Derinliğimiz/Kalitemiz İçimize Yürüdüğümüz Kadardır

Cemil PASLI

03-10-2020 16:39

“İnci arıyorsan denizin dibinde ara, kıyıya vuran sadece köpüktür” der Mevlana.

Zahir-batın ikileminde, zahir sadece batnın kabuğunu ifade eder.

Kabuk-öz kıyasında, kabuk sadece öz koruyan, muhafaza edendir.

Mazruf-zarf tasvirinde aslolan mazruf, zarf sadece kılıftır.

Ve… Ruh-beden karşılaştırmasında maksat ve asıl ruhtur.

Nicelik(sayı)-nitelik(kalite) anlatımında mevzunun özü kalitedir.

Misaller çoğaltılabilir…

Gözümüzü nereye çevirsek kâinat, özün kabuğa üstünlüğünü haykırır.

Soğanın cücüğü en derinliğindedir.

Eşyada her yerde en değerliler derinlerdedir.

Elması yüzeyde bulamazsınız…

İnsanın kalitesi de, derinliğine yürüyebildiği, o cesaret gösterebildiği kadardır.

Bir bal arısı gibi çiçeklerden, eşya, kitap ve insanlardan aldığı nektarlardan topladığı malzemeyle kendi kovanına çekilip, içinin derinliğine yürümelidir insan.

“İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır” der Koca Yusuf.

Jose Mauro De Vasconcelos Şeker Portakalı’da insanı olgunlaştıran acının derinliğine nasıl nüfuz ettiğini şu cümlelerle anlatıyordu:

“Hepimiz büyüktük. Küçük küçük parçalarla, aynı üzüntüden payını alan büyük ve hüzünlü kişiler. İnsan yüreğinin, bütün sevdiklerini içine alabilmesi için çok büyük olması gerektiğini bilmelisin. Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum. Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür tarafa dönme isteğini bile söndüren bir şey.”

Muhammed bin Abdullah’ın âlemlere rahmet elçisi olmasının yolunu Hira mağarasında yıllarca daldığı kendi derinliklerinde bulmuştu.

İhsan Fazlıoğlu’da “Niyet sahibi dertli bir kişinin adım atması mekânı yola dönüştürür; kişiyi de basit bir yürüyenden, yolcuya. Düşüncenin nihâî amacı, tekili bütün; sonluyu sonsuz; mukayyeti mutlak; kısaca çok-olanı, Bir-olan içinde ve içinden idrak etmektir. Kendilik bilinciyle kuşanmamış kişinin ne itikadından ne de siyasetinden hayr gelir. Düşünmek; Kendinden vazgeçmemek. Kendini terk etmemek. Yani; İnsan olmakta diretmek. Kendi-olmayan, ne aradığını ne bulduğunu bilir; ne arandığını ne bulunduğunu fark eder; hep başkaları tarafından aranmayı/bulunmayı bekler. İnsan kalmakta direnmektir. Bir insanın kendine ilişkin kanaati değişmeden, olgu ve olaylara ilişkin bakış-açısı değişmez; çünkü insan yenilenmeden hayat yenilenmez. Elinden, dilinden bir şey gelmediğinde, hüzünlen; çünkü hüzün, yüreğin kavrulmasıdır; kavrulan yüreği Allah sever; bu nedenle hüzün, duadır. Acı, hüzün ergenlik sebebidir; acı çeken, hüzünlenen ergenleşir; çünkü acılar zekâyı biler; hüzün duyguları derinleştirir. Hirâ’sını yaşamamış kişinin ne Mekke’sinden ne de Medine’sinden ümit besle. İnsan ölüme doğrudur; ölüme bilinç eşlik ediyorsa, ona yaşam denilir ki, yaşam bilinçli ölüm demektir; bunun farkına varmak da huzurdur…” cümleleriyle insanın iç dünyasında yapacağı yolculuğun tarifini yapmıştır.

Said Nursi’de “eski said’i yeni said” yapan yolculuğu kendi iç dünyasına yoğunlaşması ve geçirdiği ameliyat- cerrahiye ile açıklar:

