"1. Dünya Savaşında İki Cephe: Çanakkale ve Filistin" paneli

- Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kurşun: - "Afrin'e 18 Mart’ta girilmesi tarihin çizdiği bir kaderdir" - Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanı Türkoğlu: - "Arşivlerimizde bulunan 26 ayrı defterde Kudüs'e ait defterler de yer almaktadır. Bu kayıtlar şu anda İsrail'in işgal devleti olduğunun, Kudüs'te işgalde bulunamayacağının bir delilidir"

BARTIN (AA) - Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, "Çanakkale Zaferi'nin 103'üncü yılını kutladığımız zamanda başta ABD olmak üzere bizimle 60 yıldır müttefik olan bütün güçlere karşı Türk Silahlı Kuvvetleri aynı gün Afrin'de bir başarıyı ortaya koydu. Bu tesadüfi bir olay değildir. Bu tarihin ajandasına bakılarak alınmış bir karardır. Dolayısıyla Afrin'e 18 Mart'ta girilmesi tarihin çizdiği bir kaderdir." dedi.

Bartın Üniversitesi Çeşm-i Cihan Sohbetleri kapsamında "1. Dünya Savaşında İki Cephe: Çanakkale ve Filistin" konulu panel düzenlendi.

Üniversite konferans salonundaki panelin açılış konuşmasını yapan Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun, 103 yıl önce Çanakkale'de ve asırlardır dünyanın birçok bölgesinde milletin tarihine kahramanlık destanları olarak yazılan çok sayıda istiklal mücadelesi verildiğini anımsattı.

"Ya istiklal, ya ölüm" kararını yüreğinde vermiş ve her biri vatanı uğrunda canını feda etmeye hazır birer nefer haline gelmiş milletin sadece şanlı zaferler değil, aynı zamanda geleceğini de kazandığını ifade eden Uzun, şöyle konuştu:

"Bartın'dan, Erzurum'dan, Bursa'dan, Diyarbakır'dan, Trabzon'dan, Bağdat'tan, Şam'dan, Filistin'den, Rumeli'den ve daha birçok diyardan kopup gelen yiğitler siperlerde omuz omuza savaşmışlardır. Bu zaferlerle üzerinde yaşadığımız coğrafya bir kara parçası olmaktan, bir coğrafya olarak anılmaktan çıkmış, bir ruh ve değişmez bir öz haline gelmiştir. Birçok bilim insanının da merakla incelediği 'Eski gücünden düştüğü', 'Gerilediği' iddia edilen ve 'Hasta adam' gibi sıfatlarla nitelendirilen Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı'nın birçok cephesinde cansiperhane müdafaada bulunmuştur. Cumhuriyetimizin 100. yılını kutlamaya hazırlanan yeni nesiller olarak bize miras bırakılan o şanlı tarihi ve o aziz istiklal ruhunu sadakatle bağrımıza basıyoruz."

- "Afrin'e 18 Mart'ta girilmesi tarihin çizdiği bir kaderdir"

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, geleceğin reçetesinin tarihte olduğuna vurgu yaparak, tarih olmadan bir milletin geleceğini kurmanın mümkün olmadığına işaret etti.

Kurşun, "Geçmişe sürekli olarak bakmak durumundayız. Bu noktada 18 Mart 2018'in Türkiye Cumhuriyeti için anlamlı bir gün olduğunu söylemek isterim. Çanakkale Zaferi'nin 103’üncü yılını kutladığımız zamanda başta ABD olmak üzere bizimle 60 yıldır müttefik olan bütün güçlere karşı Türk Silahlı Kuvvetleri aynı gün Afrin'de bir başarıyı ortaya koydu. Bu tesadüfi bir olay değildir. Bu tarihin ajandasına bakılarak alınmış bir karardır. Dolayısıyla Afrin'e 18 Mart’ta girilmesi tarihin çizdiği bir kaderdir." diye konuştu.

Çanakkale gazilerinden Hüseyin Kaçmaz’ın hikayesini de anlatan Kurşun, şu ifadeleri kullandı:

"Çanakkale Zaferi’nde varlık göstermiş olan en son gazimiz Karadeniz Ereğlisi'nden Hüseyin Kaçmaz'dır. Kahraman gazimiz 110 yaşında hayatını kaybetmiştir. Cönk Bayırında savaşırken 2 hafta boyunca ayağından çarıklarını çıkaramamıştır. Bir ara hissettiği sıcaklıkla bakılamayacak hale gelen ayağına bakınca düşüp bayılmıştır. Gözlerini açtığında sıhhiye gemisiyle İstanbul'a doğru gidiyormuş. Haber alan annesi İstanbul'a geldiğinde önce oğluna 'Ben seni şehit olman için doğurdum' diyerek kızmış, sonra doktorlara kızmıştır. Hüseyin Kaçmaz'ın bir suçu yoktur. Bayıldıktan sonra gözlerini açtığında gemiyle gidiyordur. Gazimiz, Kaçmaz soy ismini de buradan almıştır. Kendisini rahmetle anıyorum."

- "Kudüs’ün tapu defterleri elimizde"

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanı Zeynel Abidin Türkoğlu ise Birinci Dünya Savaşında Filistin Cephesinde yaşananları anlattı.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü arşivlerinde Kudüs'e ait tapu defterleri olduğunu aktaran Türkoğlu, İsrail'in 2015'de ortaya çıkan bu kayıtlar nedeniyle işgalci konuma düştüğünün kesinleştiğini söyledi.

Genel müdürlük arşivlerindeki 1562'den 1596’ya ve 1865'dan 1917 yılına kadar olan belgelerin içeriği hakkında da bilgiler veren Türkoğlu, şöyle devam etti:

"Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü arşivlerinde Kudüs'e ait 1865 ve 1917 yılları arasını kapsayan 47 adet defter vardır. Bu defterlerde 170 bin 994 adet tapu kaydı mevcuttur. Bu tapu kayıtlarının 37 bin 611’i vakıf mülkiyetindedir. 133 bin 383’ü ise özel mülkiyete aittir. Bunun yanında 1562 ile 1596 yıllarını kapsayan 9 adet tahrir defteri vardır. Ayrıca arşivlerimizde bulunan 26 ayrı defterde de Kudüs'e ait defterler yer almaktadır. Bu kayıtlar şu anda İsrail’in işgal devleti olduğunun, Kudüs’te işgalde bulunamayacağının bir delilidir. 2015 yılına kadar bu kayıtlar bilinmediği için pervasız bir şekilde İsrail, burası benimdir diyebiliyordu. Artık bu kayıtlar nedeniyle İsrail hareket edemez hale geldi."

'Gönülden Cepheye Ezgiler' adlı bir konser ve halk oyunları gösterisinin de yer aldığı etkinlikte Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen Osmanlı Arşivleri Sergisi de açıldı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER