoloji Politikalarında 01-01-1970 03:00 Uzman ve Uzmanlık Üzerine 01-01-1970 03:00 Ekonomik Sarmalı Aşabilmek İçin 01-01-1970 03:00 Türk Lirasının Değeri Niçin Sürekli Düşmekte? 01-01-1970 03:00 Hayat ve Hayal Ortaklığının Meyvesi.. 01-01-1970 03:00 Prof. Dr. Hasan Gürak’tan Çok Önemli Bir Eser; EKONOMİK BÜYÜME ve KALKINMA 01-01-1970 03:00 Tarım Ne Durumda? 01-01-1970 03:00 “Biz “Canlı” mıyız Öğretmenim?… 01-01-1970 03:00 Karmar, Sabah Kuşlarıyla Konuşuyor.. 01-01-1970 03:00 Hepimiz Büyük Bir “Verimlilik Yorgunluğu- Durgunluğu” İçindeyiz… 01-01-1970 03:00 Büyümenin Halka Yansıması İçin Öneriler 01-01-1970 03:00 Şiir Dışındakilere Anlatı Desek.. 01-01-1970 03:00 Dünya’nın Eko Politiği (ABD ve Çin Arasında Güç Savaşları) 01-01-1970 03:00 Türkiye’de Kaynaklar Üretken Alanlara Yönlendirilmelidir 01-01-1970 03:00 Bir Öğle Öyküsü.. 01-01-1970 03:00 Teknolojik Gelişme ve Verimlilik Politikası 01-01-1970 03:00 2019’da Beklenebilecek Bazı Ekonomik Sonuçlar.. 01-01-1970 03:00 Sağlıklı Ekonomik Büyüme İçin Yaklaşım.. 01-01-1970 03:00 Kaçan Öykü.. 01-01-1970 03:00 Dinçer Sezgin’e Mektuplar.. 01-01-1970 03:00 Aldatmak, Şiddetten Daha Ağır Bir Suçtur.. 01-01-1970 03:00 Türkiye’de Gelecek Uzun Sürecek 01-01-1970 03:00 Türkiye ve Gelecek (“Beka”) Sorunu 01-01-1970 03:00 Sanayide Yerlileşme 01-01-1970 03:00 Ekonomide Yalanlar ve Gerçekler… 01-01-1970 03:00 İktisat Kongresi Yapılmalıdır… Acil Görev Budur… 01-01-1970 03:00 Aşk Bir Gün Gelecek… Aşkın Çığlığı… Öyküsel Denemeler… 01-01-1970 03:00