Büyümenin Halka Yansıması İçin Öneriler

Ülkemizde “büyüme”nin vatandaşa yeterince yansımadığı hep söylenir.

Bunun, bize göre başlıca üç sebebi vardır.

1. Ücret ve maaş artışları genellikle geçmiş altı aylık enflasyon oranlarına göre şekillenir. Bu oranlar da yüzde 4’ü, 5’i geçmez.

Yani kâğıt üstünde böyle hesaplanır ama gerçekte halkın geniş kesimlerine yansıyan enflasyon daha yüksektir.

Bu durumda öneri 1;

Halkın, dar gelirlinin, işsizin, ücretlinin, maaş alanların enflasyonu için ayrı bir çalışma yapılmalıdır.

2. Enflasyon sepeti denilen ve 700 adet harcama kalemini kapsayan geniş tüketim setinde vatandaşın ağırlığı nedir?

Vatandaşı ilgilendiren belki 15-20 kalem harcama vardır. Bunlar da ekmek, kira, ulaşım, süt, peynir, et, eğitim ve okul masrafları, meyve sebzesi, pirinç, un, yakıt, ısınma gibi temel ihtiyaçlardır.

Oysa enflasyon sepetinde bunların ağırlıklarına yeterince yer verilmeyebilir.

Bu durumda öneri 2;

Genel enflasyon oranı yanında, il düzeyinde ve kesimler düzeyinde “geçinme endeksleri” oluşturup, yapılacak gelir artışlarının da bu düzeylerde olmasına çalışılmalıdır.

3. Milli gelir artışları genel enflasyonun üzerinde çıktığında aradaki fark kadar topluma “refah payı” adı altında bir ödeme yapılmalıdır.

Bu durumda öneri 3;

Örneğin, üçüncü çeyrekte yüzde 11’lik büyüme olmuşsa ve enflasyon yüzde 7-8 ise, yüzde 4’ lük fark kadar “refah payı” ödemesi düşünülmelidir.

Büyümenin halka yansıması sadece gelir artışları olarak değil, istihdama katkı açısından da gereklidir.

Büyümenin istihdam yaratması zorunludur.

İşsizlik azaltılmadan geniş kesimlerin satın alma güçleri ve talep canlandırılamaz.

Gelecek yazımızda da bu konuyu irdeleyelim.

Üretken ve sağlıklı bir yeni yıl dileriz.

YORUM EKLE