Arılarda Varroa Jacobsoni Hastalığı

Dursun Ali Şimşek

12-09-2018 13:51

Arılarda Varroa Jacobsoni Hastalığı

Varroosis, Varroa jacobsoni Oudemans adı verilen arı akarının sebep olduğu; arılarda kanat ve bacaklarda deformasyon, kısa bacaklılık, kısa karınlılık gibi vücut anomalileri ve ergin arılarda düşkünlük, verim düşüklüğü gibi semptomlarla kovanlarda sönmeye varan etkiler oluşturan, kolaylıkla bir kovandan diğerine bulaşabilen, diğer hastalıklara zemin hazırlaması ile de oldukça önem arz eden bir hastalıktır.

Varroosis, ihbarı mecburi hastalıklardandır.

Varroanın dişisi oval görünümde ve koyu kahve renktedir. Vücut uzunluğu 1.1-1.3 mm, eni ise 1.5-1.7 mm arasında değişmektedir. Vücudun alt kenarı 4 çift bacak ile çevrilidir. Ağız yapısı sokucu ve emicidir. Gerek ergin gerekse larva ve pupa döneminde arının kanını emerek beslenir. Bu nedenle arıya her dönemde zarar verir. Erkek varroa, sarı-gri renkte yuvarlak görünümlü, dişi varroaya oranla daha yumuşak bir kitin ile kaplıdır. Erkek varroalar dişi ile çiftleşme sonrası öldüklerinden yetişkin arı üzerinde görülmezler.

Varroanın kolonilerde üremesi ilkbahar kuluçka faaliyetiyle birlikte başlar. Sonbaharda bu faaliyetin sona ermesine kadar sürer. Kışı yalnızca ergin dişiler geçirir. Varroanın üreme ve gelişmesi kapalı yavru gözlerinde gerçekleşir. Ergin dişiler yavru gözlerinin kapanmasından hemen önce bu gözlere girerek iki gün sonra yumurta bırakmaya başlarlar. İlk 24 saatte yumurtalardan 6 bacaklı larvalar çıkar ve tüm gelişim erkeklerde 6-7 günde, dişilerde ise 8-10 günde tamamlanmaktadır. Gelişimini tamamlayan varroalar kapalı yavru gözü içinde çiftleşirler. Çiftleşmeden hemen sonra erkek ölür. Dişiler ise beslenmeyi sürdürerek arıların gözden çıkması ile birlikte gözü terk ederler.

 

Hastalığın Kovanda Yaptığı Zararlar

a) Varroa, larva, pupa ve erginlerin hemolenfleri ile beslendiğinden, yavru arılar iyi gelişemez, erginler ise güçsüzdür ve uçamazlar. Parazitten kurtulmak için çırpınır ve huzursuz olurlar.

b) Arı ailesindeki erkek arı sayısı belirgin bir şekilde düşer. Erkek arıların çiftleşme yeteneği azalır.

c) Ana ve işçi arıların ömürleri kısalır. İşçi arılar normalden küçük olur. Özellikle pupa döneminde önemli ölçüde canlı ağırlık kaybı olur.

d) Gözden çıkan genç arılarda kanatsızlık, tek veya kısa kanatlılık, eksik bacak, kısa karın gibi anomaliler görülür.

e) İşçi arıların yavru bakımı zayıflar ve buna bağlı olarak ananın yumurtlama kapasitesi azalır

f) Petek gözlerinde ölü larva sayısı fazla ise, arılar bunları dışarı atamazlar. Bu nedenle gözlerde kuruyan larvalar Avrupa Yavru Çürüklüğü benzeri belirtileri oluştururlar. Ancak koku yoktur, mühürlenmiş petek gözlerinin kapakları koyu renklidir, delikler oluşmuştur fakat içeriye çökük değildir ve çevresi beyazlaşmıştır.

g) Varroa’ların beslenmesi sırasında açtıkları yaralar, çeşitli hastalık etkenleri için elverişli bir ortam oluşturur. Arıların hastalıklara karşı direnci de azalır. Özellikle direnç düşüşü sonrası meydana gelen akut paralizis virüsüne duyarlılığın artışı dikkat çekicidir.

h) Varroa’dan dolayı zayıf düşen koloniler yağmalanırlar.

