DİJİTAL BİR PROGRAMLA İZLEYİCİ İLE BULUŞMAK

Atanur Çelik

25-02-2021 09:15

21 Şubat 2021 Cumartesi günü Millet Derneği Samsun Şube yönetimi tarafından hazırlanan sunum ve moderatörlüğünü benim yaptığım ZOOM uygulamasında ki canlı yayında :

Evi ev yapan da toprağı vatan yapan da kadın... Ana kadın, bacı kadın, yâr kadın.

İnsanlığın özü kadın...

Söze böyle başladı konuğum yazar Sayın Sevgi ATAŞ hanımefendi. Türkiye'nin her yerinden yüzlerce izleyecinin de katıldığı programda çok önemli konulara değindi değerli konuğumuz.

Katılımcılar tarafından da ilgi ile izlenen programda sayın ATAŞ Kadın ve Kadının Analık Vasfı konulu sunumunda şunları anlattı.

Evet, konumuz kadını tanımak ve annelik vasfı. Aile hayatının kurulmasında çok önemli sorumluluklar yüklenmiştir kadın. Ayrıca şefkat ve cemal sahibi olarak yuvanın muvazenesini sağladığını da unutmamak gerekir. Dünkü annelerin etkin rolüyle günümüz anneliğin zorluğunu elbette göz ardı etmiyoruz.

Araştırmalara göre kadın beyninde işitme ve dil yetilerinin bulunduğu bölgedeki

hücre sayısı erkeklerden çok daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Daha detaycı, süreçleri bir

arada yürütebilen, sezgileri kuvvetli enteresan beyne sahiptir. Duygu konusunda da potansiyel

yetenekle iletişim esnasında karşısındaki kişinin ses tonuna ve beden diline daha kolay anlam

verebiliyor.

Dolayısıyla idrak, derin anlama; tefekkür, tevekkül etmek, çok gezmek, çok yorumlamak,

münakaşa, münazara etmek bütün bunlar kadınlar için bir arada yapılması mümkün olan

şeylerdir.

Dil mi güzel dilber mi güzel, der atalarımız. Kadının dil zekâsı ve sosyal zekâsı daha

yüksektir. Onun için spikerler, halkla ilişkiler sorumlusu, moda tasarımcısı, strateji uzmanı

gibi birçok meslek alanlarında kadınlar daha başarılıdır.

Küçük dünyamız olan yuvamızda Allah’ın bize emaneti olan çocuklarımızı dikkatle takip

ettiğimizde bunu bariz olarak görürüz. Kız çocukları büyüyüp konuşmaya başladıktan sonra

tatlı dilleriyle kendilerini sevdirirken; erkek çocuklar kanepe tepelerinde oyun oynamak için

zıplayıp dururlar.

Allah, kadına doğuştan zarafet ve incelik bahşetmiş. Bunun yanı sıra merhametli oluşu,

içten ve doğal gülüşü, sadakati, rikkati, dürüstlüğü, iyi kalpli olması, anlayışlı olması da

kadının özelliklerindendir. Bu noktada biyolojik olarak kadınla erkeğin eşit olduğunu

söylemek yanlış olur. Bir elmanın iki yarısı gibi birbirinin tamamlayıcısı diyebiliriz. Kadın,

kadın olduğu için aşağı, erkek de erkek olduğu için üstün değildir. Sadece birbirinden

farklıdırlar.

Kadının da, erkeğin de anası; kadın. Ana olmak tarifsiz bir his... Kadını başkalaştıran bir

tecrübe... Bu şefkat ve özen sadece kendi yetiştirdiği çocuğa değil, tüm çocuklara yetecek

kadar büyük bir potansiyel. Zaten şefkatli olmanın yolu bütün yaratılmışlara sevgi göstermek

değil midir?

Şimdi, Sokrates “Ne pahasına olursa olsun, evlenin. Karınız iyi olursa mutlu olursunuz,

yok fena çıkarsa o zaman da filozof olursunuz.” Diyor ya! Erkekler, bu özel ve güzel kadınları omuzlar üzerinde taşımaya layık gördükçe, adaletle, şefkatle muamele ettikleri sürece

yuvalarında huzurlu olurlar. Dünyanın daha yaşanılır hale gelmesinde kimsenin itiraz etmeyeceği kanaatindeyim.

Analar evlatlarını, sevdiklerini kanatlarının altına alıp koruma ve yaşatma konusunda

mahirler. Aynı zamanda sezgileri güçlüdür. Kilometrelerce uzakta olan evladının hasta

olduğunu ya da başının darda olduğunu hisseder. Memesinin sızlamasıyla, kundaktaki

yavrusunun açıkmış olduğunu da hisseder. Anadır o. Aklı kâmildir.

Tarih boyunca çeşitli toplumlarda farklı statülerde bulunduğunu, anaerkil aile yapısının

geçerli olduğu bazı toplumlarda kutsallaştırıldığını... Bazılarında ise eşit statü ve haklara sahip

olduğunu biliyoruz. Ataerkil toplumlarda ise çoğunlukla erkeğe göre ikinci derecede bir statü

taşıdığını hatta bazı kültürlerde hemen hemen hiçbir hak ve değere sahip olmadığını da genel

bir tespit olarak söyleyebiliriz.

Anaerkil aile tipini savunanlara göre kadın, insan hayatının kaynağı, doğurganlığı ve

verimliliği sebebiyle ilahlaştırılmıştır. Tabiata olan benzerliğinden dolayı tabiatın sembolü

sayılarak verimlilik ilahesi olarak da tasvir edilmiştir. Böylece bereket tanrıçası ve ana tanrıça

kültü oluşmuş. Bizim kültürümüz her ne kadar ataerkil aile yapısına sahip gibi görünse de ben

bunu kabul etmiyorum. Bana göre biz anaerkil bir kültürden geliyoruz.

Çok mu iddialı konuştum...

Dönüp tarihe bir bakalım.

Tarihe adını yazdıran yiğit kadınlardan Hayme Ana... Süleyman Şah Fırat Nehrini

geçerken boğularak öldüğünde kayı boyunun başsız bırakmayan o Türkmen kızı, Anadolu’yu

Türk toprağı yapan Ertuğrul Gazi’nin anası, Türkmen geleneğinin taşıyıcısı, teşkilatının

Hayme bacısı. Tarihe yön veren başat kadınlardandı.

Yolunuz düşer de ziyaret etmek isterseniz Hayme Ananın türbesi Kütahya’nın Domaniç

ilçesine bağlı Çarşamba köyünde bulunmaktadır.

İstanbul’u fetheden Fatih Sultandı... Ancak, şehri hanım sultanlar imar etti; desem yanlış

bir cümle kurmuş olmam. Şöyle bir İstanbul’a gidip gezelim...

Topkapı Surları içinden girelim. Hemen yanı başımızda Haseki Sultan külliyesini görürüz.

Az ilerisinde Vakıf Guraba Hastanesi, Bezmiâlem Valide Sultanın. Yine az ilerde Pertevniyal

Valide Sultanın yaptırmış olduğu camii ve mektebi görürüz... Biraz yukarı çıkınca Hürrem

Sultan hamamı... Az ilerlediğimizde Cevri kalfanın yaptırmış olduğu mektebi... İstanbul’un

üçüncü büyük külliyesini inşa ettiren Nur Banu Sultanın şefkatli ellerini görüyoruz... Şehri

imar edenler gibi nohut oda, bakla sofa evlerini de imar edenler kadındır. Kadın elinin değdiği

her yer mamur olur. Mutluluğun anahtarıdır kadın.

Kadın, evini de eşini de sever. Artı bir de kocasını annelik duygusuyla sever. Kadın

erkeğiyle bütünleşmiş birlikteliği sever; ayrılığı ve parçalanmayı tasvip etmez. Yuvasına bağlı

erdemli varlıktır.

Çok önemli olan annelik konusuna tekrar dönersek... Birçok olgu, duygu, düşüncenin

değiştiği gibi annelik kavramı da değişiyor. Anneliğin çerçevesi değiştiği gibi özünde

hissettirdiği duyguda değişiyor. Annelik algısı bu denli evrilirken bunun tarihsel süreçte

değişen şartlara, hissedilen ihtiyaçlara ve eleştirilen uygulamalara karşı tepki niteliğinde

evrim geçirdiği görülmektedir.

Çünkü bilinen geleneksel analarımızın yaklaşımları artık yeni nesil anneler tarafından

kabul görmezken, eski düzene bir tepki ve önyargı düzeyinde söylemler geliştirilmiştir.

Giderek gelişen teknoloji, bilimsel çalışmalar yeni kuşakların ortaya çıkmasıyla

kuşaklararası iletişimde en önemli sorun olmaktadır. Her bir nesil ya da kuşak bir öncekini

anlamıyor, ya da gelişen yeniliklere uyum sağlayamadığı için oluşan yeni kuşak bireylerle

çatışmaya giriyor. Eğer anne bir önceki kuşakta kaldıysa ve yeni kuşağın özelliklerini

anlamıyor, uyum sağlayamıyorsa işte o zaman ailede büyük çatışmalar yaşanıyor.

Her kuşağın kendine özgü dinamikleri, önem verdiği durumlar, kullandığı dil birbirinden

farklılık gösteriyor. Mesela 1995-2002 arasında doğanlar için “Kaygı Kuşağı” diye bir

sınıflama da yapılmıştır. Bu kuşak: üreticiler, yaratıcılar ve mucitler nesli olarak tanımlanıyor.

Bu zaman diliminde doğanlar, çevresel faktörlerin ve dış̧ dünyanın tehlikelerinin

farkındadırlar. Bu çocukların amacı sadece bir şeyleri satın almak değil, aldıkları o şeyleri

tasarlamak ve yaratmaktır. Bu kuşak önceki kuşaklardan daha endişeli ve benzersiz olma

konusunda daha isteklidir. Ayrıca eşitsizlikten de çok fazla endişe duyuyorlardı.

Sonuç olarak sözlerimi toparlayacak olursam... İnsanın psikolojik doğası gereği kadının

kadın... Erkeğin erkek kimliğiyle sosyal çevreyle yaşaması gerekliliği... Yani... Hayma Ana

gibi ana olup yiğitler yetiştirmek gerekirken... Ya da Nur Banu Sultan gibi kalıcı eserlere

ismimizi kazdırmak için iştiyak göstermemiz gerekirken... “İnternet Çağı”, “Dijital Çağ”,

“Sosyal Medya Çağı”, ”Alfa Çağı” gibi farklı adlarla geldiğimiz nokta zevk kuşağından

robotlaşmış gençlerin vurdumduymaz yaşantısı içler acısı. Dijital çağın kıskacına takılmış,

ecdadından, kültüründen habersiz bir gençliğin yaşantısına üzülerek şahit oluyoruz, diyerek

hissiyatımın da tazyikiyle bu kadar uzun konuşmamdan dolayı, beni sabırla dinleme

nezaketinde bulunduğunuz için hepinize teşekkür ediyorum.

Allah’ım! Bizi elden, ayaktan gözden ve gönülden düşürmesin! Kıyamet günü bizi,

annemizi, babamızı, kardeşlerimizi, evlatlarımızı ve sevdiklerimizi korusun.

Programa katılan izleyecilerin içerisinde bayanlarında katılımın olması programımıza renk kattı. İzleyicilerimizden Tokat'tan Eğitimci Yazar Abdülkadir TÜRK, Gaziantep'ten Av. Ali BAKIM beyler ve Adıyaman'dan Ayşegül BERKAYA hanımın da katkıları ile görüş beyan etmeleri ayrıca renk kattı programa.

Böyle bir programda moderatör olarak bulunmak bana da ayrıca gurur verdi. Bu programa katılan ve mazeretlerinden dolayı katılamayan tüm millet dostlarına bir kez daha teşekkür ediyor, yeni programların da haberini siz değerli okurlarımıza paylaşmayı Allah inşallah bizlere tekrar nasip eder.

DİĞER YAZILARI Aykut Edibali Perspektifiyle İran-İsrail-ABD Savaşı Analizi Modern Sömürgecilik Tezi Açısından Jeopolitik Değerlendirme 01-01-1970 03:00 *Gençlik Nereye Gidiyor? Bir Öğretmenin Ardından Vicdan Muhasebesi* 01-01-1970 03:00 İstiklal Marşı Ve Çanakkale'yi Anlamak 01-01-1970 03:00 SİYASET ZOR ZENAAT VESSELAM 01-01-1970 03:00 BÜYÜK TÜRKİSTAN İÇİN GÖREVE ÇAĞRIDIR 01-01-1970 03:00 Millet Partisi ve YMM 01-01-1970 03:00 İntiharlar bize sorumluluğumuzu hatırlatmıyor mu? 01-01-1970 03:00 ÇANAKKALE ZAFERİ, BÜYÜK TÜRK MİLLETİNE KUTLU OLSUN 01-01-1970 03:00 Politikacılar dillerine sahip olmalıdır 01-01-1970 03:00 KAHRAMANMARAŞ HALA FRANSIZ İŞGALİNDE 01-01-1970 03:00 BEKA 01-01-1970 03:00 KADIN ÜZERİNDEN DEĞİŞİM YAŞANMASI TOPLUMA VE KADINA HAKARETTİR. 01-01-1970 03:00 GERÇEK MİLLETİN İTTİFAKI NASIL KURULMALIDIR? 01-01-1970 03:00 YENİDEN MİLLİ MÜCADELE HAREKETİ VE DERİN MİLLET 01-01-1970 03:00 HZ. PEYGAMBERİ DOĞRU ANLAMAK YADA ONU BU ÇAĞA GETİRMEK. 01-01-1970 03:00 CUMHURİYET, DEMOKRASİ VE LAİKLİK 01-01-1970 03:00 Yüzüncü Yıl ve giderken donmak 01-01-1970 03:00 TÜRKİYEDE BİR ÜST AKILMI VAR? 01-01-1970 03:00 AL PAPAZI VER PAPAZI DİYE BAŞLAYAN BİR HİKAYE 01-01-1970 03:00 CAMİLER HAFTASI VE CUMHURBAŞKANI KONUŞMASI 01-01-1970 03:00 29 EYLÜL ÖZEL BİR GÜN 01-01-1970 03:00 NEREYE GİDİYORUZ? 01-01-1970 03:00 Vesayet mi? 01-01-1970 03:00 SEN NE BİLİYORSUN Kİ 01-01-1970 03:00 KEL BAŞA ŞİMŞİR TARAK! 01-01-1970 03:00 YALANMI HAKİKAT MI? 01-01-1970 03:00 GEÇ DE OLSA GENEL SEÇİMLERİ DEĞERLENDİRMEK İSTEDİM 01-01-1970 03:00 NİHAYET ORTALIK SÜT LİMAN OLDU 01-01-1970 03:00 YENİDEN BAŞLAMALIYIZ… 01-01-1970 03:00 ÇÜRÜYORUZ 01-01-1970 03:00 Adaleti ve ahlakı olmayan seçim 01-01-1970 03:00 NE ZAMAN AKIL EDİP KENDİMİZE DÖNECEĞİZ 01-01-1970 03:00 FETİH RUHU VE İSTANBUL'UN FETHİ 01-01-1970 03:00 MİLLET YİNE OYALANMAYA DEVAM EDİYOR 01-01-1970 03:00 YERLİ VE MiLLİ KİM? GAYRİ MİLLİ? KİM 01-01-1970 03:00 SEÇİM Mİ? SAVAŞ MI? 01-01-1970 03:00 İTTİFAKLARIN DÜNÜ BU GÜNÜ-3 01-01-1970 03:00 İTTİFAKLARIN DÜNÜ BU GÜNÜ-2 01-01-1970 03:00 İTTİFAKLARIN DÜNÜ BU GÜNÜ-1 01-01-1970 03:00 BİRLEŞTİRMEK Mİ AYRIŞTIRMAK MI? 01-01-1970 03:00 Türk Polis Teşkilatı 01-01-1970 03:00 SİYAYET KİRLENDİ 01-01-1970 03:00 SÖZ VERDİK GERİ DÖNMEYİZ DİYENLER..    01-01-1970 03:00 TRT DE NELER OLUYOR? 01-01-1970 03:00 ÇANAKKALE VE MİLLİ ORDU 01-01-1970 03:00 BATI İSLAMÇILARI MODERN YENİÇERİ GİBİ KULLANIYOR 01-01-1970 03:00 SEVME VE SEVİLMEYLE ALLAH A ULAŞMA 01-01-1970 03:00 ORDU MİLLET SİYASETE RAĞMEN EL ELE 01-01-1970 03:00  KADINLARI BİR GÜN DEĞİL HER GÜN ANMAMIZ SAHİP ÇIKMAMIZ GEREK 01-01-1970 03:00 YENİDEN MİLLİ MÜCADELEYİ VE MİLLET PARTİSİNİ KÖRELTEN İTTİFAKLAR!.. 01-01-1970 03:00 HAYAT VE EKMEK KAVGASINA DÜŞÜRÜLEN MİLLET ASIL DAVASINI UNUTTU 01-01-1970 03:00 HAK VE ADALET DÜŞMANI GİZLİ TROLLER 01-01-1970 03:00 DEVLET KARİYER YERİNE ALAYLILARA TESLİM 01-01-1970 03:00 KADINA ŞİDDET, ÇOCUKLARA VAHŞET! 01-01-1970 03:00 TOPLUM OLARAK NEREYE GİDİYORUZ? 01-01-1970 03:00          ABD İLE İLİŞKİLER 01-01-1970 03:00 İKTİDARA GELENDE FiRAVUN KİM, MUSA KİM? 01-01-1970 03:00          ORTADOĞUDA İPLER İPLER KİMİN ELİNDE? 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE'NİN ÇIKMAZ SOKAĞI 01-01-1970 03:00 NE AMERİKA NE RUSYA ÇÖZÜM.. 01-01-1970 03:00 AFRİN HAREKATI ÜZERİNE UYARILAR 2 01-01-1970 03:00 AFRİN ZEYTİN DALI HAREKATI ÜZERİNE UYARI 1 01-01-1970 03:00 KIBRIS HAREKÂTI İKTİDARIYLA BU GÜNKÜ İKTİDAR 01-01-1970 03:00 HAMASET KAREKTERİMİZE DÖNÜŞMÜŞ 01-01-1970 03:00 BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM 01-01-1970 03:00 DİN ADAMLARI, AYDINLAR VE YÖNETİCİLER UHDENİZE DÜŞEN GÖREVLERİ YERİNE GETİRİN 01-01-1970 03:00 SİYASETİN ZARURETİ VE NASIL BİR SİYASET! 01-01-1970 03:00 "GÜÇLÜ OLANIN HAKLI OLDUĞU DEĞİL, HAKLI OLANIN GÜÇLÜ OLDUĞU BİR DÜNYA" 01-01-1970 03:00 BENDE ALTINOVA GAZETESİNDEYİM 01-01-1970 03:00 GÜNAH KEÇİSİ 01-01-1970 03:00