“Bundan otuz sene evvel, Eski Said’in gafil kafasına müthiş tokatlar indi, ‘el-mevtü hakkun’ kaziyesini düşündü. Kendini bataklık çamurunda gördü. Meded istedi, bir yol aradı. Gördü ki, yollar muhtelif; tereddütte kaldı. Gavs-ı Âzam olan Şah-i Geylânî’nin Fütûhü’l Gayb nâmındaki kitabıyla tefe’ül etti. Tefe’ülde şu çıktı: “Ente fi dâri’l-hikmeti fatlub tabîben yudavî kalbek/Sen hikmet evindesin. Kalbini tedavi edecek bir tabip ara.” Aciptir ki, o vakit ben ‘Darü’l-Hikmeti’l-İslâmiyye’ azası idim. Güya ehl-i İslâmın yaralarını tedaviye çalışan bir hekim idim. Hâlbuki en ziyade hasta ben idim. Hasta evvelâ kendine bakmalı, sonra hastalara bakabilir.Ben dedim: ‘Sen tabibim ol!’  Tuttum, kendimi ona muhatap addederek, o kitabı bana hitap ediyor gibi okudum. Fakat kitabı çok şiddetliydi. Gururumu dehşetli kırıyordu. Nefsimde şiddetli ameliyat-ı cerrahiye yaptı. Dayanamadım, yarısına kadar kendimi ona muhatap ederek okudum; bitirmeye tahammülüm kalmadı. O kitabı dolaba koydum. Fakat sonra, ameliyat-ı şifakârâneden gelen acılar gitti, lezzet geldi. Kitabı tamamen okudum ve çok istifade ettim. Sonra İmam-ı Rabbanî’nin Mektubat kitabını gördüm. Hâlis bir tefe’ül ederek açtım. Bana musırrane şunu tavsiye ediyordu: ‘Tevhid-i kıble et.’ Yani, birini üstad tut, arkasından git, başkasıyla meşgul olma. Şu en mühim tavsiyesi, benim istidadıma ve ahvâl-i ruhiyeme muvafık gelmedi. Ne kadar düşündüm: ‘Bunun arkasından mı, yoksa ötekinin mi, yoksa daha ötekinin mi arkasından gideyim?’ Tahayyürde kaldım. Her birinde ayrı ayrı câzibedâr hâsiyetler var. Biriyle iktifa edemiyordum. O tahayyürde iken, Cenâb-ı Hakk’ın rahmetiyle kalbime geldi ki, ‘bu muhtelif turukların başı ve bu cedvellerin menbaı ve şu seyyarelerin güneşi, Kur’ân-ı Hakîmdir. Hakikî tevhid-i kıble bunda olur. Öyle ise, en âlâ mürşid de ve en mukaddes üstad da odur.’ Ona yapıştım… Demek ki, Kur’ân’dan gelen o Sözler ve o Nurlar, yalnız aklî mesâil-i ilmiye değil, belki kalbî, ruhî, hâlî mesâil-i imaniyedir.” (Nursi, Mektubat 385-386)

Kur’an-ı Kerim rehberliğinde hepimizin hedef ve maksadımız iç dünyamızı derinleştirmek olmalıdır.

Aslolan vitrin değil, imalathanedir.

İmal etmediğiniz, emek vermediğiniz, icad yapmadığınız, üretmediğiniz sürece vitrine koyacağınız ürünler hep başkalarının olacaktır.

Bu milletler ve fertler için böyle…

Tercih sizin!

Ya kısa vadede acıtsa da, yorsa da, terletse de kendinize/işinize/ailenize yoğunlaşıp özgün eserler üreterek kendini gerçekleştirecek, dünyada kıyamete kadar sürecek, sevap defterinizi sürekli besleyen bir iz/eser bırakacaksınız.

Ya da; hazır konforu tercih edip, yorulmadan, terlemeden, emek vermeden, icad yapmadan “eşek arısı” gibi başkalarının mallarını çalma ile ömrünüz geçecek, çakma bir kimlik ve kişilikle geriye sürdürdüğünüz hayatın yaşlılığında silik, ahsen-i takvim vücudu israf etmiş, emanete ihanet etmiş bir hain muamelesi görecek ahirette de ebedi helaket ile karşılanacaksınız.

Yol eğitir, hicret olgunlaştır, sabır kemale erdirir.

Her an daha iyiye doğru hicrete aşkla, sabırla, imanla yürümeye ve hayat hikâyemizi yazmaya devam, kalemleri bırak emri gelinceye kadar…

Rabbini hamd ile an, secde edenlerden ol ve ölünceye kadar Rabbine kulluk et. Hicr, 15/98,99.

