LAFTAN FAZLASI LAZIM!

Hüseyin Kurt

07-09-2020 11:05

Samsun’da Ondokuz Mayıs Üniversitesi 1975 yılında kuruldu.

 

Diğer üniversite ise şu an adı Samsun Üniversite olan ve 2012 yılında kurulan üniversitemiz.

Belki de yakın bir gelecekte 3. ve 4. kurulacak.

Samsun şehrinin en büyük üniversiteler açısından en büyük derdi şehir ile bütünleşememesi.

Adeta izole haldeler!

Ne de olsa birisi bir dağ bağında diğeri diğer dağ başında!..

Üniversitelerin Samsun’un “yaşanabilir bir şehir” haline gelmesindeki sosyo ekonomik gelişmişlik endeksine katkısı asla küçümsenemez ama Samsunlu hep daha fazlasını bekledi.

Bu durum sanayici açısından da böyle!

Üniversiteler şehre izole ve “uzak” olduğu gibi sanayiye de adeta “yabancı” kalmışlar.

***

Türkiye “sanayi öncesi ekonomi”ye sahip yani sanayi devrimini yaşamamış ekonomiye sahip.

Bu manada sanayi devrimini kaçırmış bir Osmanlı ve devamı olan bir Türkiye var.

Atatürk’ün yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına öncülük etmesi sonrasında yapılan sanayileşme süreci maalesef günümüze kadar dünya sanayisi ile çok da rekabetçi değil.

Ne kadar ilginçtir ki bugün dünyanın en büyük ekonomilerinden birçoğu savaştan çıkmış, yorgun düşmüş bazen de yenilmiş ülkelerin ekonomileri; Almanya, Güney Kore, Japonya, Çin vb..

Dünün ağır sanayisi ile büyüyen bu ülkeler bugün bu alanları gelişmekte olan ülkelere bırakarak teknoloji temelli üretime ve ürünlere geçti. Bunun ise en önemli etmeni araştırma ve geliştirme bütçeleri ve AR-GE düşünce şekli ve gelişim modeli.

AR-GE nin ise çıkış noktası ve kuluçka merkezleri dünyada üniversiteler.

Türkiye’de son dönemde sıkça dile getirilen bir kavram var; “Üniversite-Sanayi İşbirliği - ÜSİ

Daha yakın bir zamana kadar belki halen daha “Üniversite-Sanayi İşbirliği”ni üniversite öğrencilerinin sanayi ve üretim yapan işletmelerde staj veya iş imkânı bulması olarak bilen büyük bir çoğunluk vardı.

Halbuki bununla hiç alakası olmayan bir kavram!

Türkiye’de olduğu gibi Samsun’da da üniversite-sanayi işbirliği arayışlarında, sanayi odaklı girişimler istisnalar haricinde pek görülmemekte.

Teknoparklar gibi AR-GE ve kuluçka merkezleri birçok firma için halen daha “vergi cenneti” olarak gördüğü gibi birçok üniversite hoca ise “danışmanlık ücreti” olarak görüyor.

 

Firmalar daha çok geleneksel üretim süreçleri ile düşük katma değerli ürünler üretmeye devam etmekte; ancak, ulusal ve küresel rekabet ortamında ucuz iş gücü gibi avantajlar artık üstünlük için yeterli olmamakta.

Sanayi üretiminde ulusal ve küresel rekabete ortak olabilmek için ülkede olduğu gibi Samsun’da ve bölgede de Üniversite Sanayi İşbirliğini kurullardan çıkartarak gerçek üretime yansıtmalı.

ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞ BİRLİĞİ İYİ YÖNETİLMEDİĞİNDE “KIRILGAN” BİR YAPIYA SAHİPTİR

Üniversite-sanayi işbirliği (ÜSİ), sanayinin üniversite araştırmalarına proje bazlı bağış vb. destekleri ile başlamış; devamında, üniversitelerde yürütülen bazı araştırma projelerine sözleşme karşılığı destekler verilmesiyle gelişmiştir. Son dönemlerde, bu işbirliği modeli kurumsal temelli ve devlet destekli merkezlerde (TEKMER, TEKNOPARK vb.) yoğunlaştığı görülmektedir.

Üniversite-sanayi işbirliği oldukça karmaşık ve bir o kadar da zor bir süreçtir, sürdürülebilir bir aşamaya gelene ve sonuçlarının beklenen yararlar sağlamasına kadar uzun zaman alan ve bu süreç iyi yönetilmediğinde oldukça kırılgan bir yapıya sahiptir.

DEVLET GÖZLEMCİ, DÜZENLEYİCİ ve DESTEKLEYİCİ ROLÜNÜ ÜSTLENMELİDİR

Üniversite-sanayi işbirliğinde, yasal altyapı sağlanması, kolaylaştırıcı mekanizmalar kurulması ve gerekiyorsa reformların yapılması noktasında destekçi olacak devlet tir.

Devlet düzenlemeleri ve ÜSİ noktasında esnek duruşu ile mutlaka aktif, destekleyici ve düzenleyici olarak rol almalıdır.

KAZAN-KAZAN MODELİ HEDEFLENMELİ

Üniversite-sanayi ve devlet arasındaki üçlü ilişkisinde, yaratılan ortamın bir ekosistem olarak tarafların kazan-kazan anlayışıyla ve kendi istekleriyle bir araya gelmeleri hedeflenmelidir.

TEKNOLOJİ BİLGİYE DAYALI BİR HALE GELDİ

Günümüzde, dünyanın gelişmiş ekonomileri artık tümüyle üretim tabanlı olmadığı, üretimde bildiğimiz sermaye ve emek değerlerinin yanına çok daha etkili olan “bilgi” nin geldiğini ve “yeni(likçi) ekonomi” ya da “bilgi tabanlı ekonomi” kavramlarının temelinde yüksek katma değer arayışlarının olduğunu görüyoruz. Bu değişim sonucu teknolojinin tanımı da değişmektedir. Eskiden transfer edilebilen bir mal olarak görülen teknoloji artık bilgiye dayalı hale gelmiştir.

MECBURUZ ÇÜNKÜ; REKABET ARTIYOR, PARA YOK!

İhracata yönelik üretim yapan bir şirketseniz, rakipleriniz ile rekabet edebilmek ve sürekliliği sağlamak adına mutlaka üniversiteler ile işbirliğine gitmeye mecbursunuz.

Bu mecburiyetin en büyük nedenlerinden birisi, teknolojinin her alanda, tarihte daha önce hiç olmadığı kadar hızlı gelişmesi ve rekabetin artması, diğer önemli bir sebep ise paradır.

Şirket artık temel bilimlerde ve sektörün gerektirdiği standartlarda araştırma yapamıyor.

Teknoloji ve özellikle kimya alanındaki hızlı gelişme özel alanlar oluşturdu ve bu konularda araştırma yapabilecek insan kaynağı bulmak ve laboratuvarlara yatırım yapmak bir şirket için büyük maliyetler gerektiriyor.

Artık öğrenciler üniversitelerden sadece teorik bilgiler edinerek mezun olmak istemiyorlar. İş dünyasına yakınlaşmak, araştırmalarının sonuçlarını daha çabuk almak ve toplumda yarattıklarını ve değişiklikleri görebilmek istiyorlar.

ÜNİVERSİTE VE SANAYİNİN FARKLI MOTİVASYONLARI OLDUĞUNU UNUTMAMAK GEREK

Yapılan araştırma ve anketlerden çıkan ve tarafların motivasyon ve beklenti sonuçlarında ilginç tespitler bulunmaktadır.

Üniversite-sanayi işbirliğinde en önemli unsurlardan birisi tarafların birbirini anlama çabasıdırSanayinin, kar amaçlı ve zamana endeksli yapısının aksine üniversitelerin farklı motivasyonları var.

Örneğin Üniversiteler; eğitim ve araştırmaları için finansal destek sağlamak, kamu fonlarından ve hibe programlarından yararlanmak, öğrencilerinin iş tecrübelerini artırmak, mezunları için iş alanları yaratmak gibi motivasyonu vardır.

Sanayinin ise; Üniversitenin araştırma ve insan kaynağına erişmek, laboratuvar uzmanlıklarına erişmek, sürekli eğitim faaliyetlerinden faydalanmak, şirket imajını yükseltmek, kalifiye eleman ihtiyacını karşılamak ve kapasitesini artırmak için üniversitelerin teknik altyapı ve bilgi birikiminden beklentileri gibi motivasyonları vardır.

Yani sanayici “Hocalar neden para kazandırayım ki!”, hocalar ise “Emeğim üzerinden sanayici para kazanacak” şeklinde ir düşünceye sahip ve her iki tarafında ciddi önyargıları var.

Bunu kırmak başarının ilk adımı olacaktır.

ÜNİVERSİTE, SANAYİ ve DEVLETİN BEKLENTİLERİ FARKLI

Üniversite-sanayi işbirliği modelinde tarafların işbirliği sürecinde karşılıklı beklenti ve istekleri iyi tespit edilir ise başarıya bir adım daha yaklaşılmış olur.

İş birliği sürecinde üniversitenin; Ortak yapılan çalışma ve araştırmaların yayın hakları, yapılacak buluşların patent ile koruma altına alınması, işbirliğinin sürdürülebilirliği, araştırma fonlarının sürekliliği, ticari başarının paylaşımı ve prestij konularında beklentileri vardır.

İş birliği sürecinde sanayinin; rekabet edebilme üstünlüğü, kendi teknoloji tabanını yaratma, yeni teknolojilere kapı aralama, ileri teknoloji üretenler ile ilişki kurma, fikri ve sınai mülkiyet haklarının korunması, riskin tanınması ve paylaşımı, yatırımların geri dönüşlerinin sağlanması konularında beklentileri vardır.

Devletin ise, teknoloji tabanlı ekonomik gelişme, kamusal yarar ve denetim gibi talepleri vardır.

İŞBİRLİĞİNDE TETİKLEYİCİ UNSURLAR; “GÜVEN, UZLAŞMA ve NİYET” TİR

Üniversite-sanayi işbirliği süreçlerinde tetikleyici unsurlar; Güven, Uzlaşma ve Niyettir. İşbirliği modellerinin hiçbirinde kalıplaşmış çözüm yöntemleri yoktur. Ancak, arayışların kırılgan olduğu dönemin aşılması, tarafların birbirlerinin gözlüğü ile bakabilecek (empati yapabilecek) kadar ortaklık arayışlarını sürdürme becerisi göstermelerine bağlıdır. Bu süreç için yeterince sabır gösterilir ve zaman ayrılır ise, işbirliği daha kolay ve faydalı gelişecektir.

Öyle inanıyorum ki, ülkemizin geçmişte yaşadığı tecrübelerle, dünyadaki örneklerini uygun bir şekilde harmanlayabilirsek Samsun’da üniversite-sanayi işbirliği için en uygun çözümleri geliştirebilir, iki üniversitemizle sürdürülebilir bir modelde üretim, eğitim, teknoloji, fikri sınai haklar ve ihracat konularında kapasiteyi daha da geliştirebiliriz.

Böylelikle Üniversite-Sanayi işbirliğinde oluşturacağımız bu model ile Türkiye’ye örnek olabiliriz…

 

