DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Cemil PASLI
Cemil PASLI
Giriş Tarihi : 15-08-2020 16:49

İstanbul Sözleşmesi, Cedav, Lanzarote, 5395 ve 6284

Başlıktaki kavramlar hararetle tartışılıyor…

Toplumun çekirdeği ailenin temel bileşenleri olan kadın ve çocuğu direk, erkeği de endirekt ilgilendiren metinler bunlar. Tartışma; maalesef yine iki karşı tribün halinde siyah ve beyaz formatında yürüyor. Oysa toplumun genelini ilgilendiren sosyal politikalarda siyah-beyaz olmaz. Son 150 yıldır birçok konuda tribünlerde yerimizi alıp slogan atıyoruz.

Slogan ve tribün kültürü üzerine iki düşünürümüze kulak verelim:

“Karanlıkta kavga olmaz. İdeolojiler, uçurumları aydınlatan hırsız fenerleri. İstemesek de onlara muhtacız. Kaosu kosmos yapan insan zekası, tecrübelerini ideolojilerde sergilemiş. İdeolojiye düşmanlık, tek izm’e teslimiyettir: obskürantizme. İdeolojiler siyaset dünyasının haritaları. Haritasız denize açılınır mı? Ama harita tehlikeli bir yolculukta tek kılavuz olamaz. Pusulaya da ihtiyaç var. Pusula: şuur. Tarih şuuru, milliyet şuuru, kişilik şuuru. İdeolojilerin peşine takılanlar pusulasızdırlar. Gemi ya kayalara çarptı, ya batağa saplandı. İdeolojilerin ışığına göz yumanları sloganlar yönetir. Karanlık kinlerin birbirine saldırttığı çılgın sürülerin savaş çığlığıdır, slogan. İlkelin, budalanın, papağanın ideolojisidir. Düşünce ile çığlık bağdaşmaz. Şuurun sesi çığlık değildir. Yabani bağırır, medeni insan konuşur. Bu çocuklar yıllarca konuşturulmadı. Hınçlarını üç beş kelime ile suratımıza tükürüyorlar. İdeolojileri yasakladığımız için hışımlarına uğradık. Demokrasinin demopedi olduğunu kimse düşünmedi. Aczin hürriyetperverliği yalanların en namussuzu. Bahşedilen hürriyet, ölmek ve öldürmek hürriyeti. Toprak sarsılıyor. Hep birden esfel-i safiline yuvarlanmak istemiyorsak, gözlerimizi açmalıyız. İnsanlar sloganla güdülmez. Düşünceye hürriyet, sonsuz hürriyet. Kitaptan değil kitapsızlıktan korkmalıyız. Bütün ideolojilere kapıları açmak, hepsini tanımak, hepsini tartışmak ve Türkiye’nin kaderini onların aydınlığında fakat tarihimizin büyük mirasına dayanarak inşa etmek. İşte, en doğru yol.” Cemil Meriç

“Bugün Türkiye’de ölmek istemeyen bir mazi ile hayata doğmak için çırpınan bir istikbal mücadele halindedir. Milletin selâmeti, bu mücadeleye seyirci kalmakta değil, çarpışan kuvvetleri barıştırmaktadır.” Ali Fuat Başgil

Osmanlı milleti bütün renkleriyle birlikte tuttuğu oranda güçlendi, serpildi, gelişti. O bütüncül bakışın yerine dar kalıplara döndüğü zamanlarda küçüldü ve yıkıldı.

Bu genel bakış açımızdan sonra 19 yıl sosyal hizmetlerde bizzat bu işlerinden içerisinde olan İlahiyatçı bir kardeşiniz olarak ben şu satırları karaladım:

11 Ekim 2012’de, 6284 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden(08 Mart 2012) 7  ay sonra yazdıklarım:

Sosyal Politikanın merkezinde aile olmalıdır. Aile anne, baba ve çocuk (3) tan oluşan toplumun yapı taşıdır. Aileyi esas almadan kadın, çocuk ve erkeklere yönelik politika geliştirmek mümkün değildir.