ı) Arılar huzursuz oldukları için bazen kış salkımı yapamazlar.
Hastalığın Teşhisi
Varroa jacobsoni işçi, erkek, kraliçe (ana) arıların üzerinde, üreme gözesinde, balmumu artıkları ya da polende, kovanın zemini ve uçuş yerinde aranmalıdır.
Varroa ile bulaşık kolonilerde hastalığın gelişmesinde genellikle üç dönem görülür.

Birinci dönem; Kolonide çok az sayıda parazit vardır ve herhangi bir hastalık belirtisi görülmez.

İkinci dönem; Nispeten daha kısa sürelidir ve bu dönemde tek tük Varroa’lar görülmeye başlar, ancak bu durum kovanda çok sayıda parazit olabileceğini gösterir. Kolonide huzursuzluk, verimde düşüklük, kanatlarda atrofi, karında siyahlaşma gibi belirtiler dikkati çekmeye başlar.

Üçüncü dönem; Artık ileri bir enfestasyon ve hastalık tablosu söz konusudur. Hemen hemen her arıda bir veya daha fazla sayıda parazit mevcuttur. Yavru ve erginlerde ölüm yüksek oranda görülür. Bu durumdaki koloniler genellikle sönerler.

 

Klinik muayenede uygulanan metotlar;

a) Canlı ergin arıların üzerleri, kapalı yavru gözleri (özellikle erkek arı gözleri), kovan dip tahtası ile üzerindeki balmumu ve diğer artıklar dikkatli bir şekilde kontrol edilmelidir. Dikkatlice incelenecek olursa, parazitleri ergin arılar üzerinde görmek mümkündür.

b) Pratikte uygulaması çok kolay olan kesin teşhis yöntemleri şunlardır.
Kovan açıldıktan sonra kovanın orta çerçevelerinden biri alınarak, boş bir yem çuvalı veya bez üzerine arıcı fırçası ile yaklaşık 150-200 adet arı silkelenir. Oradan da boş bir kavanoza arılar aktarılır. Kavanozun içine biraz eter püskürtülür ve 5-10 dk. kavanoz çalkalanır. Arılarda bulunan Varroa’lar ayrılırlar ve bir kısmı kavanozun iç yüzeyine yapışır. Ölen arılar beyaz bir kağıt üzerine çıkarılır. Arılar ve Varroa’lar sayılarak arı başına düşen akar sayısı da saptanır.

Diğer bir yöntem de, 150-200 adet arı, içinde sıcak su (50°C) bulunankavanoza konur, arada bir çalkalanır, yaklaşık 10 dakika sonra arılar kavanozdan alınır. Kalan tortu parazitler yönünden kontrol edilir.

c) Ergin arı örnekleri alınarak içerisinde deterjan solüsyonu, hexane, gazyağı, mazot, ethanol veya alkol gibi maddelerden birisi bulunan bir kavanoz içine konur. 1-30 dakika kadar kavanoz çalkalandıktan sonra arılar çıkarılır ve kavanozdaki mayi tülbent üzerine dökülerek süzülür. Tülbent üzerindeki akarlar alınır. Bu yöntemle de arı başına düşen akar sayısı saptanabilir.

d) Kovanın dip tahtası üzerindeki döküntülerden akarın kolayca ayrılmasını sağlamak üzere, özgül ağırlığı sudan hafif olan yemeklik sıvı yağlardan yararlanılır. Bir kavanoz içinde bulunan sıvı yağa kovan dip tahtasındaki artıklar (1 kısım döküntü, 10 kısım yağ içine boşaltılıp bir çubukla iyice karıştırılmalıdır) atılır. Çeşitli artıklar hızla dibe çökerken, V.jacobsoni, Braula coeca ve bazı kitinli parçalar yağın üzerinde toplanır. Belirli dönemlerde kovan dip tahtası, balmumu artıkları, ölü arılar dikkatlice mikroskop altında veya büyüteçle incelenmelidir.

e) Kapalı yavru gözlerinde Varroa bulunup bulunmadığını tespit etmek için, erkek ve işçi arı gözleri ince uçlu bir pensle açılarak larvalar dikkatlice dışarı çıkarılır. Büyüteç yardımıyla larvalar ve petek gözleri incelenir. Böylece Varroa’nın gelişme dönemleri de (larva, protonimf, deutonimf) görülebilir.

f) Kovanda bal olmadığı dönemlerde bir tabaka beyaz karton veya plastik ile delik büyüklüğü 2 mm veya biraz daha büyük kafes teli, aralarında 6 mm kalacak ve kafes teli üstte olacak şekilde tutturulur ve bir çerçeveye bağlanır. Bu çerçeve larva bulunan peteklerin altına yerleştirilir. Fumigant bir akarisit kullanılmasından 30-40 dakika sonra yetişkin arıların vücudunda, üreme gözlerinde, balmumu artıklarında, kovanın diğer artıklarında ve kovan tabanına yerleştirilen beyaz karton üzerinde parazit aranmalıdır. Varsa ölü akarlar kafes telindeki deliklerden geçer ve kağıt üzerine düşerler. Kafes telinin görevi arıların düşen akarları temizlemesine engel olmaktır. Böyle uygulamalar akar ölümlerinin çok olduğu sonbahar ve yaz aylarında iyi sonuç vermektedir. Ayrıca bu yöntemle, enfestasyonun az olduğu kolonilerdeki parazitlerin tespiti de mümkün olmaktadır. Bu sonuncu uygulama, yaz aylarında arılar kovana girdikten sonra akşam saatlerinde yapılır. Ertesi gün, kağıt ve kafes telinin tutturulduğu çerçeve çıkarılarak ölü akarların varlığı tespit edilir.

Varroa’nın gerek yayılma yollarının çokluğu, gerekse koloni biyolojisine çok iyi adapte oluşu mücadeleyi zorlaştırmaktadır. Parazitle mücadelede fiziksel, biyolojik ve kimyasal çeşitli yöntemler denenmektedir. Fiziksel ve biyolojik mücadele arıların kovana bal nektarı getirdiği dönemde, kimyasal mücadele ise balın hasadından sonra, yavrunun en az olduğu dönemde yapılır.

 

a) Fiziksel Mücadele:

Fiziksel mücadele, Varroa’ların kovan içi uygun yaşam koşullarını belirli bir süre değiştirmek amacıyla uygulanan ısı uygulamalarıdır. Özel hazırlanmış kovanlarda kovan sıcaklığı yapay yollarla, kontrollü olarak 46°C’ye çıkartıldığında, akar bu sıcaklıkta %74-98 oranında ölerek, kovan dip tahtasına düşmektedir. Kimyasal bir bileşik kullanılmaması, balda kalıntı sorununu ortadan kaldırmaktadır. Ancak bu yöntem pahalı ve dikkat isteyen, herkesin kolaylıkla uygulayabileceği bir yöntem değildir.

b) Biyolojik Mücadele:

Bilindiği gibi dişi varroalar ilkbahar döneminde yumurta atmak için erkek arı gözlerini tercih ederler. Bu dönemde kolonilere üzerinde erkek arı gözü bulunan petekler verilerek dişi varroaların erkek arı gözlerinde toplanması sağlanır. Bu gözler kapandıktan sonra kovandan çıkartılarak imha edilir. Böylece dişi varroanın bu dönemde attığı yumurtalar ve kendisi erkek arı pupaları ile birlikte yok edilmiş olur. Bu dönemde koloniye yarısı kesilmiş petekli çerçeve verildiğinde, arılar peteğin alt kısmına erkek arı gözlü yeni petek örerek tamamlarlar. Varroalar erkek arı gözlerinde çoğalmayı tercih ettiklerinden gözlerin kapanmasından hemen önce bu gözlere girerler. Bu gözlerin kapanmasından sonra erkek arı gözlü petek kesilerek imha edilir. Bu yöntemle kolonideki varroa miktarını azaltmak mümkündür. Ancak aynı zamanda işçi arı gözlerinde de çoğalan varroalar etkinliğini sürdürür.

Bir başka mücadele yöntemi, nektar akımı döneminde işçi arı gözleri içerisine bırakılan varroa yumurtalarını yok etmeye yönelik çalışmadır. Bu yöntemde, koloninin ana arısı ana arı ızgarası kullanılarak bir çerçeveye hapsedilir ve böylelikle bütün varroa yumurtalarının bir petekte toplanması sağlanır. Bu petek kapalı yavru döneminde kovandan çıkartılarak imha edildiğinde kovandaki varroa yumurtalarının tamamı yok edilmiş olur. Bu yöntemin dezavantajı her dönemde uygulanamaması ve koloni gelişimini kısmen engellemesidir.

c) Kimyasal Mücadele :

Akarisid özelliğe sahip çeşitli kimyasal maddelerle yapılan mücadeledir. İlaç uygulamalarında şu noktalara dikkat edilmelidir.

a) Laboratuvar testlerinden geçirilmemiş, arı ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkisi olan kimyasal maddeler kullanılmamalıdır,

b) İlaçlar mutlaka tarif edildiği şekilde ve uygun dozda kullanılmalıdır,

c) Bal hasatı döneminde kesinlikle ilaçlama yapılmamalı, erken ilkbahar ve geç sonbaharda ilaçlama yapılmalıdır.

d) İlaçlama genellikle hava sıcaklığının 14° C’nın üstünde olduğu günlerde ve arıların kovana döndükleri tercihen akşam saatlerinde yapılmalıdır,

e) Kovanda bölme tahtaları varsa ilaçlama sırasında çıkartılarak arıların serbest hareket etmeleri sağlanmalıdır, Fumigant şeritlerin alevli yanmamasına dikkat edilmeli, uygulama sırasında maske, eldiven, gözlük takılmalıdır.

Bu kapsamda erken ilkbahar ve özellikle geç sonbahar döneminde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından bal arıları için bu amaçla ruhsatlandırılmış ve veteriner hekim reçetesi ile satılacak ilaçlar kullanılmak suretiyle düzenli ilaçlama yapılmalıdır. Bu şekilde balda ilaç kalıntısının en aza indirgenmesi de temin edilmiş olacaktır.

Ayrıca coğrafi durum ve iklim şartları çerçevesinde aynı bölgedeki tüm arılıkların da eş zamanlı olarak ilaçlanması sağlanmalı ve bu denetlenmelidir.

Münavebeli olarak ilaç kullanımının sağlanması, Varroaların bu kimyasallara direnç kazanmasının önlenmesi açısından çok önemlidir. Çünkü, az sayıdaki akarın dirençliliği bile dirençli popülasyonların oluşmasına neden olabilmektedir.

Hastalıktan şüpheli çerçevelerden 10×10 cm. ebadında usulüne uygun olarak kesilmiş tercihen kapalı yavru gözlerinin bulunduğu petek parçaları, kontrplaktan veya tahtadan yapılmış kutularda, hasta ve ölmüş arılar ile kovanlardan toplanan artık maddeler (dip tahtası üzerindeki döküntülerden toplam 200 gr. olmak üzere) ise kağıtlara sarılarak laboratuvara yollanmalıdır.
Yaz aylarında ve sonbaharda 10-20 kovanın orta çerçeveleri üzerinde bulunan arılardan 100-200 kadar canlı erişkin arı, arıcı fırçası ile plastik veya cam benzeri uygun bir kavanoza konularak ve laboratuvara gönderilmelidir.

DİĞER YAZILARI Tavuk Kolerası – Pasteurella 01-01-1970 03:00 Koyunlarda Oestrus Ovis (Oestrosis, Burun Kurtları, Büvelek) 01-01-1970 03:00 Arılarda Amerikan Yavru Çürüklüğü 01-01-1970 03:00 Güvercinlerde Sallabaş Hastalığı – Opistotonus 01-01-1970 03:00 Kediler Neden Aşırı Miyavlar? – Vokalizasyon 01-01-1970 03:00 Kedilerde Kanser Hakkında Bilgiler 01-01-1970 03:00 Güvercinlerde Sallabaş Hastalığı – Opistotonus 01-01-1970 03:00 Kedi ve Köpeklerde Aşı Uygulamalarıyla İlgili Kılavuz 01-01-1970 03:00 Köpek ve Kedilerde Aşılama Gerçekleri 01-01-1970 03:00 Tavuk Kolerası – Pasteurella 01-01-1970 03:00 Güvercinlerde Hexamitiasis Parazit Hastalığı 01-01-1970 03:00 Kaplumbağlar Neden Güneşlenmeli? 01-01-1970 03:00 Atlarda Yaz Kanaması (Parafilariosis) 01-01-1970 03:00 Kaplumbağalarda Yumurtlama ve Kuluçka Zamanı? 01-01-1970 03:00 Kedilerde Aşı Takvimi 01-01-1970 03:00 Tavşanlarda Koksidiyoz Hastalığı 01-01-1970 03:00 Yeni Doğan Yavru Kedilerde Beslenme 01-01-1970 03:00 Kedilere Tuvalet Eğitimi Nasıl Verilir? 01-01-1970 03:00 Hamsterlar Hakkında Bilinmesi Gerekenler 01-01-1970 03:00 Hamsterlarda Beslenme ve Barındırma 01-01-1970 03:00 Dünya Veteriner Fakülteleri Sıralamasında Dereceye Girme Başarısı 01-01-1970 03:00 Bukalemunlar Nasıl Renk Değiştiriyor? 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Ketozis 01-01-1970 03:00 İneklerde Süt Humması – Doğum Felci – Paresis Puerperalis – Hipokalsemi 01-01-1970 03:00 Bovine Viral Diarrhea (BVD), Mucosal Disease 01-01-1970 03:00 Coryza Gangrenosa Bovum (CGB) – Malignant Catarrhal Fever (MCF) 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Akabane Hastalığı 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Rift Vadisi Humması (Rift Valley Fever, RVF) 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Mavi Dil Hastalığı (Bluetongue, BT) 01-01-1970 03:00 Epizootik Hemorajik Hastalık – Epizootic Hemorrhagic Disease – EHD 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Kuduz Hastalığı – Rabies 01-01-1970 03:00 Sığırların Enzootik Leukosis, Bovine Lymphosarcome, Leukemia, Malignant Lymphoma 01-01-1970 03:00 Lumpy Skin Disease (LSD), Derinin Viral Nodüler Hastalığı 01-01-1970 03:00 Bovine Papuller Stomatitis 01-01-1970 03:00 Yalancı Sığır Çiçeği 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Ülseratif Mamillitis 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Papillomatosis 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Transit Tetani 01-01-1970 03:00 2018 Süt Fiyatları Açıklandı Ama! 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Osteomalazi – Kemik Yumuşaması 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Puerperal Hemoglobinuri 01-01-1970 03:00 Kanatlı Hayvanlarda Kan Alma Yerleri 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Raşitizm 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Arsenik Zehirlenmesi 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Flor Zehirlenmesi (Florosis) 01-01-1970 03:00 Tuz (NaCl) Zehirlenmesi 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Theileriosis 01-01-1970 03:00 Dişi Köpeklerde Kızgınlık (Çiftleşme) Dönemi 01-01-1970 03:00 Kedilerde Kızgınlık 01-01-1970 03:00 Buzağılarda Ascariasis 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Verminöz Pneumoni (Paraziter Bronkopnömoni) 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Bunostomiasis 01-01-1970 03:00 Köpek Yavrularının Beslenmesi 01-01-1970 03:00 Köpeklerde Salmonellosis 01-01-1970 03:00 Kuzularda Nekrobasillozis 01-01-1970 03:00 Doğu Amerika At Ensefaliti 01-01-1970 03:00 Atlarda Sancı ve Sancılı Atlarda Muayene Parametreleri 01-01-1970 03:00 Tavuklarda Şişkin Baş Hastalığı 01-01-1970 03:00 