DİĞER YAZILARI HANS VE HASAN 01-01-1970 03:00 DEPREM! 01-01-1970 03:00 1943 LADİK DEPREMİ VE SAMSUN 01-01-1970 03:00 DAR GELİRLİ VATANDAŞ VE ÇİFTÇİLER İÇİN EMPATİ YAPMAK! 01-01-1970 03:00 Karadeniz ve müsilaj! 01-01-1970 03:00 TÜRK MİLLETİ’NİN FERASETİNE GÜVENMEYENLER! 01-01-1970 03:00 “FETÖ’NÜN SİYASİ AYAĞI” İŞİ NE OLDU? 01-01-1970 03:00 YARIM AKILLI ULAŞIM 01-01-1970 03:00 DEĞİŞİME HAZIR DEĞİLSENİZ OKUMAYIN! 01-01-1970 03:00 YENİ DÜNYA DÜZENİ VE SOSYAL MEDYA 01-01-1970 03:00 BEĞENİ PEŞİNDE KOŞANLAR 01-01-1970 03:00 BU YEREL SEÇİMLER FARKLI OLACAK 01-01-1970 03:00 EKONOMİK İSTİKRARSIZLIK ve SİVRİ DİLLER 01-01-1970 03:00 “FES TAKMAK GAVUR İŞİDİR” 01-01-1970 03:00 SAMSUN’DA YENİ REJİMİN İLK SEÇİMLERİ 01-01-1970 03:00 YENİ REJİMİN SEÇİMİ 24 HAZİRAN 01-01-1970 03:00 FİİLİYATTAN RESMİYETE YENİ REJİM 01-01-1970 03:00 EKONOMİK ENDİŞELERİMİZ ARTIYOR!.. 01-01-1970 03:00 MİLLİYETÇİLİKTEN ROL ÇALANLAR 01-01-1970 03:00 SEÇİME 27 GÜN KALA SAMSUN SEÇİMLERİ 01-01-1970 03:00 YENİ SİSTEMDE VEKİL HESABI ve LİSTELER 01-01-1970 03:00 BUGÜN 19 MAYIS 01-01-1970 03:00 YETKİ KANUNU ve MİLLET İRADESİ 01-01-1970 03:00 DEVLETİN YAPISINI DEĞİŞTİRMEK 01-01-1970 03:00 AT GÖZLÜĞÜNÜ ÇIKARTIN, DÜZENLEME YAPIN 01-01-1970 03:00 TARIM ŞEHRİ SAMSUN MASALI 01-01-1970 03:00 UTANMAK 30 DAKİKA, PİŞMANLIK BİR ÖMÜR! 01-01-1970 03:00 ÜST AKIL OYUNLARI 01-01-1970 03:00 GÜNDEME DAİR KISA KISA 01-01-1970 03:00 KRALCI AYMAZLAR 01-01-1970 03:00 SEÇİM HAVASINA GİREMEMEK 01-01-1970 03:00 19 MAYIS’IN 100. YILI ve PONTUSCULAR 01-01-1970 03:00 SAMSUN’UN HALİ NE Kİ BAFRA NE OLSUN? 01-01-1970 03:00 ADAMI DİNDEN EDERSİNİZ!.. 01-01-1970 03:00 UNESCO ve KIZILIRMAK DELTASI 01-01-1970 03:00 ‘RESMİLEŞTİ DİKKAT!!’ SAÇMALIĞI ÜZERİNDEN SOSYAL DENEY 01-01-1970 03:00 HAŞLANAN KURBAĞA KEYFİ!.. 01-01-1970 03:00 Samsun’un Karnesi Kırıklarla Dolu!.. 01-01-1970 03:00 İTİRAZ SONUCU DEĞİŞTİRMEZ 01-01-1970 03:00 DÜNYA DİKTATÖRLERE DE KALMIYOR 01-01-1970 03:00 TECAVÜZ KAFALILAR!.. (+18) 01-01-1970 03:00 İÇ GÜVENCİK(!) PAKETİ 01-01-1970 03:00 HALKIN EKMEĞİ 01-01-1970 03:00 KOMŞUNUN SYRİZA'SI 01-01-1970 03:00 AMERİKA’YI TÜRKLER Mİ KEŞFETTİ? 01-01-1970 03:00 DÜNYAYI DEĞİŞTİREN TÜRK ÖĞRETMENLER 01-01-1970 03:00 İZLENİYORSUNUZ… 01-01-1970 03:00 GÖZÜNÜZ ÇIKSIN! 01-01-1970 03:00 GANDHİ’NİN DUASI 01-01-1970 03:00 SUSMARAM… 01-01-1970 03:00 ALMAN USULÜ “İLERİ DEMOKRATİK POLİS” 01-01-1970 03:00 AÇILA (S)AÇILA GELDİK (!) 01-01-1970 03:00 SAVAŞA HAZIR MIYIZ? 01-01-1970 03:00 AH TEZKERE 01-01-1970 03:00 MİLLİ MEB 01-01-1970 03:00 AÇILIMA VALİ 01-01-1970 03:00 KİM DÜZELTECEK 01-01-1970 03:00 BU MİLLET SİZİ KORUR 01-01-1970 03:00 KAYIP KAÇAK İŞLERİ 01-01-1970 03:00 OTORİTEYE BOYUN EĞMEK 01-01-1970 03:00 SAMSUN'UN YATIRIM SORUNU 01-01-1970 03:00 SAĞ-SOL DAVASI 01-01-1970 03:00 KARDEŞ ŞEHİR BİŞKEK 01-01-1970 03:00