Durun, Gitmeyin!

Dr. Ahmet Fidan

06-10-2018 17:28

Ülkemizde bir yığın yanlışları gördükçe kaçasınız geldiği olur. Değiştirmeye düzeltmeye gücünüzün yetmeyeceği türden. Hayır öyle değil aslında. Yurdumuza sahip çıkıp, mutluluğu biraz da yakında tanımlayarak güzellikleri burada yaşamaya çalışmak en doğrusu.

İnternet medyasında, sevgili Cem Boyner’in yazmış olduğu yaygın olarak geçse de gerçekte ona ait olmayan fevkalade güzel bir yazı okudum. Virgülüne bile dokunmadan sizlerle paylaşıyorum.

Durun, Gitmeyin!

Bir yöneticinin  personeline gönderdiği (iddia edilen) yazı:
Herkeste bir gitme arzusu. Dolar uçuşa geçmiş, başkanlık tartışmaları canını sıkıyor, sınırımızda savaş, içeride terör belası, biliyorum…
Ama, nereye gideceksin ki zaten?
Memleketin içinde debeleneceksen, git. Şehirden sıkıldıysan, trafikteki kornalar ruhunda çalıyorsa, asansördeki selamsız adam yüzüne bön bön bakıyorsa, damızlık bir tip omuz atıp geçiyorsa sokakta, masandaki dosyalar çalıştığın plazanın maketi gibi yükseliyorsa önünde, yürüyen bantta gibi hissediyorsan hayatta kendini; git.
Küçük bir kasabaya git, yerleş. Küçül, kalabalıktan uzaklaş, ruhunu temizle. Ama sıkılırsan, gel.
*
Artık Amerika’yı falan unut bir kere. Bu seçimden sonra oraya gidip anca beyaz Amerikalıların çimlerini biçersin. Amerikalılar Kanada’ya kapağı atmak için başvuru sitelerini çökertiyorlar yoğunluktan, senin orada ne işin var?
Meksikalılar, Kübalılar, El Salvadorlular, Porto Rikolular işgal etmiş zaten memleketi. İngilizcen yetmez, İspanyolcayı ana dil yapman lazım. Hintliler, Çinliler neredeyse bir Avrupa ülkesi kadar kalabalıklar. Sen işini gücünü bırakacaksın da, Amerika’ya yerleşeceksin cıbıl cıbıl. Kendine Türk arkadaş arayacaksın. Sonra sorgulayacaksın kendini, bu arkadaşımla Türkiye’de olsak arkadaşlık eder miyim?
*
Almanya’ya da gitme mesela. Büyük şişersin. Saat dokuz dedin mi sokakta adam bulamazsın. Oranın düzeni bizim insanı ruh hastası yapar. Karınca gibi planlı, düzenli, analitik olamazsın sen. İllaki kaytarmak isteyeceksin, bir kısa yol bulmaya çalışacaksın hayatta. Almanya’da yemez bunlar. Burada Almancı, Almanya’da yabancı olacaksın. Kapını bir kez çalmayacak hiç bir Alman komşun. Anca fazlaca gürültü yaparsan ‘Polizei’ gelecek kapına, ona dert anlatacaksın.
*
Uzak yerlere gitme. Avusturalya misal. Ya da dünyanın en yaşanılası yeri falan diye Yeni Zelanda’yı hedefleme. Arkanda kimse bırakmadın mı? Birine bir şey olsa, dönüp gelemezsin. Dünyanın bir ucu dedikleri yer oralar işte. Çok medeniymiş, çok mutluymuş insanlar. Evet öyle. Ama sen onlardan değilsin ki? Yanında kafanı da alıp götürdüğün için, Sydney’de bir kafede mutlu mutlu oturup ilkokul arkadaşın Samet’in Facebook sayfasına bakacaksın.
*
Çok soğuk yerlere de gitme. Herkesin medeniyet rüyası Kanada’ya sakın gitme mesela. Tam on bir yıl orada kalıp dönen arkadaşıma ‘neden döndün oğlum, manyak mısın?’ deyince, on bir yılını şöyle özetlediydi: ‘çok soğuk oğlum!’
Soğuk yere alışamazsın sen. Bizim bünyeler güneş ister. Bazen günün ortasında felekten bir saat çalıp, güneşin alnında malak gibi duralamak ister bizim bedenler. Bir de çay oldu mu yanında. Hele bir de senin gibi işsiz güçsüz bir dost, ömre bedel…
Kapının önündeki 3 ton karı küremezsin sen Kanada’da. Ellerin plaza eli, bedenin Akdeniz bedeni. Birine yaptırayım desen, Türkiye’deki Genel Müdür maaşını isterler. Sinirlenip kürek takımı alırsın, iki kürer, sonra bakakalırsın.
*
Çok medeni, mekanik Avrupa’da bir yer seçme Almanya dışında da. Irkçılık almış başını gidiyor. Birinci sınıf vatandaş olamayacağın bir memlekette nasıl huzur bulacaksın? Kara kafalar diyorlar bizim gibilere İskandinav dostlar, bilir misin?
– Ben çipil sarışınım arkadaş, kendimi aryan ırk arasına yediririm,
– Gider orada bir Türk mahallesine yerleşirim, Brüksel’de Burdurlular Kahvehanesinde takılırım,
– Biz zaten İtalyan’a benziyoruz milletçe, aralarına karıştım mı kimse anlamaz, gibilerinden bir diyeceğin varsa sen bilirsin.
Ama gittiğin yerde hep yabancı kalacaksın, unutma. Türk kahvesinde bir Euro’ya içtiğin ince belli çay bile hasret kokacak.
*
İngiltere’yi hiç düşünme. Çünkü İngiltere deyince Londra’yı düşlüyorsun biliyorum. Gofret kolisinden hallice bir apartman dairesine, Türkiye’deki yıllık maaşının yarısını vereceksin bir ayda. O da Londra’nın merkezinde falan değil ha, trene binip şehre gideceğin mesafede. Hesabını baştan yap. Londra’nın merkezinde oturman için ya bir prensle evleneceksin, ya da Chelsea’de top oynayacaksın. İkisi için de geç değil dersen, bilemem. Bence para biriktireceğine antrenmanlara başla, daha büyük bir olasılık var.
Sürekli yağan yağmurunu, hep kapalı havasını saymıyorum. Bizi bozar. Sütlü çayını içer, içinden bir Ege türküsü söylersin.
Londra dışını hiç düşünme sakın. Adanın diğer bölgelerinde misal bir pub’a girsen gece yanlışlıkla, kırmızı burunlu holigan abilerin bakışlarından öyle tırsarsın ki, bırak İngiltere’de kalmayı, Çorum Sungurlu’daki halanın evine yerleşmeyi tercih edersin.
*
Sayacak yer de çok, her birine takacağım kulp da.
Aslında demek istediğim şu:
Gitmeyin güzel insanlar, biz kardeşiz. Gittiniz mi birbirimizi özleriz. Yılda bir gelinen tatille falan da geçmez hasretimiz.

