Otlarla Kandırmacaya da İlaçlarla Aldatmacaya da Hayır

Prof. Dr. M. Temel Yılmaz Habertürk’ teki köşesinde 53. Ulusal Diyabet Kongresi’nde “Diyabette Kullanılan Bitkisel Desteklerin Etkinliği ve Güvenilirliği” başlıklı konuşmada ilgi çekici konulara değinildiğini yazıyor (1).

Bu konuşmayı dinlemedim ama yazıdan, bitkisel desteklere tek ağızdan verip veriştirildiği, hiçbir karşı görüşe yer verilmediği anlaşılıyor.

İlaç endüstrisi tarafından desteklenen bir kongrede bir fitoterapi uzmanının davet edilmiş olabileceğine, ona söz hakkı verilebileceğine ihtimal de vermiyorum.

Bitkisel desteklere laf edilmesine bir şey dediğim yok, ben zaten bunları herkesten çok ve ağır tenkit ediyorum ama bir kongrede mutlaka karşı görüşe de fırsat verilmesi, meselenin tartışılması gerekir.

Yoksa bu tür tek kişilik konuşmaların, televizyonların sabah programlarında medyatik doktorların tek taraflı “sallamalarından” hiçbir farklı kalmaz.

Fitoterapiye karşı değilim

Fitoterapiye değil, fitoterapinin suiistimal edilmesine, umut ticaretine, mesnetsiz bitkisel destek methiye ve tavsiyelerine karşıyım.

Hele de ilaçları yerin dibine sokup bitkisel destekleri yere göğe sığdıramayanların muayenehanelerinde bu ürünleri satmaları hiç kabul edilebilir bir şey değil.

Doktorlar muayenehanelerinde sadece icra-i tababet ederler, yani hasta bakarlar, duruma göre bazı testler yapabilirler veya küçük müdahalelerde de bulunabilirler ama ilaç satmaları doğru değildir.

Doktorların kendi adlarına ilaç veya bitkisel destek çıkarmalarını da asla tasvip etmem.

Bunlara kanunların cevaz vermesinin zerre kadar ehemmiyeti yoktur.

Doktor doktorluğunu yapmalıdır.

İlaç satarak para kazanmaya merakı olan doktorluğu bırakır, istediği ticareti yapabilir.

Bitkisel desteklere sallayanlar diyabetin başını alıp gitmesine ne diyor?

Bu kongrede diyabetin önlenmesiyle ilgili bir oturum, konuşma var mıydı, ülkemizde diyabetin her sene katlanarak artmasından diyabet dünyası kendini sorumlu tutuyor mu bilmiyorum ama ilaç çalışmalarını sunmak, besin desteklerine veriştirmek varken böyle “önemsiz bir meseleye” (!) zaman ayrılmış olabileceğini sanmıyorum.

Tip 2 diyabet bir hastalık değildir, yanlış hayat tarzı meselesidir

Tip 2 diyabetin ilaçlarla ve bitkisel desteklerle değil, doğru hayat tarzı ile “önlenebileceğine” ve de “tedavi edilebileceğine” inanıyorum.

Hayat tarzından kaynaklanan yanlışları düzeltmeden hemen ilaç tedavisine başlamak büyük bir yanlıştır.

Sağlıksız beslenmenin ve hareketsizliğin yaptığı zararları ortadan kaldırabilecek bir ilaç olmadığı gibi hemen ilaç verilen hastaların sağlıklı hayat tarzını benimsemeleri de mümkün olmaz.

İlaç endüstrisiyle menfaat münasebeti olanlar “kahramanca ilaç savunuculuğu” yaparken, otçu-çöpçü takımı da kendi ürünlerini “yere göğe koymazlar”.

Her ikisine de karşıyım

Tip 2 diyabet teşhisi konan herkese “şak diye” ilaç başlanması ne kadar yanlışsa, önlerine bitkisel ilaçların konması da aynı şekilde yanlıştır.

İlaç endüstrisinin dolaplarını, dalaverelerini bilseniz bırakın içmeyi hiçbir ilacın adını ağzınıza bile almazsınız.

Gel gelelim bu durum otları temize çıkarmıyor, “ilacı bırakın, ota-çöpe-sapa-samana-püsküle dadanın” manasına da gelmiyor.

İnsanları ilaçlarla da aldatabilirsiniz otlarla da.

Kongrelere dur demenin zamanı çoktan geçti

Bu kongre de diğer tüm tıp kongreleri gibi mutlaka ilaç endüstrisinin desteği ile gerçekleştirilmiştir, bundan hiçbir şüphem yok.

Kongreye katılanların tümü de mutlaka bir ilaç şirketi tarafından davet edilmiş, ceplerinden bir kuruş bir harcamamışlardır.

Her türlü masrafı endüstri tarafından karşılanan bir kongrede ilaçların aleyhine herhangi bir konuşma veya açıklama yapılması mümkün olamaz.

Hatta ilaçlar aleyhine konuşacak birinin kongrenin yapıldığı lüks otelin kapısının önünden geçmesine dahi izin verilmez.

İletişimde devrim yaşanan bu çağda endüstri destekli tıp kongreleri bayi toplantısından başka bir şey olamaz, bunlara kesinlikle son verilmelidir.

Bir hâkimin, savcının, polisin, tapu müdürünün veya başka herhangi bir devlet memurunun masrafları tamamen bir şirket tarafından karşılanarak bir yere davet edilmesi, yerine göre birkaç bin lira veya birkaç bin dolar harcanması suçtur, rüşvet kapsamına girer.

Yağma yok, endüstrinin karşılıksız (!) kongre davetleri de böyle değerlendirilmelidir.

Yazara birkaç sorum var

Prof. Dr. Temel Yılmaz’ dan şu sorularıma cevap bekliyorum:

BİR: Besin desteklerinin konu edildiği kongreye bir fitoterapi uzmanı da davet edilmiş midir?

İKİ: Kongreye katılanların kaçı masrafları kendi cebinden karşılamış, kaçı ilaç şirketlerinin davetlisi olmuştur?

ÜÇ: Ülkemizde diyabetli hasta sayısının 10 senede iki misli artması ve Avrupa’ yı 4’ e katlaması bir oturum konusu oldu mu?

DÖRT: Bu felâketin nasıl önlenebileceği, diyabetçilerin bu artışta mesuliyetleri konuşuldu mu yoksa tüm suç muayenehanelerinde çörek otu hapı satan doktorlara mı yüklendi?

BEŞ: Tip 2 diyabetin “adam gibi hayat tarzıyla” önlenebileceğine, her tip 2 diyabet teşhisi konan hastaya hemen ilaç verilmesinin yanlış olduğuna ve tip 2 diyabetin ilaçsız da tedavi edilebileceğine inanıyor musunuz?

ALTI: Besin desteklerinin etkinlik ve emniyetleri hakkında ülkemizde yapılmış doğru dürüst bir araştırma var mıdır?

Gelelim neticeye

BİR: Otlarla kandırmacaya da ilaçlarla aldatmacaya da hayır, hayır, hayır.

Tek yol “adam gibi yaşamak”!

İKİ: Sağlık Bakanlığı insanların otlarla aldatılması meselesine acilen el atması, ciddi tedbir ve yaptırımların hayata geçirilmesi gerekiyor.

YORUM EKLE