Kıyılardaki çöplerin yolculuğunu akıntı yönleri belirliyor

- Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şükrü Turan Beşiktepe:- "Tuna, Dinyester ve Dinyeper nehirlerini dikkate alırsanız potansiyel olarak Avrupa'nın çöpünün Karadeniz'e gelme ihtimali var. Almanya'dan bir çöpü attığınızda barajlarda tutulmuyorsa Karadeniz'e gelip kıyılarımızda karaya vurabilir"- Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sedat Gündoğdu:- "Kıyılarımızda Mısır'dan, Libya'dan, Suriye'den, Güney Kıbrıs'tan çöpleri görebiliyoruz. Kuzeydoğu Akdeniz kıyılarımıza kilometreye günde 30 kilogramdan fazla plastik vuruyor"

Kıyılardaki çöplerin yolculuğunu akıntı yönleri belirliyor

İSTANBUL (AA) - GÜLSELİ KENARLI - Marmara ve Ege denizleri ile Karadeniz ve Akdeniz'e atılan çöplerin yolculuğunu akıntı sistemlerinin belirlediğini söyleyen uzmanlar, Avrupa'dan atılan bir çöpün Karadeniz'e, Mısır veya Libya'dan denize bırakılan çöpün ise akıntılarla Akdeniz'e ulaşabileceğini belirtti.

Türkiye kıyılarına akıntılarla gelen çöpün yolculuğunu AA muhabirine değerlendiren Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Deniz Bilimleri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şükrü Turan Beşiktepe, çöplerin ana kaynağının yoğun nüfuslu bölgeler olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Karadeniz'de çöplerin ana akıntı sistemiyle bir yerden bir yere taşındığını vurgulayan Beşiktepe, şunları söyledi:

"Ana akıntı sistemi var. Sadece bu değil, akıntı sistemleri farklı zaman, mekan ölçeklerinde oluşuyor. Havzayı dolaşan saatin ters yönünde akıntı sistemi var. Bunun üzerine binmiş, kıyıyla arasında saat yönünde dönen birtakım döngüler de var. Kıyıda bazı yerel akıntı sistemleri de oluşuyor. Hepsi Karadeniz'deki çöplerin nasıl dağıldığını gösteriyor. Tuna Nehri'nin, Romanya'nın, Ukrayna'nın olduğu kuzeybatıdan bırakılan çöp ya da herhangi bir madde, akıntı sistemiyle güneye İstanbul Boğazı'na geliyor, bizim kıyılarımızı dolaşarak doğuya gidiyor, tekrar dönerek Romanya kıyılarına gidiyor. Bu yaklaşık 1 aylık bir zaman ölçeğinde gerçekleşiyor. "

- "Karadeniz'e Avrupa'dan çöp taşınabiliyor"

Beşiktepe, teorik olarak Romanya açıklarından denize bırakılan bir çöpün tekrar Romanya açıklarına dönme olasılığı bulunduğunu, yine aynı noktadan bırakılan çöpün ana akıntıyla kıyı arasında oluşan döngülere takılarak Türkiye kıyılarında da birikebildiğini aktardı.

Kıyı akıntısıyla Türkiye'ye gelen çöplerin Bulgaristan ile İstanbul Boğazı arasında kıyıya vurabildiğini, bir kısmının akıntının ve rüzgarın durumuna göre Marmara Denizi'ne geldiğini, bir kısmının ise 1 hafta sonra Trabzon'da bulunabildiğini anlatan Beşiktepe, "Bu akıntı sistemleri çok dinamik olduğundan çöpler hızlı taşınıyor. Sivastopol'dan denize çöp attığınızda 10 gün sonra İstanbul'a ulaşması mümkün. Biz bunu denize bıraktığımız objelerle gözlemledik ve tespit ettik." dedi.

Karadeniz'e dökülen nehirler vasıtasıyla Avrupa'nın çöplerinin Türkiye kıyılarına ulaşabileceğine dikkati çeken Beşiktepe, şöyle devam etti:

"Tuna Nehri'nin akıntısıyla gelen çöpler İstanbul Boğazı'nı yaklaşık 6 saatte geçiyor, Marmara Denizi'ne ulaşıyor. Rusya'dan atılan çöp bizim kıyılarımıza geliyor, bunun tersi de var. Bizim kıyılarımızdan atılan çöpler de onların kıyılarına gidebiliyor veya yine bizim kıyılarımızda birikebiliyor. Tuna, Dinyester ve Dinyeper nehirlerini dikkate alırsanız potansiyel olarak Avrupa'nın çöpünün Karadeniz'e gelme ihtimali var. Almanya'dan bir çöpü attığınızda barajlarda tutulmuyorsa Karadeniz'e gelip kıyılarımızda karaya vurabilir."

- "Marmara'nın ortasında çöp problemi var"

Karadeniz'den gelenler haricinde, Marmara Denizi'ne kontrolsüz olarak atılan çöplerin problem yarattığını, bunun etkilerini Marmara'nın güney kıyılarında görebildikleri vurgulayan Beşiktepe, Marmara Denizi'ni çevreleyen şehirlerden denize atılan çöplerin ana akıntıyla Ege'ye gidemeyip kıyı bölgelerde kaldığını, bunun da ciddi çöp problemi yarattığını bildirdi.