03 Temmuz 2005 tarihinde çıkarılan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve 08 Mart 2012 de çıkarılan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun mevzuat olarak en çok aileyi ilgilendiren yasal metinler olarak uygulanıyor.

Üzerinden 8 yıla yakın zaman geçen Çocuk Koruma Kanunu ile ilgili geçenlerde bir gazetenin manşetten verdiği bir istatistik dikkatimi çekti. TÜİK’ e göre son 4 yılda çocuk suçu sayısının yüzde 36 arttığı kaydedildi. Kanun; bir taraftan iyi niyetle bakıldığında çocuğu korumak için cezaları silerken veya indirirken, diğer taraftan onları suç örgütlerinin potansiyel malzemesi haline getirebiliyor.

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun metninde de buna benzer dikkat edilmesi gereken hükümler var.

Benim önerim; aileyi, yeni kurduğu bakanlığın isminin başına koyacak kadar önemseyen ve tüm sosyal politikaların merkezine alan hükümetin Aileyi direk ilgilendiren 5395 ve 6284 sayılı iki yeni kanunun uygulama sonuçlarının masaya yatırıldığı geniş katılımlı en az 5 günlük bir sempozyum düzenlemesi. Bu sempozyumda akademisyenler, hukukçular, aile ve sosyal politikalar çalışanları, Diyanet İşleri Başkanlığı Aile İrşat Bürosu Çalışanları,  Sivil Toplum Kuruluşları ve Yerel Yönetimler gibi ilgili tüm taraflar davet edilerek iki kanunun sonuçları enine boyuna tartışılmalıdır.

Her teorinin uygulamada mutlaka düzeltilmesi ve düzenlenmesi gereken parçaları olur. Bu eşyanın doğasında vardır. İnsanlar ne kadar çaba gösterirse göstersin plan, proje ve teorilerini uygulamaya yüzde yüz aktaramazlar. Aile gibi temel bir konuda çok iyi niyetle ve büyük hedeflere yönelik olarak çıkarılmış bu iki kanun metni yapılacak sempozyumla tekrar gözden geçirilmelidir. İlave edilmesi, düzeltilmesi, çıkarılması gereken maddeler revize edilmelidir.

Dünya ölçeğinde düşündüğümüz zaman övünebileceğimiz derecede sağlam bir aile yapımız ve genç nüfusumuz var. Bu iki değerimiz yakın zamanda belki de dünya ülkelerinin sahip olmak isteyeceği en önemli değerler olacak.

Biz elimizdeki bu iki değerin kıymetini bilelim. Onları korumak için el birliğiyle yasal metinleri gözden geçirelim. Ama bilelim ki bu iki değer sadece yasal metinlerle korunmaz. Değerleri koruyan, muhafaza eden başta din olmak üzere örf, adet, gelenek kısaca manevi sermayemiz olduğunu unutmayalım.

Manevi değerlerle ahlakı geliştirmeden, her insanın kalbine, vicdanına bir uyarıcı ikaz edici (Allah sevgisi/korkusu) yerleştirmeden sadece yasal metinlerin bizi istediğimiz güzelliklere  götürmeyeceği gerçeğini unutmayalım.

“Ne irfandır veren ahlaka yükseklik, ne vicdandır; Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.” Mehmet Akif Ersoy

14 Kasım 2013’de “5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun güçlü ve zayıf yönleri ve uygulamada yaşanılan sorunlar ve çözüm önerileri” başlıklı yazımı yayınladım:

“Sosyal Politikanın merkezinde aile olmalıdır. Aile anne, baba ve çocuk (3) tan oluşan toplumun yapı taşıdır. Aileyi esas almadan çocuk, kadın ve erkeklere yönelik sağlıklı politika geliştirmek mümkün değildir.

03 Temmuz 2005 tarihinde çıkarılan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve 08 Mart 2012 de çıkarılan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun mevzuat olarak en çok aileyi ilgilendiren yasal metinler olarak uygulanıyor.

Uygulamaya başlanılmasının üzerinden 8 yıla yakın zaman geçen Çocuk Koruma Kanunu ile ilgili geçenlerde bir gazetenin manşetten verdiği bir istatistik dikkat çekici. TÜİK’ e göre son 4 yılda çocuk suçu sayısının yüzde 36 arttığı kaydedildi. Kanun; bir taraftan iyi niyetle bakıldığında çocuğu korumak için cezaları silerken veya indirirken, diğer taraftan onları suç örgütlerinin potansiyel malzemesi haline getirebiliyor.

Benim önerim; Aileyi, yeni kurduğu bakanlığın isminin başına koyacak kadar önemseyen ve tüm sosyal politikaların merkezine alan hükümetin Aileyi direk ilgilendiren 5395 ve 6284 sayılı iki yeni kanunun uygulama sonuçlarının tekrar değerlendirilmesi ve gerekirse kanunda revizyona gidilmesidir.

Bu anlamda 5395 sayılı kanunun çıktığı tarihten bu güne Konya İli genelinde kanunun uygulayıcılarından birisiyim. Kesintisiz Çocuk Koruma Kurulu üyesi olarak görev yaptım. Bu tecrübeyle önerilerimi, kanunun güçlü ve zayıf yönlerini, koruyor, uygulamada yaşanılan zorlukları ve çözüm önerilerimi paylaşacağım.

Çocuğa yönelik hizmetleri 3 ana kademede ele alabiliriz.

a-İyileştirici-geliştirici hizmetler

b-Koruyucu-önleyici hizmetler

c-Tedavi ve rehabilite edici hizmetler

En ideali birinci ve ikinci kademe hizmetlerle çocuğun anne karnına düştü andan itibaren sağlıklı her yönden kendine yeten bir birey olarak yetiştirmek olmalıdır. Özellikle 0-7 yaş çocuk yetiştirme de altın dönemdir. Bu dönemde anne ve babaların yaptığı hatalar ‘Oral Fiksasyon’ dediğimiz çocuğun ömrü boyunca tüm zamanlarını etkileyen kalıcı hasarlara sebep olmaktadır.

Sadece annenin 2 yıl çocuğunu emzirmesi ve bu zamanı çocuğuyla geçirmesi ya da geçirmemesi bile çocukta olumla ya da olumsuz etkilerle bir ömür kendini göstermektedir. Bu konuların Kamu-Yerel Yönetim ve STK larca yapılacak aile eğitimleriyle mutlaka evlenecek çiftlere verilmesi zaruridir. Bu anlamda ‘’evlilik öncesi-evlilik zamanı-boşanma öncesi-boşanma sonrası’’  eğitimler yaygınlaştırılmalıdır.

Özellikle boşanmanın aşamalarının yakından takip edilerek bunun profesyonel yardımla gerçekleştirilmesi ve çocukların en az zarar göreceği şekilde bu sürecin tamamlanması gerekmektedir. Bu sempozyumda teşhis ve tedavi önerileri esas alınarak özellikle kanunun görev verdiği insanların eğitilmesi, Çocuk Koruma Kurulunun etkinliğinin ülkenin en kılcal damarlarına kadar artırılması, yayılabilmesi konusunda gerekli adımların atılması, bu konuda elektronik bir takip sistemi kurulması gereğine inanıyorum.

Her çocuk özeldir. Dolayısıyla bu alan; özel alan, özel eğitim, özel imkan, özel ücret.

Gerçek çözümün ise; İyileştirici-Geliştirici, Koruyucu Önleyici Önlemler adına güçlü ailelerde her yönden güçlü bireyler yetiştirmek ve ailede verilen çekirdek hükmündeki olumlun davranışların okullar başta olmak üzere kurumlardaki eğitimlerle desteklemekten geçtiği asla ihmal edilmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Meb Ekim 2008 de çıkarttığı Danışmanlık tedbirleriyle ilgili yönetmeliğin gereklerini yerine getirmeli ve alanla ilgili eğitim kadroları ‘Danışmanlık Tedbirleri ’ni layıkıyla uygulamalıdır.

Okul sosyal servisleri (Sosyal Çalışmacı+Çocuk Gelişimci+Psikolog+PDR) en kısa sürede büyük okullardan başlayarak kurulmalıdır.

‘En büyük zalimler, boynu vurulmamış mazlumlardan çıkar.’ Cioran

Mazlumun öfkesi kadar yıkıcı bir öfke yok. Olamaz. Kendinde hak görür çünkü. Alacaklıdır.

Dolayısıyla şiddetin kısır döngüsünün profesyonel ellerle kırılması gerekmektedir.

«Şiddetsizlik dilediğinizde çıkaracağınız bir elbise değildir. Şiddetsizlik, kalpten gelir ve varoluşumuzun ayrılmaz bir parçası olmalıdır.” Mahatma Gandhi

13 Ağustos 2014’de “Gece Gezme Ehliyeti” başlıklı yazımda konuyu şu satırlarla değerlendirdim: “Emniyetten 2 arkadaş anlattı. Gece devriye gezerken saat 02.30 sularında orta yaşlarda bir erkeğin caddede yürüdüğünü görürler. Caddenin sakinleştiği kimsenin olmadığı bir zamanda yalnız başına yürüyen adam meraklarını celb eder.

Yanında yaklaşırlar ve sorarlar:

‘Beyefendi hayırdır bu saatte ne yapıyorsunuz ?’ diye sorarlar.

Adam birazda tepkili ‘Size ne kardeşim geziyorum işte, zira benim gece gezme ehliyetim var’ diye cevaplar emniyetçi arkadaşların sorusunu.

Merak ederler arkadaşlar nedir bu ‘’Gece gezme ehliyeti’’

Sorarlar ‘kardeşim ehliyeti emniyet olarak biz veriyoruz ama böyle bir ehliyet ismi duymadık.

Nedir bu ‘gece gezme ehliyeti ?’ diye.

Adam ısrar üzerine cebinden evinden uzaklaştırma kararını çıkarır ve gösterir.

Hakkında evinden uzaklaştırma kararı olduğunu babasının evine gidemediğini, otelde kalacak parası olmadığını dolayısıyla geceyi sokakta geçirdiğini anlattı.

Daha çok şey anlattı adam arkadaşlara. Kendince çok dertliydi. Dert söyletiyordu.

08/03/2012 de çıkarılan 6284 sayılı AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN

ÖNLENMESİNE DAİR KANUN 20/03/2012 de Resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi.

O günden tarafa uygulanıyor. Bu gibi sosyal hayatımızı temelden etkileyen düzenlemeler kısa aralıklarla gözden geçirilmeli. Uygulamanın tarafları bir araya getirilerek yürünen yol değerlendirilmeli.

Neler iyi gidiyor?/Neler daha iyi olabilir?/Neler aile, kadın, erkek ve çocuklarımızın refahına hizmet ediyor?/Neler aile, kadın, erkek ve çocuklarımızın refahına zarar veriyor?/Bu yasa ve ilgili mevzuatın kadın cinayetlerinde payı nedir?/Boşanma rakamlarına etkisi hangi yönde?

Aile toplumun temel hücresi. O iyiye gidiyorsa toplum iyiye gidiyor demektir. Dolayısıyla aileyi ilgilendiren her şey ‘en önemli’ olmayı hak ediyor.”

Bugünkü tartışmalara birde bu bilgiler çerçevesinde bakın!

Peygamberimiz Allah yolunda cihad için Uhud’a gitmiş ve neticede 70 şehitle dönmüştü.

Dönüşte “Biz Uhud’u severiz, Uhud’da bizi” sözüyle Müslümanın sürecin ve yolun gereğini yerine getirmenin sonuca ise teslimiyetin, tevekkülün örneğini sunmuştu.

