“Kalkınmanın Romanı”: Sarışın ve Kara (I)

Dr. Halit SUİÇMEZ

14-12-2020 14:24

İsa Küçük’ün Sarışın ve Kara isimli kitabı, kestirmeden söyleyeyim;

“işte.. önemli bir kalkınma romanı daha” diyebileceğimiz ilginç eserlerden biridir.

317 sayfalık, arkeopera kitabevine ait, 2019 basımı bu roman on bölümden oluşmaktadır.

Romanın yazarı İsa Küçük Mülkiye mezunudur, ülkenin hemen her coğrafyasında kaymakamlık ve valilik görevlerinde bulunmuş, geniş mesleki deneyimlerinden de yararlanarak bu kurgusal eserini kaleme almıştır.

Romanın adı Sarışın ve Kara üzerine bazı varsayımlarda bulunabiliriz;

İlk ipucu olarak arka kapaktaki “Taşra…” sözcüğünden hareket edelim:
“Taş-Ra…Taşı canlandırmaya, Ra’nın içine insan kalbi yerleştirmeye çalışan şair ruhuyla kendini bir anda şehrin “ileri gelenleri ve geri kalanları” arasındaki çatışmanın içinde bulan ve buz tutmuş saati çalıştırmaya uğraşan bir kaymakam…”

Bir taşra ilçesi, “Daristan” sadece roman kahramanı kaymakam Çağlar’ın daralan-bunalan yüreği değil, Romanın adındaki “Kara” nın da sembolik temsilcisi.

Sarışın ise aydınlığın, geleceğin, yaşamın, ümidin, Mısır mitolojisindeki güneş tanrısı “Ra” nın izdüşümü.

Bu ismin anlam çemberini daha da genişletip- biraz da zorlayarak- diyebiliriz ki, “sarışın”, aydınlık-bağımsızlık- özgürlük isteyen güçleri, hatta, “ulu önder Sarı Paşa’yı”, “kara” ise, her bakımdan geri kalanları, kurulu düzeni ve onun bazı çevreleri koruyucu mevzuatını, bürokratik yapısını temsil edebilir.

1965 yılının Türkiye’sinde Anadolu’da, taşrada, bir küçük ilçenin yönetiminde, başta kaymakam olmak üzere çeşitli üst düzey devlet yöneticilerinin durumu ve dramı verilmektedir bu kitapta..

Romanın” Kızılırmak bile donmuş; sen, “köyün yolunu açalım” diyorsun…cümlesi ile başlaması bir anlamda insanın doğa karşısındaki çaresizliğini ve Anadolu insanıyla, yöneticileri zorlu bir mücadelenin beklediğini duyumsatmaktadır.

Sayfa 14’te, Kaymakamın kendisiyle görüşmeye gelen köy öğretmenlerini “…ince bir kucaklayış…” içeren sözleriyle karşılaması farklı bir yönetici tipini daha başlarda işaret etmektedir.

Bürokrasi eleştirisi sayfa 18’de oldukça mizahi bir yaklaşımla verilir. Kimse kimsenin ne dediğini anlar, ne duyar..

Öğretmenlerin kardan kapalı on kilometrelik köy yolunu yürüyerek gitmeye kalkışması tam bir dramatik öykünün ya da romanın konusu olabilecek derinliktedir.

Gerçek Cumhuriyet öğretmenleri..

İktidar partisi yanlısı müftünün çağdaş görüşlü kaymakam ile çatışması..

Şehir kulübünde akşamları kaymakam, savcı, doktor, avukat, hakim, müdürler toplanır ve resmiyet dışında konuşup-şakalaşırlardı..

Kaymakamın kişiliği birkaç cümle ile iyi resmedilmiş ve psikolojisi betimlenmiştir.
“…az konuşan…hep yazıyor ya da okuyor gibi…sanki aklı, uzak bir dünyada takılı kalmış; derin düşünceli, kafası hep meşgul…”(sayfa 28)

Şehir kulübünde oyun da oynanır, siyaset de yapılır, günlük dedikodular da..
İlginç siyasal konuşmalardan birkaçı..

9 Temmuz 1961’de yapılan anayasa oylamasında yüzde 62 evet, yüzde 38 hayır çıkmıştı.
Zonguldak’ta ağırlık hayır oyundan yana çıkmıştı.
İşçi bölgesinden, sosyal güvenlik bölgesinden, kömür ve emek dünyasından normalde çalışanları koruyan bir anayasaya nasıl “hayır” denilir?
Modern anayasaya, hürriyet, iş, ekmek ve adalet getiren anayasaya nasıl hayır deniliyor, gerçekten anlaşılır değil bu..

