Grip Aşısı Yok Diye Yaygara Koparanlar Neredeler?

Grip vakalarının önceki yıllara göre yüzde 95 oranında azaldığı ve son 130 yılın en düşük seviyesinde olduğu açıklandı (1).

Hiç şaşırmadım, bunun böyle olacağı kış mevsimini grip ve soğuk algınlığı vakalarındaki çok büyük azalmalarla atlatan Güney Yarıküre ülkelerine ait verilerden belli idi.

Bu azalmanın koronavirüslere karşı alınan tedbirlere bağlanmasını doğru bulmuyorum.

Bu tedbirler gerçekten etkili olsaydı KOVİD vakalarında da benzer bir azalma olması gerekirdi.

Çünkü bunların hepsi solunum yoluyla ve aynı mekanizma ile bulaşıyor.

Oysa KOVİD vakalarında azalma bir tarafa salgın tüm dünyada devam ediyor.

Bu azalmayı daha önce de birkaç defa yazdığım gibi “virüsler arası rekabete” bağlamak daha doğrudur (2, 3, 4).

Grip aşısı için kıyamet koparanlardan ses çıkmıyor

Yaz sonunda yeteri kadar grip aşısı yok diye kıyamet koparanların sadece “yaygara” yaptıkları veya tamamen siyasi maksatlarla konuştukları da anlaşılmış oldu.

Bundan önceki sezonlarda vatandaşlar da doktorlar da grip aşılarına ilgi duymuyor, ithal edilen bir milyondan biraz fazla grip aşısının bir kısmı elde kalıyordu.

Aşıların henüz ülkemize gelmediği dönemde “İlle grip aşısı olacağız” diye tutturan doktor ve sağlık çalışanlarının önceki sezonlarda yalnız yüzde 5 kadarı aşı oluyordu.

Grip aşıları geldi ama “İlle de aşı” diye tutturanlar ortada görünmez oldu.

Sağlık Bakanı’ nın şu sözleri durumu açık ve net olarak ortaya koyuyor (5):

Toplam 2 milyon 300 bin almıştık. 600 bin sağlık çalışanlarına yaptık gerisi hala elimizde. Sağlık çalışanlarının da yarısı yaptırmak istedi. Geri kalanı istemedi. Bu sene kıyamet koptu grip aşısı diye, geçen sene kaç sağlık çalışanı yaptırmıştı bütün Türkiye’de size söyleyeyim. Sadece 55 bin.”

Böylece grip aşılarının “bulunmadıkları zaman değerli oldukları” da ispatlanmış oldu.

Korkutma mütehassısları da sırra kadem bastı

Koronavirüs pandemisine grip pandemisinin de ekleneceği yani çifte pandemi yaşanacağı, her iki hastalığın karıştırılacağı, her iki virüsün aynı kişide aynı anda hastalık yaparak çok daha ağır ve ölüm riski yüksek tablolara sebebiyet vereceği şeklinde korkutucu iddialar ortaya atılmıştı (6, 7, 8).

Fauci de bu kampanyanın şakşakçılarından biriydi:

‘Grip bu sene geçen senelere göre farklılaşabilir. Gripli kişi bize boğaz ağrısı, burun akıntısı, yüksek ateş değil de sırt ağrısı ile başvurabilir’ diyerek tanı koymakta zorlanacağımızı söyledi. Bu da demek oluyor ki COVID’e yakalanan bir hastanın üzerine bir de grip olması tabloyu daha karmaşık ve vahim bir hale getirecek. Normalde ayaktan tedavi ve takip yapabileceğimiz birçok hastanın hastanede yatışı gerekebilecek ki bu da bizi yatak kapasitesi bakımından zora sokacak!”

Oysa ben şunları yazmıştım:

KOVİD+ influenza birlikteliği iddiası elbette nazari olarak mümkün ve zaten biyolojide “imkânsız” diye de bir şey yok. Gel gelelim eldeki veriler bu tür korkutucu bir iddianın gerçekleşme ihtimalinin çok düşük olduğunu gösteriyor (6).

Gelelim neticeye

Bu sene daha az grip vakası olması kuvvetle muhtemel olduğu, KOVİD ve gribin çok düşük bir ihtimalle bir arada bulunabileceği, grip aşısının etkinliğinin her sene farklı olduğu ve bazen hiç korumadığı, grip aşısının ağır hastalık ve ölümleri önlediğine dair bir veri olmadığı, grip aşısının KOVİD’ i önlemeyeceği dikkate alındığında grip aşısı bulamayan vatandaşların ve tabibanın “Neden grip aşısı yok” diye tutturmalarının mantıklı bilimsel bir açıklaması yoktur.

Olay grip aşısının bulunmuyor olmasının siyasete alet edilmesi, bundan hareketle Sağlık Bakanlığı’ nın yıpratılmak istenmesidir.

Bu, siyasetçilerin en tabii hakkıdır ama “bilim beyefendi ve bilim hamfendilerinin” siyasete bulaşmaları hoş değildir; bu yüzden tıbbın itibarı sarsılıyor.

55 sene grip aşısı olmayan bir enfeksiyon hastalıkları profesörünün bu sene birden grip aşısı meftunu olması başka nasıl açıklanabilir ki?

Şunu da bilin ki, “ille de grip aşısı” diyenlerin yüzde kaçının düzenli grip aşısı yaptırdığı araştırılsa inanın yüzde 10’ dan fazla bir oran çıkmayacaktır (8).

YORUM EKLE