KOVİD Bir Damar Hastalığı Olabilir

İndependent Türkçe’ deki yazım:

Yeni koronavirüslerin sebep olduğu KOVİD, salgının ilk döneminde daha çok bir solunum yolları ve akciğer hastalığı olarak görülüyor, tipik belirtiler olarak ateş, öksürük ve nefes darlığı üzerinde duruluyor ve tedavi de buna göre uygulanıyordu.

Vaka sayıları artıkça virüsün akciğerler dışında birçok organı hatta neredeyse her organı etkileyebileceği ve çok farklı belirtilerle karşımıza çıkabileceği anlaşılmaya başladı.

Mart ayında hastaların önemli bir kısmında ana şikayetin sindirim sistemi ile ilgili ishal, kusma, karın ağrısı ve iştahsızlık olabileceği bildirildi.

Belirtiler listesine zamanla üşüme, üşümeyle beraber titreme, kas ağrısı, baş ağrısı, boğaz ağrısı, tat ve koku alma kaybı ve ürtiker tarzında deri döküntüleri de eklendi.

Böbrek hasarı ile şuur bulanıklığı, baş ağrısı, havale, bayılma, felçlerle ortaya çıkan sinir sistemi tutulumuyla alakalı bildiriler de artmaya başladı.

KOVİD bir damar hastalığı olabilir

Giderek artan deliller yeni koronavirüslerin kan damarlarını enfekte ettiklerini, kanda pıhtılaşmayı artırdıklarını net olarak ortaya koyuyor ve felç, kalp krizi, ensefalit, böbrek hasarı, ayak parmaklarında ağrılı, kırmızı şişlikler gibi birçok enfeksiyon hastalığında görülmeyen “acayip” tabloları da açıklıyor.

Lancet’de yayımlanan bir makalede, KOVİD virüslerinin kan damarlarının iç yüzeyini döşeyen ve “endotel” adı verilen hücrelere de girebildikleri gösterildi. 

Bu, damarları koruyan ve pıhtılaşmadan bağışıklık cevaplarına kadar birçok fonksiyonu etkileyen proteinler salgılayan endotel hücrelerinin de tıpkı akciğer, mide-bağırsak ve böbreklerde olduğu gibi virüsün hücreye girmesini sağlayan ACE-2 reseptörlerine sahip olmasıyla mümkün oluyor.

Araştırmanın başı olan Mehra, “KOVİD’ in bir solunum yolları enfeksiyonu gibi başladığını ama aslında bir damar hastalığı olduğunu, ölümlerin de damar tutulumu sebebiyle görüldüğünü” söylüyor.

KOVID-19’da endotel hücre disfonksiyonunun patolojisi / Görsel: The Lancet

KOVİD virüsünün diğer koronavirüslerden farkı

KOVİD virüsü vücuda, burun ve boğazda ACE-2 reseptörüne sahip olan hücrelere bağlanarak giriyor, daha sonra akciğerlere iniyor, burada yol açtığı enflamasyon ve akciğer hasarı neticesi endotel hücrelerine de girme ve kan damarlarında enflamasyon yaratma imkanı buluyor.

KOVİD virüsünün SARS ve MERS etkeni olan diğer koronavirüslerden farkı, virüsün “yarılmasını” sağlayarak genetik materyalinin hücre içine daha kolay geçmesini sağlayan farklı bir proteine sahip olması.

SARS virüsünün yarılmasını sağlayan protein sadece akciğer hücrelerinde bulunduğu için bunlar sadece akciğerde üreyebilirlerken, KOVİD etkeni virüslerin “furin” adı verilen ve vücuttaki tüm hücrelerde bulunan bir protein tarafından parçalanmaları, bunların damarlarda ve tüm organlarda kolayca çoğalmalarına imkan yaratıyor.

KOVİD virüsü damarlarda enflamasyona sebep oluyor

Endotel hücrelerinin kanın damarlar içinde muntazaman akmasını sağlamak ve pıhtılaşmayı düzenlemek gibi çok hayati vazifeleri var.

Endotel hücrelerinin koronavirüsle enfekte olması ve damar duvarında oluşan enflamasyon kan akımını bozarak ve damarın tıkanmasına yol açarak daha önceden sağlıklı olan KOVİD hastalarında görülen felç, kalp krizi gibi olayları da açıklıyor.

Kan damarlarındaki bu enflamasyon ve hasar daha önceden hipertansiyon, koroner damar hastalığı ve diyabet gibi endotel fonksiyonlarını bozan hastalıklara sahip olanların da ağır klinik tablo ve ölüm risklerini artırıyor.

Bu hastalara uygulanan solunum cihazlarının işe yaramamasının sebebinin de akciğerlerdeki kan damarlarındaki enflamasyon ve pıhtılar olduğu, bu yüzden de gaz değişiminin tam olarak sağlanamadığı düşünülüyor.

 KOVİD-19’dan ölen bir hastadan akciğerde lenfositik inflamasyon / Görsel: The New England Journal of Medicine

KOVİD virüsü akciğerlerden tüm vücuda yayılıyor

Damarlardaki bu enflamasyon ve hasar (mikroanjiyopati) sadece akciğerlerle sınırlı olmayıp virüsün kan yoluyla diğer organlara yayılmasını ve oralarda da enfeksiyon oluşmasını kolaylaştırıyor. 

Önceleri akciğer dışı organ tutulumları bağışıklık sisteminin maksadı aşan aşırı tepkisi olan sitokin fırtınasına bağlanıyordu; ama giderek artan bulgular bu olayda vakaların önemli bir kısmında damar enflamasyonunun rolünün daha fazla olduğunu gösteriyor.

KOVİD-19’dan ölen hastalarda akciğerlerde mikrovasküler değişiklikler / Görsel: The New England Journal of Medicine

KOVİD’den ölenlerde yaygın damariçi pıhtılaşma ve akciğer damarlarında yüzlerce pıhtı olduğunun ve bu hastalarda “doku plazminojen aktivatörü” (tPA) olarak bilinen pıhtı eritici tedavinin hayat kurtarıcı olduğunu gösterilmesi bu görüşü desteklemektedir. 

Hem hayvan deneylerinde hem insanlar üzerinde yapılan çalışmalarda fibrinolitik (pıhtı eritici) tedavinin hastaların hayatta kalma sürelerini uzatması da bu tablolarda akciğerlerin küçük damarlarında fibrin biriktiğinin bir işaretidir.

Özellikle genç hastalarda ayak, ayak parmakları ve ayak tabanında görülen kırmızı renkte ağrılı şişliklerin de damar duvarı iltihabı (vaskülit) ve mikro pıhtılar sonucu geliştiği düşünülüyor.

Gelelim neticeye

Koronavirüslerin endotel hücrelerine girerek damar duvarında enflamasyona yol açması KOVİD tedavisinde yeni yaklaşımların önünü açmıştır.

Antiviral ve immünsüpresif ilaçlara, solunum cihazlarına iyi cevap alınamazken bazı vakalarda pıhtı eriten ilaçların çok etkili bulunması ve birçok hastanın hayatının bu sayede kurtulması damar enflamasyonunun rolünü ispatlıyor.

Ağır KOVİD vakalarının ve yoğun bakımda kalma sürelerinin salgının ilk günlerine göre azalmasında erken dönemde kan sulandırıcı ve ağır durumlarda da pıhtı eritici ilaçların daha fazla kullanılmasının rolünün olması kuvvetle muhtemeldir.

Bakalım zamanla daha neler görecek neler öğreneceğiz.

YORUM EKLE