Kuş Gribi, Tavuk Vebası, Avian İnfluenza 01-01-1970 03:00 Kedilerin Zoolojik Sınırflandırması (Klasifikasyon) 01-01-1970 03:00 Keçilerde Kazeöz Lenfadenitis (Pseudotuberkülosis) 01-01-1970 03:00 Çiftlik Koyunlar Koyunlarda Kazeöz Lenfadenitis (Pseudotuberkülosis) 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Yalancı Kuduz (Aujesky) 01-01-1970 03:00 Downer Cows (Yatalak) Sendromu 01-01-1970 03:00 Bovine Immun Yetmezlik Virus Enfeksiyonu – BIV 01-01-1970 03:00 Buzağıların Viral İshalleri-Rotavirus, Coronavirus 01-01-1970 03:00 Veteriner Hekim Kimdir? 01-01-1970 03:00 Sığır Vebası 01-01-1970 03:00 Köpekler İçin Zehirli Olabilecek Yiyecekler Nelerdir? 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Şap, Foot and Mouth Disease, FMD 01-01-1970 03:00 Enzootik Pneumoni 01-01-1970 03:00 Köpeklerde Kıl Dökülmesi – Alopesi 01-01-1970 03:00 Bovine Respiratorik Syncital Virus Pneumonisi-BRSV 01-01-1970 03:00 Enfeksiyoz Bovine Rhinotracheitis-IBR 01-01-1970 03:00 Kurudaki İneklerin Besin Maddeleri Gereksinimleri Nelerdir? 01-01-1970 03:00 Buzağılarda Cryptosporidiosis 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Tick Borne Fever 01-01-1970 03:00 Bovine Petechial Fever 01-01-1970 03:00 Kış Dizanterisi 01-01-1970 03:00 Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) 01-01-1970 03:00 Bovine Spongiform Encephalopathy – Deli Dana Hastalığı – BSE 01-01-1970 03:00 İneklerde Hipofosfatemi 01-01-1970 03:00 Tavşanlarda Ayak Apseleri 01-01-1970 03:00 Köpeklerde Mama Tavsiyeleri 01-01-1970 03:00 Köpeklerde Tuvalet Eğitimi 01-01-1970 03:00 Hamile Köpeklerde Beslenme 01-01-1970 03:00 Abyssinian Kedi Irkı 01-01-1970 03:00 Saanen Keçisi 01-01-1970 03:00 Koyunlarda Babesiosis (Ağrıması, Piroplasmosis) 01-01-1970 03:00 Köpeklerde Dirofilaria İmmitis (Kalp Kurdu) 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Farengitis ( Pharyngitis – Yutak Yangısı ) 01-01-1970 03:00 Koyunların Yapağı Yeme – Mallophaga Hastalığı 01-01-1970 03:00 Atlarda Ruam (Mankafa) Hastalığı 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Stomatitis 01-01-1970 03:00 Veteriner Adli Tıp 01-01-1970 03:00 Dogo Arjantin 01-01-1970 03:00 Nelore Sığır Irkı 01-01-1970 03:00 Keçilerde Şap, Foot and Mouth Disease, FMD 01-01-1970 03:00 Van Kedi Irkı 01-01-1970 03:00 Kedi ve Köpeğinize Asla Yapmamamız Gereken 8 Durum? 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Tüberküloz (Tuberculosis) 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Yanıkara Hastalığı 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Tetanoz 01-01-1970 03:00 Papağanlarda Gaga ve Tüy Hastalığı (PGTH) 01-01-1970 03:00 Koyunlarda Kara Hastalık 01-01-1970 03:00 Akkaraman Koyun Irkı 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Aktinomikoz 01-01-1970 03:00 Su Kaplumbağaları 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Pasteurella (Shipping Fever) 01-01-1970 03:00 Contagious Bovine Pleuropneumonia (CBPP) 01-01-1970 03:00 Koyunlarda Listeriosis 01-01-1970 03:00 Keçilerde Listeriosis 01-01-1970 03:00 Iguanaları Tanıyalım 01-01-1970 03:00 Koyunlarda Dermatophilosis 01-01-1970 03:00 Keçilerde Dermatophilosis 01-01-1970 03:00 Atlarda Dermatophilosis 01-01-1970 03:00 Zoonoz Hastalıklar Nedir? 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Trichophytie (Kellik) 01-01-1970 03:00 Sığırlarda Trichophytie (Kellik) 01-01-1970 03:00 Anaplasmosis 01-01-1970 03:00 Koyunlarda Anaplasmosis 01-01-1970 03:00 Köpek Evrimi 01-01-1970 03:00 Keçilerde Anaplasmosis 01-01-1970 03:00 Köpeklerde Taurin Eksikliği 01-01-1970 03:00 Kedilerde Taurin Eksikliği 01-01-1970 03:00 Sığırların Sporadik Ensefalomiyelitis 01-01-1970 03:00 300 KOYUN 01-01-1970 03:00