Konuşalım, yürüyelim, istişare edelim.

Ama ehliyle, bilgiyle, sabırla, iyi niyetle….

NELER SÖYLENDİ?
@
Cemil PASLI

Cemil PASLI

DİĞER YAZILARI Mevlana, Konevi ve Urmevi’yi Anlamak İçin… Hak ve Hakikat Hayrı İzhar, Şerri İhfa Acı Bir Tebessümle Kayan Yıldızlar Toprak/Ateş/Su Kur’an Tilaveti Nedir, Ne değildir? Ya Sariye! El Cebel, El Cebel Dünya Bizim Neyimiz Olur? Türk Kimliği ve İslamiyet İçimizdeki Boşluk Bal Arısı mı, Eşek Arısı mı, Sinek misiniz? Mona Lisa’nın Gülüşü (Çocuk Eğitimine Dair) Hangi Tarih? Sert ve Katı Kalpli Olursanız Etrafınız Boşalır… Allah “Örtün” Derken Biz ne Yapıyoruz? Teenni (Hayatın Eni ve Boyu) Rahman’dan, Acele (Hayatın Sadece Boyu) Şeytandandır. Mebde(kundak) ile Müntehayı(kefen) Birleştirmek en Önemli Sünnetlerdendir. Hased-i Akran Belâsı, Fikrin Namusu ve Bedel Ödeme. (Molla Lütfi Örneği) Nedir o Sarp Yokuş? Söz: Din’dir. Orta(sabah) Namazını Korursak Muhafaza Olunuruz. Yapılan İyilikleri Üç Şey Boşa Çıkarır Anne+Terbiye+Teeddüp=Eğitim Yelkenleriniz Sabit mi? Tv. Programları, Sosyal Medya, Zina, İftira ve Aile. Neyin Peşindesin? Derinliğimiz/Kalitemiz İçimize Yürüdüğümüz Kadardır Kabağa Dikkat! Fazla Değer Başını Yere Eğer. Afrika’lı Leo’ya Kulak Verin! Sözün Master Chefi Olmak İstiyorsanız Sunum Tabağınıza Emek Verin Eve Kapanmak mı, Ya da Ev de Hayat Var mı? Afrika’lı Leo’ya Kulak Verin! Ün-fa-mar (Üniversite Farkındalık Marketi) Acının , Istırabın İnsana Faydası Olur mu ?? Haykırma Zamanı:’’Ben Mutlu Olmak İstiyorum Haklı Olmak Değil.’’ Aynı Göğün Altında 3 Nefes Kim Değişmeli/Etki Alanı’mız Neresi? Numuneler Dünyasını Abartıyor Muyuz??? Kan Vermek Farz-ı Kifayedir Hayılı İşler Rahmetli/Zahmetli İşlerdir. Sohbetinize Sevgi ve Sabır Katın Anadolu’ya Bağdaş Kurmak Yürek İster. Evceğizim Evceğizim, Saklar Benim Halceğizim Tarih Herkese Çok Lazım Dil ve İletişim / Language and Communication Ashab-ı Kehf Gibiyiz / We Are Like Ashabbi Kehf 21. Yüzyıl Kimin Yüzyılı Olacak? / Who Will be The 21st Century? Soru Sormaktan Korkmayın! Zira, Soru Siz Özgürleştirir. / Don’t Be Afraid To Ask Guestions! Because The Guestion Frees You. Gerçekten Camii olan bir Camii:Aliya Ali İzzetbegoviç Camii “Demek, Siz Türk’sünüz, Öyle mi?” / “So, You are Turkish, Right?” Corona Tekasür Suresi İle Birlikte Düşünmek… Mutluluğumuz ve Gücümüz Bize Verilen Alanımızla Sınırlı Corona(Covid 19) Ev ve Aile Had Bildirme ve Haddimizi Aşma Hastalığımız Üzerine İçinizde Aklı Başında Kimse Yok Mudur? Zamanın En Büyük Vazifesi İttihadı İslam’dır. Ahsen-i Takvimsin Sen (Naat Denemem) Konya 13. Yüzyılda