Mısır Şurubu Hayatı Kısaltıyor,Üremeyi Azaltıyor

Yeni yapılan bir araştırmada yüksek früktozlu mısır şurubunun sofra şekerinden daha “toksik” olduğu, dişi farelerin ömrünü kısalttığı, üreme oranlarını azalttığı tespit edildi (1).

Araştırma Journal of Nutrition isimli tıp dergisinde mart ayında yayınlanacak.

Milli Sağlık Enstitüsü (National Institutes of Health) ve Milli Bilim Vakfı (National Science Foundation) tarafından desteklenen çalışma mısır şurubunda ve sofra şekerinde (sükroz) bulunan früktoz-glikoz karışımının etkilerinin farklılığını ortaya koymak için düzenlendi.

Mısır şurubunda früktoz ve glikoz “monosakkarit” buna karşılık sofra şekerinde ise “disakkarit” şeklinde bulunuyor ve bunların sağlık üzerine etkilerinin farklı olduğu ileri sürülüyor.

40 hafta süreyle diyetteki kalorilerinin yüzde 25’ ini mısır şurubunda bulunan ve monosakkarit olarak bilinen früktoz ve glikozdan alan dişi farelerde ölüm oranının, kalorilerinin yüzde 25’ ini sükrozdan alan dişi farelere göre 1.87 fazla olduğu tespit edildi.

Mısır şurubu ile beslenen farelerin yavrulama oranları da sükrozla beslenenlere nazaran yüzde 26.4 az bulundu.

Bu üreme eksikliğinin mortalite farklarından önce mevcut olması, früktoz/glikoz monosakkaritlerle beslenmenin ölümden önce fizyolojik bozukluklara yol açtığını düşündürüyor.

Buna karşılık ölüm ve üreme oranları erkek farelerde mısır şurubu ve sofra şekeri ile beslenenlerde farklı değildi ve bu durum erkek fareler için her iki şekerin de aynı derecede zararlı olduğu şeklinde değerlendirildi.

Araştırmacılar bu sonuçları, “kalori bakımından eşdeğer olmalarına rağmen mısır şurubunun ölüm ve üreme üzerine sofra şekerine göre daha zararlı olduğu” şeklinde yorumluyorlar.

Amerika’ lıların şekerle imtihanı

Uzmanlara göre Amerika’ lıların yüzde 13-25’ inin diyetinde kalorilerinin yüzde 25 veya daha fazlası ilave şekerden kaynaklanıyor (2).

Araştırmacılardan James Ruff’ un çalışmasına göre:

Amerikan diyetindeki ilave şekerin yüzde 44’ ü sükroz, yüzde 42’ si yüksek früktozlu mısır şurubu ve yüzde 14’ ü de bal gibi diğer früktoz ve glikoz kombinasyonlarından geliyor.

Buna karşılık global ilave şeker tüketiminin sadece yüzde 8’ i yüksek früktozlu mısır şurubudur.”

Araştırmanın bir diğer uzmanı Wayne Potts da şunları dile getiriyor:

Diyabet-obezite-metabolik sendrom salgını 1970’ lerin ortasından itibaren diyetteki ilave şekerin arttığı ve sükroz yerine yüksek früktozlu mısır şurubuna geçildiği dönemle beraber başladı.

Her iki şeker türünde de früktoz-glikoz miktarları birbirine yakın ama bunların moleküler bileşimleri farklıdır.

Mısır şurubunda früktoz ve glikoz ayrı moleküller (monosakkarit) iken sükrozda her iki şeker birbirine kimyasal olarak bağlıdır (disakkarit).

Farklı şekerlerin bağırsaklarda farklı mikropları etkilemesinin mümkün olduğunu düşünüyoruz.”

Endüstri itiraz ediyor

Araştırma, hazır gıda endüstrisinin ağzının “tadını” kaçırıyor ve itirazları da gecikmiyor (3):

Araştırmanın bilimsel geçerliliği yoktur ve yüksek früktozlu mısır şurubu tüketmenin etkileri yanış değerlendirilmiştir.

Fareler ve insanlar arasındaki fizyolojik ve psikolojik çok büyük farklılıklar vardır.

Bir gıdanın farelerde sağlığa olan etkilerinin insanlar için de geçerli olduğu asla söylenemez.”

Şeker beyaz zehirdir!

Sağlıklı yaşamak için “vücudumuzun şekere ihtiyacı” yoktur.

Şeker “bağımlılık yapan bir zehir” dir.

Başta obezite, diyabet, kanser ve kalp-damar olmak üzere pek çok hastalığın artışından hayvani doymuş yağlar (yumurta, tereyağı, et…) değil “şeker” mesuldür.

Hayvan ve insan çalışmaları, şekerin sağlığa olan menfi tesirlerinin bağırsaklardaki mikrop miktar ve çeşitliliğimi bozmasından kaynaklandığını gösteriyor.

Gelelim neticeye

BİR: Zehirlemekte ısrarlı olanlara hiç değilse mısır şurubu değil de sofra şekeri ile zehirlenmelerini tavsiye ediyorum.

İKİ: Her geçen gün giderek artan kısırlıkta “şekerin” mesuliyetini hem doktorlara hem idarecilerimize hatırlatırım.

ÜÇ: Şeker yiyip ağızının tadını bozmayın.

YORUM EKLE