Beşiktepe "İstanbul Boğazı'ndan giren su hızlı bir akıntıyla güneye, Yalova'ya ilerliyor, oradan batıya dönüyor. Sonra kuzeye Tekirdağ'a giderek Çanakkale Boğazı'ndan terk ediyor. Buradaki ana akıntı saat yönünde. Marmara'da saat yönünde girdap oluşuyor, bu akıntı çöpleri merkezine topluyor. Marmara Denizi'nin ortasında da bu ana akıntının yakın yerlerinde çöpler birikiyor. Marmara'nın ortasında, çöp problemi var, bu hem lokal hem de Karadeniz akıntısının taşıdığı çöpler." diye konuştu.

- "Ege Denizi'ndeki çöpün yüzde 20'si diğer denizlerden taşınıyor"

Ege Denizi'nde akıntının saatin tersi yönünde oluştuğunu, Çanakkale'den çıkan suların yönünün ise mevsimlik olarak değiştiğini belirten Beşiktepe şu bilgileri verdi:

"Yaz aylarında Çanakkale'den çıkan sular Yunanistan'a, Kavala, Selanik'e doğru hareket ediyor. Sonra Yunanistan kıyılarını takip ederek Girit'in batısından Akdeniz'e çıkıyor. Kışın Ege'de rüzgarlar güneyden şiddetli estiği için Çanakkale'den çıkan çöpler Saroz Körfezi'nin içine gidiyor, sonra rüzgarın ve akıntının durumuna göre Yunanistan kıyılarından Akdeniz'e devam ediyor. Romanya Köstence'den denize pet şişe attığınızda 1 ayda Kavala kıyısından alabilirsiniz."

Ege'deki kirlilik kaynağının çoğunlukla teknelerden atılan çöpler ve kıyıdaki turizm faaliyetleri olduğuna dikkati çeken Beşiktepe, buradaki çöplerin yüzde 10'unun Akdeniz, yüzde 10'unun Karadeniz kaynaklı olduğunu, yüzde 80'inin ise bölgedeki illerden denize bırakıldığını söyledi.

- "Akdeniz'de karmaşık bir yapı var"

Akdeniz'de ana akıntının saatin tersi yönünde olduğunu ancak çok karmaşık bir yapının bulunduğunu ifade eden Beşiktepe, bu yapıyı şöyle özetledi:

"Cebelitarık Boğazı'ndan giren Atlantik suyu güney kıyılarını, Kuzey Afrika kıyılarını takip ederek Mısır'a geliyor. Batıya dönüp Filistin, İsrail, Lübnan, Suriye ve Türkiye'yi dolaşıyor. Bir kısmı Ege'ye giriyor, bir bölümü ise Yunanistan kıyıları, Adriyatik ve tekrar Sicilya'dan geçerek alt akıntıyla dolaşıyor. Rüzgarın etkisi, başka sürücü kuvvetlerinin etkisiyle daha kompleks bir yapıya ulaşıyor. Kıyılarımızdaki çöpler genelde Mısır, Lübnan, İsrail ve Suriye'den geliyor. İskenderun Körfezi'nin ortasında sirkülasyon nedeniyle çöp birikiyor. Burada kuzeydoğudan esen şiddetli Yarıkkaya rüzgarı çöplerin hepsini körfezin dışına atıyor. Bölge bir süre temiz kalıyor, birkaç ay içerisinde tekrar bütün çöpler geri geliyor ama yollarına dümdüz devam etmiyorlar. Çünkü kıyılarımızda 1-15 kilometre arası büyüklükte girdaplar var, çöpler bu girdaplar tarafından tutuluyor ve deniz tabanında, 30-40 metre derinliklerde yoğunlaşıyor."

Akdeniz Havzası'ndaki nüfus yoğunluğuna işaret eden Beşiktepe, buradaki çöp potansiyelinin neredeyse tamamının Akdeniz'e kıyısı olan ülkelerden kaynaklandığı bilgisini verdi.

- "Kilometreye günde 30 kilogramdan fazla plastik vuruyor"

Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Temel Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sedat Gündoğdu da akıntı dinamiklerinin dünyanın dönüş kuvveti, manyetizması, kuzey ve güney yarım küre ve ekvator dinamikleriyle oluştuğunu anlattı.

Birçok ülkedeki sorunun su arıtma tesisi yetersizliğinden kaynaklandığını ve denizlere atılan çöplerin çoğunluğunun plastik olduğunu kaydeden Gündoğdu, şunları ifade etti:

"Akdeniz'de kentsel faaliyetlerin yoğun olduğu Adana, Antalya, Atina, Barcelona, İskenderiye ve Roma gibi şehirlerden özellikle turizm sezonunda yüksek miktarda plastik çöp denize karışıyor. Cebelitarık'tan giren Atlantik suları akıntıyla kıyıları dolaşıyor. Çeşitli yerlerde girdaplar oluştursa da topladığı çöpleri doğuya taşıyor. Atlantik karakterli sular bizim Akdeniz kıyılarımıza kadar ulaşabiliyor. Kıyılarımızda Mısır'dan, Libya'dan, Suriye'den, Güney Kıbrıs'tan çöpleri görebiliyoruz. Açık denizde gemilerin çöplerini denize boşaltıldığını biliyoruz. Bir pet şişenin ortalama ağırlığı 10 gram ve Kuzeydoğu Akdeniz kıyılarımıza kilometreye günde 30 kilogramdan fazla plastik vuruyor."

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER