Türkiye ve Amerika’nın eninde sonunda karşı karşıya geleceği, tarihin tunç kanunlarından birisiydi. Bir hesaplaşma noktasına doğru ilerlediğimiz çok zaman öncesinden belliydi.
Bu hesaplaşma tarafımızdan, daha doğrusu, içimizdeki Amerika ile bütünleşmiş sermaye yapılarının ve onların imal ettiği Batı kültürü içinde çıkış arayarak, hesaplaşmayı hep öteledik.
Hesaplaşma hep ötelendikçe, iç cephede sürekli mevzi kaybettik. Ordumuzu NATO üyeliği diye ABD yönetimine çok öncelerden vermiştik. Amerika darbelerle geçmesi gereken adımları iç cephede geçti.
Amerika küreselleşme dedi tamam dedik. Amerika özelleştirme ve metalaşma dedi. Tamam dedik. Amerika finansallaşma dedi olur dedik.
Finansallaşmanın, Amerikan dolarının kan damarlarımızda dolaşması demek olduğunu bir türlü anlayamadık. Dolar yasaklansın diyenleri, hapislere atanları, ülkenin yönetiminde baş köşelere getirdik.
Aslında dolar terörünü ve örgütlü çok uluslu Amerikan şirketlerini ulusal pazarlarımızın yönetmeni yaptık.
Velhasıl ekonomik bağımsızlığımızı finans kapitalin emrine sunduk. Lakin emperyalizmin bizden talep ettikleri bitmek bilmedi. En sonunda sermayenin ana bileşeni ve olmazsa olmaz parçası toprağımızı istedi. Ki toprağımızı isteyeceği daha ilişkilerimizin ilk günlerinde belliydi.
Finansallaşma; sermayenin daha rijit örgütlenmesi ulus devletin her türlü yetkisine ortak olması demekti. Finansallaşma ile beraber büyümeler küçüldü, yüksek işsizlik oluştu, krizlerin arkası kesilmedi. Gelir dağılımı felaket ölçüsünde bozuldu. Milli birliği tehdit eder hale geldi.
Amerika ile hesaplaşmanın kaçınılmaz olduğu bu süreçte, acilen yapılması gereken işler vardır. Daha doğrusu savaş sattı mahalline girdiğimiz şu günlerde, Amerika harekete geçip yapacağı işleri yapmadan, doların yasaklanması ve Türk Parasının korunması kanunu yeniden eski haline getirmeliyiz. Doların vereceği tahribattan az zarar görmeliyiz.
Ulusal pazarlarımızda Milli Paranın hakimiyeti için gereken tedbirleri almalıyız.
Savaş sırasında Türk askerini iç cepheden vurma ihtimali olan şirketleri gözlem altına tutmalıyız.
Milli birliği bozmaya yönelik ekonomik siyasi ve sosyal hareketlerin emperyalist cepheyle bütünleşmemesine dikkat etmeliyiz.
Emperyalizmle savaşın tüm gereklerini yerine getirmeliyiz. Suriye devleti ile işbirliğini derhal çözmeliyiz. İran ile olan ilişkileri mümkün olan en üst seviyeye taşımalıyız.
Rusya cephesini rahatsız edecek en ufak bir harekete teşebbüs etmemeliyiz.
Ordumuza sonuna kadar güvenmeliyiz.
Emperyalizmle yüzleşme sürecine hızla girmiş bulunuyoruz. Bundan böyle her şey bambaşka olacak.
Hüseyin Kurt
HANS VE HASAN
Süleyman Altunbaş
…ÇİLE ÇİLE ÖRDÜĞÜM…
Mehmet Alan Birfani
KÖYDE ÇOCUKLUĞUM
İbrahim Ünlü
AŞK MEKTUPLARI
Oktay Zerrin
BİZDEKİ HAYALLER KAF DAĞINI DA GEÇTİ !
Bilal Murtezaoğlu
Samsun STK’larının Çıkmaz Sokağı; KOORDİNASYONSUZLUK
Turan TOK
VAMPİRLER NESLİ KATİL AMERİKALI -4-
İdris Şahin
Çanakkale şehitlerimiz için.. Ruhları şad olsun.
Atanur Çelik
Aykut Edibali Perspektifiyle İran-İsrail-ABD Savaşı Analizi Modern Sömürgecilik Tezi Açısından Jeopolitik Değerlendirme