Edebiyat ve siyaset sosyolojisi açısından araştırılacak bir konu.

Romanın böylesine toplumsal çelişkilere dikkat çekmesi sosyal değişmelerin edebiyata yansıması açısından biz yazar ve denemeciler için önemli örneklerden biridir.

Sayfa 36’da, kulüp masasındaki akşam tartışmalarında, “…yedek subay öğretmen uygulamasından, bunun ülkenin yarım kalan aydınlanma mücadelesini tamamlayabileceğinden, bu ilçedeki yoksunluk, anlaşılmazlık, yalnızlık, cehalet, yoksulluk, geri kalmışlık gibi sorunların toplamını “daristan’da yaşamak” diye adlandırıp bu engeli aşmak gerektiğinden, taşrada zamanın da masada oynadıkları kağıt gibi bir oyun olduğundan ve kimsenin bunun farkında olmadığından söz ediliyordu..

Kaymakamın iç dünyası çok net çizilmiş yazar tarafından. Hem düşünsel düzeyde hem de olayların gelişimi içinde.
Kendisinden köy yolunu açtırmak isteyen öğretmenlerle birlikte greyderi ve ekibi alıp gece gündüz demeden 10 kilometrelik karlı yolu açmaya gitmeleri..

Biz okurlar karakterleri sadece duygu ve düşünceleriyle değil, olayların akışı içinde de görebilmekteyiz bu romanda.

İşte bu roman tekniği açısından yerinde bir kullanım olmuştur.

Kaymakam hep içindeki şarkıyı arıyordu ve “…gittiğin yer karanlıksa bir ışık yak…” diyordu içindeki bu ses..(sayfa 44)

Kaymakam Çağlar için ilçe hapishane, ev ise adeta bir hücreydi..

Eşi Filiz hep akşamları eve geç kalmamasını isterdi, bir oğulları-Mustafa- vardı, üç yıllık evliydiler, birbirlerini tanımaya ve tamamlamaya çalışıyorlardı..

Sayfa 46 ve 47’ de ekip gecenin soğuğunda köyde yolu açmaya çalışırken uyuyan köylüler ve kaymakamın silah atışıyla uyanmaları..
Hem gerçek hem de metaforik bir anlatım..”bu millet ancak silahla uyandırılır, Mustafa Kemal de öyle yapmıştır..”

Köylülerin okula ve öğretmene ilgisizliğinden, ahret odaklı dünyalarından(46) söz edilir.

Yakup Kadri’nin Yaban romanında da köylülerin milli kurtuluş savaşına ilgisizliğinden bahsedilir. Orada esas olarak aydınların köye ve köylülere bir bilinç veremedikleri vurgulanır.

Sarışın ve Kara’da köylüleri kaymakam “uyandıracak”, Yaban’da aydınlar uyandıracak..

Toprak Uyanırsa romanında, köy bilgesi, emekli öğretmene”… köyde ilk mektep değil, üniversite açsan işe yaramaz, evlat sen asıl köylünün dirliğine(geçimine) el at..” der.

Refik Erduran’ın Yağmur Duası romanında ise, “…köylü sırf üstten gelen bir teşebbüsle kalkındırılamaz, muhakkak aşağıdan yukarı doğru bir itiş, bir kalkınma şuur ve isteği gerek, KÖY DAVASI , HERKESTEN EVVEL KÖYLÜNÜN DAVASIDIR, köylü kendi davasına sahip çıkmazsa hiçbir şey yapılamaz, aydın ancak yol gösterebilir(226).

Görüldüğü gibi, romanlar üzerinden köy ve köylülüğü tartışmak bize yeni ufuklar açmaktadır.

Karl Marks ve F.Engels Seçme Eserler’inde Türk köylüsünü şöyle betimlemektedirler;

“İki nedenden dolayı en kararlı biçimde Türklerden yana tavır almaktayız: Birincisi, çünkü biz ‘Türk köylüsünü’ Türk halk kitlesini inceledik ve onun kesinlikle ‘Avrupa’daki köylülüğün en becerikli ve ahlaklı temsilcisi’ olduğunu gördük. (Karl Marx-Friedrich Engels, Collected Works, Volume 45, S.296, 208’inci Mektup.)