DİĞER YAZILARI Mevlana, Konevi ve Urmevi’yi Anlamak İçin… 01-01-1970 03:00 Hak ve Hakikat 01-01-1970 03:00 Hayrı İzhar, Şerri İhfa 01-01-1970 03:00 Acı Bir Tebessümle Kayan Yıldızlar 01-01-1970 03:00 Toprak/Ateş/Su 01-01-1970 03:00 Kur’an Tilaveti Nedir, Ne değildir? 01-01-1970 03:00 Ya Sariye! El Cebel, El Cebel 01-01-1970 03:00 Dünya Bizim Neyimiz Olur? 01-01-1970 03:00 Türk Kimliği ve İslamiyet 01-01-1970 03:00 İçimizdeki Boşluk 01-01-1970 03:00 Bal Arısı mı, Eşek Arısı mı, Sinek misiniz? 01-01-1970 03:00 Mona Lisa’nın Gülüşü (Çocuk Eğitimine Dair) 01-01-1970 03:00 Hangi Tarih? 01-01-1970 03:00 Sert ve Katı Kalpli Olursanız Etrafınız Boşalır… 01-01-1970 03:00 Allah “Örtün” Derken Biz ne Yapıyoruz? 01-01-1970 03:00 Teenni (Hayatın Eni ve Boyu) Rahman’dan, Acele (Hayatın Sadece Boyu) Şeytandandır. 01-01-1970 03:00 Mebde(kundak) ile Müntehayı(kefen) Birleştirmek en Önemli Sünnetlerdendir. 01-01-1970 03:00 Hased-i Akran Belâsı, Fikrin Namusu ve Bedel Ödeme. (Molla Lütfi Örneği) 01-01-1970 03:00 Nedir o Sarp Yokuş? 01-01-1970 03:00 Söz: Din’dir. 01-01-1970 03:00 Orta(sabah) Namazını Korursak Muhafaza Olunuruz. 01-01-1970 03:00 Yapılan İyilikleri Üç Şey Boşa Çıkarır 01-01-1970 03:00 Anne+Terbiye+Teeddüp=Eğitim 01-01-1970 03:00 Yelkenleriniz Sabit mi? 01-01-1970 03:00 Tv. Programları, Sosyal Medya, Zina, İftira ve Aile. 01-01-1970 03:00 Neyin Peşindesin? 01-01-1970 03:00 Kabağa Dikkat! Fazla Değer Başını Yere Eğer. 01-01-1970 03:00 Afrika’lı Leo’ya Kulak Verin! 01-01-1970 03:00 Sözün Master Chefi Olmak İstiyorsanız Sunum Tabağınıza Emek Verin 01-01-1970 03:00 Eve Kapanmak mı, Ya da Ev de Hayat Var mı? 01-01-1970 03:00 İstanbul Sözleşmesi, Cedav, Lanzarote, 5395 ve 6284 01-01-1970 03:00 Afrika’lı Leo’ya Kulak Verin! 01-01-1970 03:00 Ün-fa-mar (Üniversite Farkındalık Marketi) 01-01-1970 03:00 Acının , Istırabın İnsana Faydası Olur mu ?? 01-01-1970 03:00 Haykırma Zamanı:’’Ben Mutlu Olmak İstiyorum Haklı Olmak Değil.’’ 01-01-1970 03:00 Aynı Göğün Altında 3 Nefes 01-01-1970 03:00 Kim Değişmeli/Etki Alanı’mız Neresi? 01-01-1970 03:00 Numuneler Dünyasını Abartıyor Muyuz??? 01-01-1970 03:00 Kan Vermek Farz-ı Kifayedir 01-01-1970 03:00 Hayılı İşler Rahmetli/Zahmetli İşlerdir. 01-01-1970 03:00 Sohbetinize Sevgi ve Sabır Katın 01-01-1970 03:00 Anadolu’ya Bağdaş Kurmak Yürek İster. 01-01-1970 03:00 Evceğizim Evceğizim, Saklar Benim Halceğizim 01-01-1970 03:00 Tarih Herkese Çok Lazım 01-01-1970 03:00 Dil ve İletişim / Language and Communication 01-01-1970 03:00 Ashab-ı Kehf Gibiyiz / We Are Like Ashabbi Kehf 01-01-1970 03:00 21. Yüzyıl Kimin Yüzyılı Olacak? / Who Will be The 21st Century? 01-01-1970 03:00 Soru Sormaktan Korkmayın! Zira, Soru Siz Özgürleştirir. / Don’t Be Afraid To Ask Guestions! Because The Guestion Frees You. 01-01-1970 03:00 Gerçekten Camii olan bir Camii:Aliya Ali İzzetbegoviç Camii 01-01-1970 03:00 “Demek, Siz Türk’sünüz, Öyle mi?” / “So, You are Turkish, Right?” 