İMZA: Şirket Yöneticisi

Bu yazının üzerine aslında laf söylenmez ama şunları sıralamak kendimce şart oldu:

Bulunduğunuz ortamda veya çevrede mutlu değilseniz, mutluluğu yakınınızda tanımlayın! Bulunduğunuz ortamda veya çevrede sorunlar hep etrafınızı sarmışsa, emin olun, nereye gitmeyi düşünüyorsanız bu sorunların çoğu sizi takip edecektir. Tebdil-i mekanda elbet ferahlık vardır lakin, mekanla birlikte beyninizin içindekileri de tebdil ettirebilecekseniz gidin. Eğer yurt dışında yaşamayı aklınızdan geçiriyorsanız, samimiyetimle söylüyorum, unutun gitsin. Siz biz bu toprakların insanıyız, HAKLI mücadelemizi bu topraklarda vereceğiz. Çoğu zaman olumsuzluklar üst üste gelse de çözmeye kolaydan başlayarak başlamalıyız. Belki çok kolay çözülecek sorunlar, çok büyük sorunları çözmenin anahtarı olacaktır. Şimdilik bunları yapmaya çalışalım, sonrası ilerleyen yazılarımızda gelsin.

Esen kalın sevgili okurlarım.

DİĞER YAZILARI Fay, Föy, Pay!… 01-01-1970 03:00 NormAL! AnormAL 01-01-1970 03:00 Hukuka ve Etiğe Takılmayan Eylemlerin Hakkaniyete Takılması Üzerine 01-01-1970 03:00 Niccolò Machiavelli, Kırkdokuz Elli, Bir Yarım Yüzyılın Dejavusu 01-01-1970 03:00 Karadeniz Kıyılarında Deniz Turizmi İçin Yatçılığın Geliştirilmesi 01-01-1970 03:00 Yangınlar ve Bulut Tohumlama Teknolojisi Pazarı 01-01-1970 03:00 Doğanın Kanunu 2021 Yılında Der ki; (The Law of Nature Says in 2021: 01-01-1970 03:00 10 Maddede Türk Milleti Nasıl Bir Millettir Sorusunun Cevabı 01-01-1970 03:00 Mobbing Nedir Ne Değildir? 01-01-1970 03:00 From Monkey, To Monkey; El Cevap: Hiç 01-01-1970 03:00 Büyük Harfsiz Yazıdan Küçük Yordamlamalar Çıkar(sa) 01-01-1970 03:00 Diyemedim Bir Türlü, “Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun” 01-01-1970 03:00 Türkiye İnternet Gazetecileri Derneği TİGAD Büyümeye Devam Ediyor 01-01-1970 03:00 Siyasal Düşüncelerdeki Flörtleşme Karmaşasının Sonuçları 01-01-1970 03:00 Siyasal Düşüncelerdeki Flörtleşme Karmaşasının Sonuçları 01-01-1970 03:00 Yazarımız Mimarların Duayeni, Prof.Dr. Ahmet Vefik Alp Hayatını Kaybetti! 01-01-1970 03:00 Neden Korona Süreci Uzadıkça Muhalefet Güçlenir? 01-01-1970 03:00 Çip Takmışlar Neyime?! 01-01-1970 03:00 Döngüye Dair Dîlden Dökülen Duyumsamalar! 01-01-1970 03:00 Zafer Bayramının Vecizesi: “Yurtta Barış Cihanda Barış” 01-01-1970 03:00 Bir Desilyon Yıldız İçinde… 01-01-1970 03:00 Atılan Taş Sayısı İle Ürkütülen Kurbağa Sayısı Arasındaki Uçurum 01-01-1970 03:00 İnfodemi Terimine Türkçe Karşılık Arayışı 01-01-1970 03:00 Vee, Yaş Elli, Yolun Yarısı Eder!… 01-01-1970 03:00 Yazarlarımıza Sosyal Medya Konusunda Önemli Duyuru 01-01-1970 03:00 Derinkuyu Antik Kentinden Zaman ve Mekan Ötesi Yolculuk 01-01-1970 03:00 Hangi Bir Mayıs 01-01-1970 03:00 Öğretme, Öğrenme, Edinme ve Farkındalık 01-01-1970 03:00 26. Dönem Yazar Portal Yazar Müracaatları Başladı 01-01-1970 03:00 Kökten Çözmek Gerekti! 01-01-1970 03:00 GuideStones İlkeleri ve Açıklamalarım 01-01-1970 03:00 Bir Proaktif Serzeniş: Kodlanmış Korona ve Sosyo Ekonomik Şovu 01-01-1970 03:00 Korona Virüs’ün Faydaları | The Advantage of Coronavirus on The Sectors 01-01-1970 03:00 Dönüm noktası tereddütleri 01-01-1970 03:00 Yenilenen İstanbul Yerel Seçiminin Merkezi Sonuçları 01-01-1970 03:00 Türk Bilim İnsanlarına Ulusal Çağrı! 01-01-1970 03:00 Takoz Kafalı Ürün Tasarımcıları ve Onu Denetleyen Takozlar 01-01-1970 03:00 Depozito Koleksiyoncusu! 01-01-1970 03:00 95. Yılında Cumhuriyetimiz ve Beklentilerimiz! 01-01-1970 03:00 2018’in Son Valiler Kararnamesi Yayınlandı 01-01-1970 03:00 Karizma Çizmenin Yöntemleri 01-01-1970 03:00 Etik Terminolojisine Proaktif Serzeniş 01-01-1970 03:00 Yerel Kamusal Hizmetlerde Maskülen Uygulamalar 01-01-1970 03:00 Tuğla Gibi Yazı, Sakın Okumayın!! 01-01-1970 03:00 Bisiklet-len-me-lii-yizz! 01-01-1970 03:00 Malta’da Sokak Ekonomisi Kongresi; Kültürler Arası Bir Diyalog Köprüsü 01-01-1970 03:00 Sevgimi unuttum oğlum! 01-01-1970 03:00 Eğreti Sistemlerin Esrarı 01-01-1970 03:00 Nitelikli Çöp veya Nitelikli Atık / Artık Maddeler! 01-01-1970 03:00 Limon Bağımlılığı ve Limon 01-01-1970 03:00 Cenin ve Kulak: İki Ses, Hep Kulağımda! 01-01-1970 03:00 Ya Otuz Yıl Sonra! 01-01-1970 03:00 Nokta 01-01-1970 03:00 Telepatik İnternete Doğru Doludizgin! 01-01-1970 03:00 Online Avam, Ofline Havas! 01-01-1970 03:00 Seçim Sonrası Siyaset Miyaset ve Düz Mantık… 01-01-1970 03:00 Altılı Ganyanın Altı Ana Aktörü Üzerine Kafa Tırmalayıcı Değiniler! 01-01-1970 03:00 Öylesine Bir Taziye, Ö(y)lesine Bir Kutlama! 01-01-1970 03:00 Kentsel Yaşamın Sürdürülebilirliğinin İlkeleri – II 01-01-1970 03:00 Kentsel Yaşamın Sürdürülebilirliğinin İlkeleri – I 01-01-1970 03:00 Suyun Kent ve Kentsel Düşün Üzerindeki Etkileri 01-01-1970 03:00 Tek Dişi Kalmış Batı ve Tek İşi Kalmış Doğu! 01-01-1970 03:00 Başkanlık Sisteminin Emniyet Sübaplarının Önemi 01-01-1970 03:00 Kızılötesi ve Morötesi Gerçekler! 01-01-1970 03:00 İktidarın ve Muhalefetin Yüzde Elli İle Dansı 01-01-1970 03:00 Avlak Bölge Sınırlarının Belirlenmesinde Sorun Var! 01-01-1970 03:00 YÖK’ün Doçentlik Unvanı ve Süreci Üzerindeki Değişiklikleri Hakkında Değerlendirmeler 01-01-1970 03:00 Eser veya Araştırma Yayınlama Klavuzu | Kategorilerine Göre Yayın Türleri 01-01-1970 03:00 Arada Kalmalar, Arada Kalanlar, Arada Bırakılanlar… 01-01-1970 03:00 Tarih Tekerrür Etse de, Biriz ve Bütünüz 01-01-1970 03:00 Fatsa’nın Önemli Değeri: Son ERDOĞAN ARICA 01-01-1970 03:00 24 Haziran Seçimlerinde Halkın Siyasal Partilere Mesajları-I 01-01-1970 03:00 Tünaydın Deyimine İlişkin Ulusal Çağrı 01-01-1970 03:00 Trafik Raconundan Hayata, 10 Ahmet Fidan Kuralı 01-01-1970 03:00