Temmuzun Bu Günleri..Çok Çok Önemli..

Temmuz’un Bu Günleri
Çok Çok Önemli..

Bundan tam 109 yıl önceydi.
23 Temmuz 1908’te, İstanbul’da, Selanik’te, Manastır’da binlerce insan yürüyordu..
“Kahrolsun Baskı, Yaşasın Hürriyet” diye diye..
“Yaşasın eşitlik, özgürlük, kardeşlik ve adalet” diyerek haykırıyorlardı..
1908 Devrimi sadece, “2.nci Meşrutiyet” değildir.
Türkiye için yirminci yüzyıl 1908 Devrimi ile başlıyordu.
Arkasından 1923 Cumhuriyet Devrimi geliyordu..
Evet, 23 Temmuz 1908’de Manastır’da top atışlarıyla Meşrutiyet ilan edildi.
Bu ayağa kalkış karşısında, çaresiz kalan 2. Abdülhamit, Kanun-i Esasi’yi, yani anayasayı yeniden yürürlüğe soktuğunu tüm imparatorluğa duyurdu.
Caddeler, meydanlar coşkulu bir şekilde hürriyetin ilanıyla çalkalanıyordu.
Bu dönüşüm, çok önemli bir çağdaşlık atılımıdır, 1923 Cumhuriyet Devriminin de öncüsüdür.
Neleri başardı?
1-Hükümet meclise karşı sorumlu olacak.
2-30 yıldır bekleyen anayasa yeniden yürürlükte olacak.
3- Halk; yurttaş, vatandaş olma yolunda ilerlemektedir.
4-Siyasal partiler kuruldu.
5- Sadrazamın, şeyhülislamın, nâzırların yüksek maaşları yarıya indirilmiştir. Özel ilişkiler nedeniyle bürokratik yapıda yüksek mevkileri işgal eden çok sayıda kişi işten çıkarılmıştır. Kız öğrenciler üniversiteye alınmıştır. Ticaret okulları açılmıştır. Din adamlarının ayrıcalıklarına son verilmiştir. Kooperatifler ve sendikalar kurulmuştur. 1 Mayıs işçi bayramı olarak ilan edilmiştir.
6- Sansüre son verilmiş, kadınlar çalışmaya başlamıştır.
Bunu başaran kadro, 1860’lardan beri örgütlenen, Jön Türkler( genç Osmanlı, yeni Osmanlı, 1889’dan itibaren İttihat ve Terakki Cemiyeti adıyla gelişen) öncülerdir.
1908’den 1934’e kadar her yıl 23 Temmuz günü Hürriyet Bayramı adıyla anılmış ve kutlanmıştır.
Türkiye’nin demokratik devrimleri olan 1908 Temmuz, 1923 Ekim süreçleri çok çok önemli zamanlardır.
24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması da Türkiye Cumhuriyeti’nin Tapu Senedidir.
Dostlarım;
Bu günlerde, Selanik, Manastır, Yunanistan ,Makedonya gibi coğrafyalara gidenler sadece doğa ve tarih gezisi yapmasınlar..
Halkın; “eşitlik, özgürlük” diye inlettiği caddeleri de, sokakları da yürüsünler, yarıda kalan devrimlerin çağdaş kokularını da duyumsasınlar..
Büyük dönüşümlerin öykülerini okuyup, dinlesinler..
Ve bir de bir de Türkülerini..
Örneğin bakın şu Manastır Türküsüne..
“…Manastırın ortasında var bir havuz, canım havuz
Bu yurdun kızları hepsi de yavuz
Biz çalar oynarız
Manastırın ortasında var bir çeşme, canım çeşme
Bu yurdun kızları hepsi de seçme
Biz çalar oynarız
Manastırın ortasında var bir pınar, canım pınar
Bu yurdun kızları hepsi de çınar
Biz çalar oynarız…”
Dostlar, çok büyük “zenginlik..” içindeyiz aslında..
Ah bu öyküler ve de türküler ve de uzayıp giden tarihimiz ve de büyük çabalarla gerçekleştirdiğimiz talihimiz..
Temmuz’un bu son hafta günleri beni alıp yüzyıl önceki Büyük İnsanlık Yürüyüşü günlerine götürdü..
Sevgiyle ve üretkenlikle kalın..

YORUM EKLE