01-01-1970 03:00 Corona Tekasür Suresi İle Birlikte Düşünmek… 01-01-1970 03:00 Mutluluğumuz ve Gücümüz Bize Verilen Alanımızla Sınırlı 01-01-1970 03:00 Corona(Covid 19) Ev ve Aile 01-01-1970 03:00 Had Bildirme ve Haddimizi Aşma Hastalığımız Üzerine 01-01-1970 03:00 İçinizde Aklı Başında Kimse Yok Mudur? 01-01-1970 03:00 Zamanın En Büyük Vazifesi İttihadı İslam’dır. 01-01-1970 03:00 Ahsen-i Takvimsin Sen (Naat Denemem) 01-01-1970 03:00 Konya 13. Yüzyılda Ulaştığı Zirveyi Tekrar Görebilir mi? 01-01-1970 03:00 Güzel Söz=İyi Enformasyon Demek 01-01-1970 03:00 Hayata Bir de Bodrum’dan Bakmak… 01-01-1970 03:00 Nerede Kalmıştık ? (Çay Koy Ey Dünya Geliyoruz) 01-01-1970 03:00 Yönetici- Lider-Lider Yönetici 01-01-1970 03:00 Hangisi Bizim Ademimiz, Hayy mı, Robinson mu ??? 01-01-1970 03:00 Allah Muhterif (Patent alan) Kullarını Sever 01-01-1970 03:00 Almanlar Neden Bu Kadar Agresif? 01-01-1970 03:00 Grip Bir Hastalık Değil, Şefkatli Ama Ciddi Bir Müfettiştir. 01-01-1970 03:00 Boşanma öncesi danışmanlık hizmeti” yaygınlaştırılmalı. 01-01-1970 03:00 Akıntı Bizi de Sürüklüyor Farkında Mıyız? 01-01-1970 03:00 Salih Amel İçin Saç Ayağı 01-01-1970 03:00 İletişimde “Ekberi” Yaklaşım 01-01-1970 03:00 Ölüm ne Renk? 01-01-1970 03:00 Lütfen Dikkat ! Dinimizi Ucuz Bir Pahaya Satmayalım. 01-01-1970 03:00 Büyük Senaryonun Neresindeyiz ??? 01-01-1970 03:00 İman, Amellerle İmandır 01-01-1970 03:00 Konya 13. Yüzyılda Ulaştığı Tekrar Görebilir mi? 01-01-1970 03:00 Hayat Yolumuzu Aydınlatan ‘Bal’ Gibi Sözler 01-01-1970 03:00 Şimdi Aile Kurumu İçin Seferberlik Zamanı 01-01-1970 03:00 İş Size Yakışıyor mu? Ya da Siz İşe Uygun Musunuz? 01-01-1970 03:00 Deist Gerçekte Kimdir? 01-01-1970 03:00 Akort Yapmadan Hayata Başlamayın 01-01-1970 03:00 Başmüfettiş Aramızda! 01-01-1970 03:00 Grip Bir Hastalık Değil, Şefkatli Ama Ciddi Bir Müfettiştir 01-01-1970 03:00 Şeytanın En Önemli Numarası Nedir? 01-01-1970 03:00 Mevlana nerede, Hâce Efendi Nerede, Ebû Mansûr Nerede ? 01-01-1970 03:00 Belediyeler Hisbe Görevine Dönmeliler 01-01-1970 03:00 Akort Yapmadan Hayata Başlamayın 01-01-1970 03:00 Alemi ve Kendimizi Anladığımız Kadar Değerliyiz 01-01-1970 03:00 Olan Biten Şeyler Kaderimizin Bir Zorlaması mı, Ne Kadarından Sorumluyuz? 01-01-1970 03:00 21. Yüzyıl Bizim Yüzyılımız Olabilir mi? 01-01-1970 03:00 İrfandan Kopup, Kültür karanlığına Yuvarlandık. 01-01-1970 03:00 Haydi selam Denizini Coşduralım. 01-01-1970 03:00 Engelsiz Gönüller İçin… 01-01-1970 03:00 2023 Hedeflerinin Neresindeyiz? 01-01-1970 03:00 Akdeniz Tarihimizin Değiştiği Yerdir. 01-01-1970 03:00 Kadın Cinayetleri 01-01-1970 03:00 İnsan Tarihin/Filmin Neresinde? 01-01-1970 03:00 Bağımlılıkla Mücadelede İşin Özü Nedir? 01-01-1970 03:00 Kendini Gerçekleştirme Nedir? 01-01-1970 03:00 Rahmet Ne Zaman İner? 01-01-1970 03:00 Akıl ve Melek mi/Nefis ve Şeytan mı? 01-01-1970 03:00 Araba Sevdası mı, Toplu Ulaşım mı? 01-01-1970 03:00 Hal Ehli mi, kal Ehli mi/Habil mi, Kabil miyiz? 01-01-1970 03:00 Hüdhüd Kuşu Bize Ne Öğretir? 01-01-1970 03:00 Aile, Gençlik ve Sivil Toplum 01-01-1970 03:00