Romanın Kayseri’ye yakın bir yerlerde, Kapadokya bölgesi civarlarında geçtiği izlenimi verilmekte.(sayfa 52 ve 56)
Kaymakam ilçede sadece fiziki değil, bir de sosyal bir harita çıkarmak istiyordu. İnsanı önceleyen bir harita.

Bu yaklaşım bizim bu romanı da Şevket Süreyya’nın toprak uyanırsa, Yaşar Kemal’in ince memed, Mahmut Makal’ın bizim köy gibi “kalkınma romanları” kapsamında değerlendirmemizi gerektirmektedir.

Sayfa 55- 60 arası ise yukarıdaki değerlendirmemize doğrudan verilecek en güzel örnektir.
Özellikle sayfa 56’da Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planından söz edilmesi, köye ve köylüye yönelik çalışmaların temelini oluşturan Toplum Kalkınması ve bu kapsamda yapılacakların bir romanda adının geçmesi çok ilginçtir ve Türkiye’nin göreli olarak ikinci kalkınma hamlesi diyebileceğimiz 1960’lı yılların heyecanının romana yansımasıdır.

Evet, dostlar, edebiyat dostları..

Burada, 1963-67 döneminde uygulanan birinci beş yıllık kalkınma planı ve temeli olan “toplum kalkınması” üzerine edebiyat tarihine girecek güzellikte anlatımlar bulunmaktadır.

“…beklenen asıl başarılı çalışma, valilere verilen parasal kaynağın yerinde ve etkin kullanılmasına, bu ise gerçekçi planlama ve programların yapılmasına bağlıydı.”

Bu görev, kalkınmanın romanı diyebileceğimiz bir başka romanda da şöyle ifade edilmekteydi;

“…işin özü, atıl duran kaynaklar tam kullanılacak, yanlış kullanılanlar da doğru değerlendirilecek…böylece kaynaklar tam ve etkin kullanıldığında üretim ve katma değer en az iki katına çıkacak, bölüşüm de adil olduğunda ortaya çıkan sonuçtan tüm kesimler faydalanmış olacaktır.”(Halit Suiçmez, Öz Peşinde,s;29)

Sarışın ve Kara’nın sayfa 58’de, “…Cumhuriyetin- ve kaymakamın- var oluş nedeni, köylüyü, tüm toplumu, daha iyi bir yaşamın varlığına ve ona ulaşmanın mümkün olduğuna inandırmaktı.”

DİĞER YAZILARI Türkiye’de “Burjuva Siyaseti” 01-01-1970 03:00 Kapitalizmi “Yönetmek..” 01-01-1970 03:00 Kendimizi Anlamak ve Oluşturmak İçin Formül: “Yesemek”.. 01-01-1970 03:00 Yeni Bilim: Bağlantısallık, Yeni Kültür: Yaşamdaşlık.. 01-01-1970 03:00 Teknoloji Geliştikçe “Lüzumsuzlaşan” İnsanlar.. 01-01-1970 03:00 Ekonomik Kriz; “Planlama ve Verimlilikle” Aşılabilir.. 01-01-1970 03:00 Doğu Karadeniz’den Evrensele.. Bir Ozan..Bir Yazar.. Ruhi Türkyılmaz.. 01-01-1970 03:00 Türkiye Kendi Liginde Kaçıncı Sırada?.. 01-01-1970 03:00 Yaşamın Anlamı.. 01-01-1970 03:00 Emeklilikte “Takılmak”.. 01-01-1970 03:00 Rantçı-İnşaatçı Model; Kalkınmaya Engel.. 01-01-1970 03:00 Uzaktan Eğitim Olur mu?.. 01-01-1970 03:00 Başını Eğmeyen, Efsane Bir Kadın; Suat Derviş..ve Fosforlu Cevriye.. 01-01-1970 03:00 81 ilde İnsani Gelişme Endeksi ve Türkiye’nin 2020 Küresel Performansı 01-01-1970 03:00 Edebiyat Eserlerin Değerlendirilmesi… 01-01-1970 03:00 Özgürlük Üstüne.. 01-01-1970 03:00 ÜLKELER NASIL KALKINDILAR? DERSLER.. 01-01-1970 03:00 Osmanlı Tarihini Anlamak… 01-01-1970 03:00 İnsanı Anlamak İçin Bilimler Arası İşbirliği Şarttır… 01-01-1970 03:00 Sanırım hikaye anlatmak daha çok ilgi çekiyor 01-01-1970 03:00 ÖYKÜCÜLÜĞÜMÜZ ÜZERİNE.. 01-01-1970 03:00 Edebiyatın En “Zevkli” Dalı; “Kalkınma” Edebiyatı..! 01-01-1970 03:00 14 Şubat; Dünya Öykü Günü; Her İnsanın Çok Öyküsü Vardır… 01-01-1970 03:00 “Aç Kalmak” Romana Yansırsa.. 01-01-1970 03:00 Ayçiçek Yağı Fiyatları Neden Arttı ve Tarımda Verimlilik.. 01-01-1970 03:00 Rus Edebiyatında Dev Romancılar.. 01-01-1970 03:00 Son yıllarda “esneklik” adı altında bir kandırmaca vardı 01-01-1970 03:00 Evler Yaşam Alanı mı, Çalışma Alanı mı?.. 01-01-1970 03:00 Biz Uzmanlar Niye Sınıfta Kaldık?.. 01-01-1970 03:00 Niçin Sanayileşemedik? 01-01-1970 03:00 “KALKINMA” Üzerine Deneme… 01-01-1970 03:00 “Sineklerin Tanrısı” Romanı Üzerine… 01-01-1970 03:00 Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Gerçek Kısa Tarih.. 01-01-1970 03:00 İnsanlığı “Kurtarmak” İçin, Dijital Teknolojileri Toplumsallaştırmak… 01-01-1970 03:00 Tolstoy ile Einstein Sevgi’de Buluştular.. 01-01-1970 03:00 Evde Kal, Ama; 01-01-1970 03:00 İsa Küçük Değerlendiriyor; Geleceğe İthaf Edilmiş Bir Roman; “Öz Peşinde” 01-01-1970 03:00 “Nasılsınız” Demek, Şiir Yazdırır mı?.. 01-01-1970 03:00 Hayatın “Anlamı” Ne? 01-01-1970 03:00 “Kalkınmanın Romanı”: Sarışın ve Kara (II) 01-01-1970 03:00 Hemşin’den Ege’ye; Yolu Fatsa’dan Geçen Şair’e; Mektubumdur.. 01-01-1970 03:00 “Nasıl Yapmalı” Romanı Hakkında.. (II) 01-01-1970 03:00 Bu Romanı Okuyun, Hayatınız Gercekten Değişsin; Nasıl Yapılmalı?? 01-01-1970 03:00 Üçüncü Çeyrek Büyümemiz Ne Kadar “Verimli?..” 01-01-1970 03:00 Gençler… Bu Masalı Mutlaka Okuyun.. 01-01-1970 03:00 Covid Salgını Üretimi Nasıl Etkiledi? 01-01-1970 03:00 Köylüyü Nasıl Anlarsın? 01-01-1970 03:00 Benim “Düzenli Ordum” Sözcüklerdir.. 01-01-1970 03:00 Salgına Karşı, “İyi Psikoloji” Önerileri.. 01-01-1970 03:00 “Kurtuluş Yolu”nda Ne Zaman Yürüyeceğiz?.. 01-01-1970 03:00 Betül Erdoğan’dan Önemli Roman: Arev 01-01-1970 03:00 İnci Gürbüz Atik’in “Deve Boku Savaşları” Romanı Üzerine Notlar (III)… 01-01-1970 03:00 Bir Roman; Deve Boku Savaşları (1).. 01-01-1970 03:00 Öğrencisini “Zirveye” Çıkaran Sistem.. 01-01-1970 03:00 Rant Ekonomisi mi, Verimlilik Ekonomisi mi? 01-01-1970 03:00 Aşklar Başka Ne İster? 01-01-1970 03:00 Ekonomide Ne Kadar Piyasa, Ne kadar Müdahale?.. 01-01-1970 03:00 Bir 1071 Öyküsü… 01-01-1970 03:00 Türkiye EkonomisininTemel Sorunu: Verimsizlik 01-01-1970 03:00 Ekonomi Ne Kadar Üretken? 01-01-1970 03:00 Evde Kal… Kendini Keşfet… 01-01-1970 03:00 Yarın Kanal B’ deyiz: Ekonomide Son ve Gerçek Durumlar 01-01-1970 03:00 Evde Kal, Ama; Düşünceye Git, Öğrenmeye Çalış 01-01-1970 03:00 Şiddet, Şehvet, “Kurbanlık” ve “Sadizm” 01-01-1970 03:00 NİTELİKSİZ EDEBİYAT.. 01-01-1970 03:00 YAŞLI KADIN BÜYÜK KADINDIR..İHTİYAR İNSAN BÜYÜK İNSANDIR..65’LİK DELİKANLILARA.. 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’DE İLK KÖY YÜRÜYÜŞÜ 01-01-1970 03:00 Köyler Nasıl Kalkınır? 01-01-1970 03:00 Sürekli Eleştirilmekten Nasıl Kurtuldum? 01-01-1970 03:00 Korona Sürecinde Psikolojik ve Ekonomik Sorular 01-01-1970 03:00 Korona Üzerine Makro Sorular… 01-01-1970 03:00 Dünyanın Krizine Çözüm; Servet Vergisi 01-01-1970 03:00 Doğurganlık Hızımız Ne durumda? 01-01-1970 03:00 Türkiye “Yenilik Ekonomisinde” Kaçıncı Sırada? 01-01-1970 03:00 Türkiye “Yenilik Ekonomisinde” Kaçıncı Sırada? 01-01-1970 03:00 Ağaç Altına Düşenler: Ergin İğrek 01-01-1970 03:00 Felsefe Nedir?.. 01-01-1970 03:00 Hangi Aşk?.. 01-01-1970 03:00 Güncel ve Temel Bir Roman: Arzu Okulu 01-01-1970 03:00 Nedir Kalan?.. 01-01-1970 03:00 İnsan Nedir? 01-01-1970 03:00 Sürdürülebilir Büyüme İçin 01-01-1970 03:00 Çocuklarımız Ufku Görerek Büyümeli.. 01-01-1970 03:00 Temmuzun Bu Günleri..Çok Çok Önemli.. 01-01-1970 03:00 Çocukluk ve Gençlik Adresimiz.. 01-01-1970 03:00 İleri Teknolojide Ne Durumdayız? 01-01-1970 03:00 Var Olmak Ne Demek?.. 01-01-1970 03:00 Sanayi ve Teknoli Bakanlığı’nın Yeni İşlevleri 01-01-1970 03:00 Çözüm; Etkin Sanayi Ve Teknoloji Politikalarında 01-01-1970 03:00 Biz Niçin Kalkınamadık? 01-01-1970 03:00 Uzman ve Uzmanlık Üzerine 01-01-1970 03:00 Ekonomik Sarmalı Aşabilmek İçin 01-01-1970 03:00 Türk Lirasının Değeri Niçin Sürekli Düşmekte? 01-01-1970 03:00 Hayat ve Hayal Ortaklığının Meyvesi.. 01-01-1970 03:00 Prof. Dr. Hasan Gürak’tan Çok Önemli Bir Eser; EKONOMİK BÜYÜME ve KALKINMA 01-01-1970 03:00 Tarım Ne Durumda? 01-01-1970 03:00 “Biz “Canlı” mıyız Öğretmenim?… 01-01-1970 03:00 Karmar, Sabah Kuşlarıyla Konuşuyor.. 01-01-1970 03:00 Hepimiz Büyük Bir “Verimlilik Yorgunluğu- Durgunluğu” İçindeyiz… 01-01-1970 03:00 Büyümenin Halka Yansıması İçin Öneriler 01-01-1970 03:00 Şiir Dışındakilere Anlatı Desek.. 01-01-1970 03:00 Dünya’nın Eko Politiği (ABD ve Çin Arasında Güç Savaşları) 01-01-1970 03:00 Türkiye’de Kaynaklar Üretken Alanlara Yönlendirilmelidir 01-01-1970 03:00 Bir Öğle Öyküsü.. 01-01-1970 03:00 Teknolojik Gelişme ve Verimlilik Politikası 01-01-1970 03:00 2019’da Beklenebilecek Bazı Ekonomik Sonuçlar.. 01-01-1970 03:00 Sağlıklı Ekonomik Büyüme İçin Yaklaşım.. 01-01-1970 03:00 Kaçan Öykü.. 01-01-1970 03:00 Dinçer Sezgin’e Mektuplar.. 01-01-1970 03:00 Aldatmak, Şiddetten Daha Ağır Bir Suçtur.. 01-01-1970 03:00 Türkiye’de Gelecek Uzun Sürecek 01-01-1970 03:00 Türkiye ve Gelecek (“Beka”) Sorunu 01-01-1970 03:00 Sanayide Yerlileşme 01-01-1970 03:00 Ekonomide Yalanlar ve Gerçekler… 01-01-1970 03:00 İktisat Kongresi Yapılmalıdır… Acil Görev Budur… 01-01-1970 03:00 Aşk Bir Gün Gelecek… Aşkın Çığlığı… Öyküsel Denemeler… 01-01-1970 03:00