Ulaştığı Zirveyi Tekrar Görebilir mi? Güzel Söz=İyi Enformasyon Demek Hayata Bir de Bodrum’dan Bakmak… Nerede Kalmıştık ? (Çay Koy Ey Dünya Geliyoruz) Yönetici- Lider-Lider Yönetici Hangisi Bizim Ademimiz, Hayy mı, Robinson mu ??? Allah Muhterif (Patent alan) Kullarını Sever Almanlar Neden Bu Kadar Agresif? Grip Bir Hastalık Değil, Şefkatli Ama Ciddi Bir Müfettiştir. Boşanma öncesi danışmanlık hizmeti” yaygınlaştırılmalı. Akıntı Bizi de Sürüklüyor Farkında Mıyız? Salih Amel İçin Saç Ayağı İletişimde “Ekberi” Yaklaşım Ölüm ne Renk? Lütfen Dikkat ! Dinimizi Ucuz Bir Pahaya Satmayalım. Büyük Senaryonun Neresindeyiz ??? İman, Amellerle İmandır Konya 13. Yüzyılda Ulaştığı Tekrar Görebilir mi? Hayat Yolumuzu Aydınlatan ‘Bal’ Gibi Sözler Şimdi Aile Kurumu İçin Seferberlik Zamanı İş Size Yakışıyor mu? Ya da Siz İşe Uygun Musunuz? Deist Gerçekte Kimdir? Akort Yapmadan Hayata Başlamayın Başmüfettiş Aramızda! Grip Bir Hastalık Değil, Şefkatli Ama Ciddi Bir Müfettiştir Şeytanın En Önemli Numarası Nedir? Mevlana nerede, Hâce Efendi Nerede, Ebû Mansûr Nerede ? Belediyeler Hisbe Görevine Dönmeliler Akort Yapmadan Hayata Başlamayın Alemi ve Kendimizi Anladığımız Kadar Değerliyiz Olan Biten Şeyler Kaderimizin Bir Zorlaması mı, Ne Kadarından Sorumluyuz? 21. Yüzyıl Bizim Yüzyılımız Olabilir mi? İrfandan Kopup, Kültür karanlığına Yuvarlandık. Haydi selam Denizini Coşduralım. Engelsiz Gönüller İçin… 2023 Hedeflerinin Neresindeyiz? Akdeniz Tarihimizin Değiştiği Yerdir. Kadın Cinayetleri İnsan Tarihin/Filmin Neresinde? Bağımlılıkla Mücadelede İşin Özü Nedir? Kendini Gerçekleştirme Nedir? Rahmet Ne Zaman İner? Akıl ve Melek mi/Nefis ve Şeytan mı? Araba Sevdası mı, Toplu Ulaşım mı? Hal Ehli mi, kal Ehli mi/Habil mi, Kabil miyiz? Hüdhüd Kuşu Bize Ne Öğretir? Aile, Gençlik ve Sivil Toplum
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1GALATASARAY3377
  • 2FENERBAHÇE3373
  • 3TRABZONSPOR3369
  • 4BEŞİKTAŞ3359
  • 5GÖZTEPE3355
  • 6RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ3354
  • 7SAMSUNSPOR3348
  • 8ÇAYKUR RİZESPOR3340
  • 9TÜMOSAN KONYASPOR3340
  • 10CORENDON ALANYASPOR3337
  • 11KOCAELİSPOR3337
  • 12GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ3337
  • 13İKAS EYÜPSPOR3332
  • 14KASIMPAŞA3332
  • 15NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ3331
  • 16HESAP3329
  • 17MISIRLI3327
  • 18ZECORNER KAYSERİSPOR3327
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
BAFRA SİVİL TOPLUM PLATFORMU TARAFINDAN GAZZE YARARINA KERMES AÇILDI
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA